Dikkat! PFAS Talebi Büyüyor…

15 Eylül 2026 | Çevre ve Doğa, Enerji, Karbon | 0 yorum

Yapay zekâ yatırımları büyürken yalnızca veri merkezleri, elektrik tüketimi ve su kullanımı gündeme gelmiyor. Teknolojinin arka planında yer alan kimyasallara yönelik talep de artıyor. “Sonsuz kimyasallar” olarak bilinen PFAS grubu, AI altyapısının büyümesiyle birlikte yeni bir talep alanı kazanırken, çevresel etkileri konusundaki tartışma da yeniden alevleniyor.

İsveç merkezli kimyasallar araştırma kuruluşu ChemSec’in araştırmasına göre dünyanın en büyük 10 PFAS üreticisinin neredeyse tamamı Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika’daki üretimlerini artırmayı planlıyor. Daikin, Arkema, Chemours, AGC, Dongyue, Gujarat Fluorochemicals, HaloPolymer, Orbia Fluor & Energy Materials, Solstice ve Syensqo üretim artışı planlayan şirketler arasında yer alıyor. Bu artışın arkasındaki sektörlerden biri ise hızla büyüyen yapay zekâ altyapısı.

PFAS

Veri merkezlerini soğutmanın bedeli

AI sistemlerinde kullanılan yüksek performanslı çipler ciddi miktarda ısı üretiyor. Bu nedenle veri merkezlerinde klasik hava soğutmanın yanı sıra sıvı soğutma ve iki fazlı daldırmalı soğutma gibi yeni teknolojiler geliştiriliyor. İki fazlı daldırmalı soğutma sistemlerinde sunucular, düşük kaynama noktasına sahip özel bir sıvının içine yerleştiriliyor. Donanım ısındığında sıvı buharlaşıyor, ısıyı sistemden uzaklaştırıyor ve ardından yeniden yoğunlaşarak döngüye giriyor. Bu teknolojiler daha az su ve enerji kullanımı sağlayabileceği gerekçesiyle veri merkezlerinin çevresel ayak izini azaltma araçlarından biri olarak öne çıkıyor. Ancak kullanılan bazı soğutucu sıvılar PFAS grubundaki florlu kimyasallara dayanıyor.

Ortaya çıkan çelişki tam da burada: Bir yandan veri merkezlerinin su ve enerji tüketimini azaltmaya çalışırken diğer yandan doğada kalıcı kimyasalların kullanımını artırmak mümkün.

Çiplerin üretiminde de PFAS var

PFAS kullanımı yalnızca veri merkezlerinin soğutma sistemleriyle sınırlı değil. Yapay zekâ için gerekli gelişmiş yarı iletkenlerin üretim süreçlerinde de bu kimyasallardan yararlanılıyor.

Yarı iletken sektörünün kendi PFAS konsorsiyumu da bu kimyasalların çip üretimindeki farklı kullanım alanlarını ve alternatiflerini araştırıyor. ChemSec'e göre ise PFAS, mikroçip üretiminde çok sayıda nanometrik işlemde kullanılan önemli girdiler arasında bulunuyor.

Dolayısıyla AI'ın çevresel maliyetini yalnızca veri merkezlerinin elektrik tüketimi üzerinden hesaplamak giderek yetersiz kalıyor. Çiplerin üretiminden soğutma sistemlerine, kullanılan kimyasallardan atıkların yönetimine kadar daha geniş bir tedarik zincirine bakmak gerekiyor.

“Yeşil teknoloji” tartışmasının yeni başlığı

PFAS'ın en önemli özelliklerinden biri aynı zamanda çevre açısından en büyük sorunlarından birini oluşturuyor: Karbon-flor bağlarının çok güçlü olması nedeniyle bu maddeler çevrede son derece zor parçalanıyor. Bu nedenle “sonsuz kimyasallar” olarak adlandırılıyor ve hava, su, toprak ve canlılar arasında uzun süre dolaşabiliyor.

Üstelik AI talebi, PFAS üreticilerinin büyümek istediği tek yeni alan değil. ChemSec'in araştırmasında bazı üreticiler elektrikli araçlarda, telefonlarda ve bilgisayarlarda kullanılan lityum iyon bataryalarındaki PFAS kaplama ve bağlayıcılarını da büyüme alanı olarak gösteriyor. Yeşil teknolojilerin yaygınlaşması böylece PFAS talebinin yeni kaynaklarından biri haline geliyor. Bu tablo, sürdürülebilir teknoloji tartışmasının yalnızca “ne kadar enerji ve su tüketiyor?” sorusuyla sınırlı kalamayacağını gösteriyor. Kullanılan malzemelerin nereden geldiği, üretim sırasında ne kadar kirlilik yarattığı ve kullanım ömrünün sonunda nereye gittiği de aynı hesabın parçası. PFAS'sız alternatifler ise tamamen teorik değil. ChemSec, elektronik, enerji, batarya ve farklı sanayi alanlarında PFAS yerine kullanılabilecek alternatiflerin geliştirilmekte olduğunu ve bazı alanlarda ticari çözümlerin bulunduğunu belirtiyor.

AI'ın büyümesi kaçınılmaz olabilir; ancak bu büyümenin gerçekten “yeşil” olup olmadığı, yalnızca veri merkezlerinin enerji verimliliğine bakılarak anlaşılmayacak. Teknolojinin soğuttuğu çip kadar, o çipi mümkün kılan kimyanın çevrede bıraktığı iz de hesaba katılmak zorunda.

Yazıyı Paylaş:

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

çevre yasası

AB Çevre Yasası İçin Son Şansı Değerlendiriyor

Halkbank Üreten Kadınlar Yarışması’nda Yeni Dönem Başladı - AA

Halkbank Üreten Kadınlar Yarışması’nda Yeni Dönem Başladı

Akfen Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü Mustafa Kemal Güngör

Akfen Yenilenebilir Enerji’ “The Bonds, Loans & ESG Capital Markets CEE, CIS & Türkiye Awards 2023” Ödülünü Kazandı

İki Dev, Yeşil Enerji İçin Bir Araya Geldi

CBAM

Karbon Duvarına En Çok Kimler Toslayacak?

Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Gelis

Siemens Türkiye, COP31’de