Avrupa’da Karbon Alarmı!

17 Eylül 2026 | Karbon | 0 yorum

Avrupa’da doğalgaz fiyatlarının yükselmesiyle elektrik üretiminde kömür yeniden avantaj kazanırken, AB’nin karbon piyasasında fiyatlar da yılın en yüksek seviyesine çıktı. Aralık vadeli AB karbon izinleri 14 Eylül’de yüzde 2,6 yükselerek ton başına 87,75 euroyu gördü. Bu, ocak sonundan bu yana kaydedilen en yüksek seviye.

Fiyat artışının arkasında Avrupa’nın enerji denklemindeki bozulma var. Kış öncesi doğalgaz depolarını doldurmaya çalışan Avrupa’da gaz fiyatlarının yükselmesi, özellikle Orta Doğu’daki savaş nedeniyle Katar’dan LNG akışının kısıtlanması, kömür santrallarını yeniden daha rekabetçi hale getiriyor. Kömür kullanımı arttıkça elektrik üreticilerinin daha fazla karbon emisyon izni satın alması gerekiyor. Ay sonunda geçen yılın emisyonlarının karşılığı olan izinlerin teslim edilmesi gerekliliği de piyasadaki talebi destekliyor.

Avrupa'da Karbon Alarmı

Uluslararası Enerji Ajansı da enerji piyasalarındaki bu bozulmanın yalnızca Avrupa'yı değil, küresel kömür talebini etkilediğine dikkat çekiyor. IEA, 2026’da küresel kömür talebinin yüzde 1,2 artarak 8,94 milyar tona ulaşmasını bekliyor.

Tonu 88 Euro

İşin özü, Türkiye bu gelişmeyi artık yalnızca Avrupa’daki bir enerji piyasası hareketi olarak izleyemez. AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın mali yükümlülük dönemi 1 Ocak 2026’da başladı. Demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen gibi sektörlerde AB’ye ihracat yapan şirketler için ürünün içerdiği emisyonlar artık doğrudan mali bir unsur. AB’de karbon fiyatı yükseldikçe, yüksek emisyon yoğunluğuna sahip Türk ürünlerinin Avrupa pazarındaki maliyet baskısı da artıyor. Üstelik Türkiye de aynı yıl kendi Emisyon Ticaret Sistemi’nin pilot uygulamasına geçti. Sistem 2026-2027 döneminde yüksek emisyonlu tesisleri kapsayacak şekilde tasarlanırken, demir-çelik, çimento, alüminyum, gübre, seramik, kimya ve petrol rafinerileri gibi sektörler hem Türkiye’deki karbon fiyatlandırmasıyla hem de AB’nin sınırda uyguladığı karbon maliyetiyle karşı karşıya.

Karbonun Nerede Ödendiği Önemli

Buradaki kritik mesele yalnızca karbonun pahalanması değil, bu maliyetin nerede ödendiği. Türkiye’de etkin bir karbon fiyatlandırma mekanizması ve düşük emisyonlu üretime geçiş yatırımları güçlendirilmezse, Türk ihracatçısının ödediği karbon maliyetinin önemli bir bölümü AB sınırında ortaya çıkabilir. Oysa Türkiye’de karbon için ödenen bedelin, doğru bir sistem içinde, sanayinin dönüşümünü finanse edecek yatırımlara geri yönlendirilmesi mümkün.

Türkiye’nin ulusal ETS’sinin başarısı bu nedenle yalnızca kaç tesisin sisteme dahil edildiğiyle ölçülmemeli. Sistemin karbon maliyetini gerçekten azaltım sağlayacak yatırımlara yönlendirip yönlendirmediği, ihracatçının rekabet gücünü koruyup korumadığı ve AB ETS ile ne ölçüde uyum sağladığı çok daha kritik. Nitekim Türkiye ile AB arasında bu yıl yapılan teknik görüşmelerde de gerçek emisyon değerlerinin tanınması ve Türkiye’de ödenen karbon maliyetinin SKDM hesaplamalarında dikkate alınması gibi başlıklar ele alındı.

Editörün Görüşü

Avrupa’da karbon fiyatının 87,75 euroya çıkması Türkiye için uzak bir piyasa haberi değil. Tam tersine, önümüzdeki dönemde ihracatçının maliyet hesabına daha fazla girecek bir rakamın habercisi. Daha da önemlisi, Avrupa’nın enerji krizi nedeniyle yeniden kömüre yönelmesi karbon piyasasının iklim politikası ile enerji güvenliği arasındaki gerilimini açık biçimde ortaya koyuyor. Bir yanda emisyonları pahalılaştırarak temiz üretimi teşvik etmeye çalışan bir karbon piyasası, diğer yanda pahalı gaz nedeniyle yeniden kömüre yönelen bir enerji sistemi var. Türkiye açısından ders daha net: Karbonun fiyatını tartışmak artık yetmiyor; karbon maliyetinin sanayinin dönüşümüne nasıl çevrileceğini tartışmak gerekiyor. Türkiye’nin ETS’si yalnızca AB’nin uyguladığı sisteme uyum sağlamak veya SKDM faturasında avantaj yaratmak için kurulursa fırsatın önemli bir kısmı kaçırılabilir. Asıl mesele, Türkiye’de ödenen karbon bedelinin yine Türkiye’de teknolojik dönüşüme, enerji verimliliğine, yenilenebilir enerjiye ve daha düşük emisyonlu üretime kaynak olup olmayacağı. Çünkü karbon fiyatı yükselirken mesele artık “ödeyecek miyiz?” değil; ödediğimiz karbon parasının kime ve neye yarayacağı.

Yazıyı Paylaş:

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

Morgan Stanley Company

10 Trilyon Dolarlık Yeşil Sınav!

Naci Obut

Dicle Elektrik’ten Şanlıurfa’da 28 Milyon TL Tutarında Yatırım

İstanbul, Sıfır Atık Festivali'ne Gün Sayıyor

İstanbul, Sıfır Atık Festivali’ne Gün Sayıyor

Askon Demir, Sürdürülebilirlik ve Sanatı Buluşturdu

Siltaş Yapı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Murat Özdemir

İnşaat Değişim Rüzgarını Arkasına Alarak Büyüyecek

Türk Telekom Finans Genel Müdür Yardımcısı Kaan Aktan

Türk Telekom’dan Sürdürülebilirlik Raporu