Türkiye İklim Risklerine Karşı Rotasını 2035’e Uzatıyor

1 Eylül 2026 | İklim Değişikliği, Politika ve Düzenlemeler | 0 yorum

Türkiye’nin iklim değişikliğine uyum yol haritası yeniden şekilleniyor. 2024-2030 dönemini kapsayan İDUSEP’in güncellenmesiyle uyum politikasının 2035’e taşınması hedeflenirken, asıl kritik mesele planın kaç eylem içerdiğinden çok bu eylemlerin ne kadar ölçülebilir ve izlenebilir olacağı.

Türkiye, iklim değişikliğinin etkilerine karşı yalnızca emisyonlarını azaltmaya değil, değişen iklim koşullarına hazırlanma kapasitesini de güçlendirmeye çalışıyor. Bu kapsamda İklim Değişikliğine Uyum Stratejisi ve Eylem Planı’nın (İDUSEP) güncellenmesine yönelik çalışmalar sürüyor. İklim Değişikliği Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen süreçte temmuz ayında sektörel çalıştaylar düzenlenirken, 17-18 Ağustos’ta Ankara’da yapılan Uyum Çalışma Grubu toplantısında güncelleme dokümanı, stratejik hedefler, eylemler ve izleme göstergeleri üzerinden değerlendirildi.

İDUSEP

2030’dan 2035’e

Mevcut İDUSEP, 2024-2030 dönemini kapsıyor ve Türkiye’nin iklim değişikliğinin ekonomik, sosyal ve ekolojik etkilerine karşı direncini artırmayı amaçlıyor. Plan; su kaynakları, tarım ve gıda güvencesi, biyolojik çeşitlilik ve ekosistem hizmetleri, kentler, halk sağlığı, sosyal kalkınma, afet risklerinin azaltılması, turizm ve kültürel miras, ulaşım ve iletişim, enerji ile sanayi başlıklarını kapsıyor. Toplam 11 sektör ve yatay kesen konu, 40 stratejik hedef ve 129 eylem bulunuyor. Yeni çalışmanın dikkat çeken tarafı ise zaman ufkunun 2035’e taşınması. İklim Değişikliği Başkanlığı, güncelleme ile Türkiye’nin iklim politikaları ve Ulusal Katkı Beyanı arasındaki uyumun güçlendirilmesini; uluslararası iklim uyumu gündemindeki gelişmelerin de ulusal izleme ve değerlendirme sistemine yansıtılmasını hedefliyor.

Bu nedenle yapılan çalışmayı yalnızca mevcut planın birkaç maddesinin değiştirilmesi olarak görmek eksik kalıyor. Türkiye, iklim değişikliğine uyum konusunda önümüzdeki on yıla ilişkin daha uzun vadeli bir çerçeve kurmaya hazırlanıyor.

Asıl Sınav: Ölçmek

Burada kritik soru, yeni planın ne kadar kapsamlı olacağı değil, ne kadar uygulanabilir ve ölçülebilir olacağı. Çünkü uyum politikalarının etkisi, emisyon azaltımındaki gibi tek bir gösterge üzerinden kolayca takip edilemiyor. Bir kentin aşırı sıcaklara dayanıklılığından su kaynaklarının korunmasına, tarımsal üretimin değişen iklim koşullarına uyumundan afet risklerinin azaltılmasına kadar çok farklı alanların aynı çerçevede izlenmesi gerekiyor. İDUSEP’in güncellenmesinde izleme göstergelerinin ayrıca değerlendirilmesi bu nedenle önemli. İklim Değişikliği Başkanlığı’nın stratejik planında da İDUSEP kapsamındaki eylemlerin çevrimiçi bir mekanizma üzerinden izlenmesi hedefleniyor. Mevcut plan için İklim Portalı içinde bir izleme sisteminin kurulması öngörülüyor.

129 Eylemden Gerçek Sonuca

Türkiye’nin mevcut uyum planında 129 eylemin bulunması, aslında başka bir soruyu da beraberinde getiriyor: Bu eylemlerin hangisi ne zaman, hangi kurum tarafından ve hangi sonuç göstergesiyle gerçekleştirilecek? Uyum politikalarında kâğıt üzerinde hedef belirlemek ile bu hedefin gerçekleşmesini düzenli olarak ölçmek arasında önemli bir fark bulunuyor. Yeni planın 2035’e uzanması, bu nedenle yalnızca daha uzun bir takvim anlamına gelmemeli; sorumlulukların, finansmanın, göstergelerin ve uygulama takviminin daha net tanımlanmasını da gerektirmeli. Üstelik uyum artık yalnızca merkezi yönetimin meselesi değil. Türkiye’de 81 il için iklim değişikliği eylem planlarının hazırlanmasına yönelik yerel süreçler de yürütülüyor. Ulusal düzeydeki İDUSEP’in, bu yerel planların üzerinde çalışabileceği ortak çerçeveyi oluşturması bekleniyor.

İklime Uyum Ekonominin de Meselesi

İDUSEP’in kapsamındaki sektörlere bakıldığında uyumun çevre politikasından çok daha geniş bir ekonomik alanı ilgilendirdiği görülüyor. Su, tarım, enerji, sanayi, ulaşım, turizm ve kentler; iklim risklerinden doğrudan etkilenen ve aynı zamanda dönüşüm için yatırım gerektiren alanlar. Bu nedenle 2035 perspektifinin başarısı, yalnızca yeni hedeflerin açıklanmasına değil, bu hedeflerin kamu yatırımlarına, yerel yönetim planlarına ve özel sektör kararlarına ne ölçüde yansıyacağına bağlı olacak. Güncelleme çalışmaları henüz tamamlanmış değil ve nihai metnin ne zaman yayımlanacağı açıklanmış değil. Ancak ortaya çıkan yönelim şimdiden önemli bir mesaj veriyor: Türkiye’nin iklim politikasında yalnızca “emisyonları ne kadar azaltacağız?” sorusu değil, “değişen iklimde nasıl yaşayacağız?” sorusu da giderek daha merkezi bir yere oturuyor.

Yazıyı Paylaş:

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

YEO TEKNOLOJİ TÜREK'TE

YEO Teknoloji’den TÜREK’te Anlaşma Hamlesi

rüzgar enerjisi

Türkiye’de Enerji Depolama Kapasitesine Sahip Rüzgar ve Güneş Projeleri Artıyor

Jeotermal Enerji

Sıfır Karbon Isıtma ve Soğutma İçin 12 Milyon Dolar Yatırım

Hatay Sensodyn Etkinliği, Dünya Ağız Sağlığı Günü

Sensodyne, Hataylı Çocuklarla Buluştu

Avrupa Komisyonu 2040 İklim Hedefi

Avrupa Komisyonu, 2040 İklim Hedefinde İddialı

Enerjisa Enerji

Enerjisa Enerji, 2025’te Dönüşüme 23,5 Milyar TL Ayırdı