ABONE topluluğumuza katılın ve iletişimin bir parçası olun.

Bize Katılın! Yeşil İş gündemine dair en güncel içeriklerden haberdar olmak için topluluğumuza katılın. E-posta adresinizi girerek veya "Abone Ol" butonuna tıklayarak Yeşil iş Platformu’na abone olabilirsiniz. Gizliliğiniz önceliğimizdir; bilgilerinizi özenle korur, size yalnızca değerli içerikler ulaştırırız.

Perşembe, Nisan 3, 2025

Yeni Nesil Soğutucular Gerçekten Çevre Dostu mu?

Dünya genelinde çevreye zarar veren kimyasallardan kaçınmak için geliştirilen yeni nesil soğutucuların (HFO’lar) sanıldığı kadar masum olmayabileceği ortaya çıktı.

Bilim insanlarının yaptığı yeni bir araştırmaya göre, yeni nesil soğutucuların yapımında kullanılan kimyasalların bazıları, atmosferde parçalandığında güçlü sera gazlarına dönüşebiliyor. Üstelik bu gazlardan bazıları, daha önce çevreye verdiği zarar nedeniyle yasaklanan bileşiklerle benzer özellikler taşıyor.

HFO’lar Çözüm mü, Yeni Bir Tehdit mi?

Soğutma sistemlerinde kullanılan kimyasallar zamanla çevreye zarar verdiği tespit edilen maddelerle değiştirildi. Önce ozon tabakasına zarar veren CFC’ler yasaklandı, ardından güçlü sera gazları içeren HFC’lerin kullanımı sınırlandı. Şimdi ise HFC’lerin yerine çevre dostu olduğu düşünülen hidrofloroolefinler (HFO’lar) tercih ediliyor. Ancak yeni bir araştırma, bu kimyasalların atmosferde parçalandığında yine çevreye zarar verebilecek bileşiklere dönüştüğünü gösterdi.

UNSW Kimya Bölümü’nden Dr. Christopher Hansen liderliğindeki ekip, HFO’ların parçalanma sürecini laboratuvar ortamında inceledi. Sonuçlar, bu kimyasalların, güçlü bir sera gazı olan fluoroform (HFC-23) ürettiğini gösterdi. HFC-23, karbon dioksitten 14.000 kat daha fazla küresel ısınmaya katkı sağlayan bir gaz ve atmosferde 200 yıla kadar kalabiliyor. Dr. Hansen, “HFO’ların çevresel etkilerini tam olarak anlamış değiliz. Ancak geçmişte yapılan hataları tekrarlamamak için, bu kimyasalların yaygın kullanımı öncesinde olası zararlarını araştırıyoruz.” dedi.

Bilim İnsanları Uyarıyor

Araştırma, HFO’ların tamamen güvenli olduğu yönündeki iddiaları sorgularken, bu gazların uzun vadeli etkilerinin daha kapsamlı şekilde incelenmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Dr. Hansen, “Geçmişte, kurşunlu benzin, ölümcül hava kirliliği olayları ve ozon tabakasındaki delik gibi çevresel krizler, genellikle yeterli bilimsel veri olmadan alınan kararların sonucuydu. Bu kez, önceden önlem alma şansımız var.” diye ekliyor.

Bu yeni bulgular, sürdürülebilir soğutma teknolojilerine yönelik küresel çabaların yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir. Geçmişte yapılan hatalardan ders almak ve gelecekte daha çevre dostu çözümler geliştirmek için bilim insanları araştırmalarına hız kesmeden devam ediyor.

Kaynak: Science Daily

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Daha fazlası...