Şirketlerin karbon ayak izini hesaplamasında en zor alanlardan biri, kendi tesislerinin dışında ortaya çıkan emisyonlar. Scope 3 olarak adlandırılan bu kategori; satın alınan ürün ve hizmetlerden hammadde üretimine, taşımacılıktan tedarikçilerin faaliyetlerine kadar şirketin değer zincirinin farklı aşamalarını kapsıyor.
Sorun ise bu emisyonların şirket tarafından doğrudan ölçülmemesi. Bir şirket binlerce tedarikçiyle çalışıyorsa, her birinin ne kadar emisyon ürettiğini aynı doğrulukta takip etmek oldukça zor. Bu nedenle şirketler sıklıkla sektör ortalamaları veya harcama bazlı tahminler kullanıyor. EcoVadis ve CO2 AI'ın yeni ortaklığı tam olarak bu veri açığını kapatmayı hedefliyor.
Tahmin Yerine Tedarikçi Verisi
Yeni sistemde EcoVadis’in tedarikçi karbon değerlendirmeleri ve birincil emisyon verileri, CO2 AI'ın karbon hesaplama platformuna doğrudan aktarılacak. Böylece şirketler yalnızca “bu sektörde ortalama emisyon ne kadar?” sorusuna değil, “Benim tedarikçim ne kadar emisyon üretiyor?” sorusuna da yanıt arayabilecek.
Bu ayrım özellikle Scope 3 hesaplamalarında önemli. Çünkü aynı sektörde faaliyet gösteren iki tedarikçinin enerji kaynakları, üretim yöntemleri ve verimlilikleri birbirinden ciddi biçimde farklı olabilir. Ortalama bir katsayı kullanmak bu farkları görünmez hale getirirken, tedarikçiye özgü veriler daha hedefli azaltım planlarının oluşturulmasını sağlayabilir.
Yapay Zekâ Nerede Devreye Giriyor?
CO2 AI’ın platformu, EcoVadis’ten gelen tedarikçi verilerini kendi karbon ayak izi hesaplama altyapısıyla birleştirecek. Amaç yalnızca emisyonları hesaplamak değil; yüksek emisyonlu tedarikçileri ve azaltım açısından en fazla etki yaratabilecek noktaları belirlemek.
Şirketler böylece hangi tedarikçiye öncelik vermeleri gerektiğini görebilecek, zaman içinde performans değişimini takip edebilecek ve elde edilen verileri emisyon raporlamasında kullanabilecek. Ortaklık kapsamında şirket ve ürün seviyesindeki karbon verilerinin de aynı akış içerisinde değerlendirilmesi planlanıyor.
EcoVadis’in daha geniş Carbon Data Network girişimi de aynı mantık üzerine kuruluyor. Şirket, tedarikçilerden gelen birincil karbon verilerinin doğrudan şirketlerin Scope 3 raporlarına aktarılmasını sağlayacak bir veri ağı oluşturmayı hedefliyor. EcoVadis bugün ağında 48 binden fazla GHG raporlayıcısının veri paylaştığını belirtiyor.
Daha Çok Veri, Daha Gerçekçi Karbon Hesabı mı?
Burada yapay zekânın rolü önemli olsa da teknolojinin tek başına sorunu çözmesi beklenmemeli.
Çünkü yapay zekâ ne kadar gelişmiş olursa olsun, beslendiği veri hatalı, eksik veya güncel değilse ortaya çıkan karbon hesabı da güvenilir olmayabilir. Bu nedenle EcoVadis, yapay zekâ sistemlerinin yanında insan uzmanların doğrulamasını kullanıyor; şirket, değerlendirmelerin 500’den fazla sürdürülebilirlik analisti tarafından incelendiğini belirtiyor.
Bu da sürdürülebilirlikte giderek daha önemli hale gelen başka bir tartışmayı gündeme getiriyor: Karbon verisinin miktarından çok güvenilirliği.
Bir şirketin Scope 3 emisyonunun 10 milyon ton olduğunu bilmek tek başına yeterli değil. Bu rakamın hangi verilerle hesaplandığını, ne kadarının gerçek tedarikçi verisine dayandığını ve hangi varsayımların kullanıldığını bilmek de gerekiyor.
Hesaplamadan Eyleme
EcoVadis ve CO2 AI ortaklığının iddiası tam da burada başlıyor. Daha doğru veri, şirketlerin yalnızca rapor hazırlamasına değil, emisyonların gerçekten azaltılmasına yardımcı olabilir.
Örneğin bir şirket, tedarikçilerinden birinin toplam Scope 3 emisyonları içinde beklenenden çok daha büyük paya sahip olduğunu görebilirse, yatırım ve dönüşüm çalışmalarını o tedarikçiye yönlendirebilir. Enerji kaynağının değiştirilmesi, üretim verimliliğinin artırılması veya daha düşük karbonlu hammadde kullanılması gibi müdahaleler de bu veriler üzerinden önceliklendirilebilir.
Bu nedenle yeni ortaklığın önemli tarafı aslında yapay zekâ değil.
Şirketlerin karbon hesabını tahminden ölçüme, ölçümden de müdahaleye taşımaya çalışması.
Çünkü Scope 3'te artık soru yalnızca “Ne kadar karbon salıyoruz?” değil.
“Karbonun nereden geldiğini gerçekten biliyor muyuz ve onu nerede azaltabiliriz?”
Sürdürülebilirlik raporlamasının geleceğinde bu sorunun yanıtı, şirketlerin iklim hedeflerinin ne kadar gerçekçi olduğunu belirleyen en önemli unsurlardan biri olabilir.






