Türkiye’nin Rüzgârı Faturayı da Düşürüyor

17 Eylül 2026 | Enerji | 0 yorum

IISD’nin yeni analizine göre Türkiye’nin yenilenebilir enerjiye verdiği kamu desteği, yalnızca kurulu gücü artırmakla kalmıyor; ithal doğal gaza olan bağımlılığı azaltarak enerji krizlerinin maliyetini de aşağı çekiyor. Hesaplamalara göre 2026’da sağlanan net tasarrufun 11 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Türkiye’nin enerji hikâyesi uzun süre “ne kadar enerji üretiyoruz?” sorusu üzerinden anlatıldı. Oysa enerji ithalatına yüksek ölçüde bağımlı bir ekonomi için daha kritik bir soru var: Ürettiğimiz her megavat, dışarıdan satın almak zorunda olduğumuz ne kadar enerjinin yerini alıyor? Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınma Enstitüsü’nün (IISD) 11 Eylül 2026 tarihli analizi, Türkiye’yi bu kez yenilenebilir enerji yatırımlarının enerji güvenliği ve ithalat faturası üzerindeki etkisi üzerinden inceliyor.

RES

Türkiye’nin Gazla Kurduğu Denklem

Türkiye doğal gaz ihtiyacının yüzde 90’dan fazlasını ithalatla karşılıyor. Bu nedenle küresel gaz fiyatlarındaki her sert hareket, yalnızca enerji piyasasını değil, ülkenin dış ticaret dengesini ve ekonominin genel maliyetlerini de etkiliyor. IISD’ye göre Türkiye’nin güneş ve rüzgâr kapasitesini artırması, bu kırılganlığı azaltan önemli araçlardan biri haline geldi.

Kurumun aktardığı Ember hesaplamasına göre güneş ve rüzgâr üretimi, 2022 ortasından 2025’in başına kadar Türkiye’nin yaklaşık 15 milyar dolarlık doğal gaz ithalatını ikame etmesini sağladı. IISD ise bu tasarrufun önemli bir bölümünün yenilenebilir enerjiye yönelik kamu destek mekanizmaları sayesinde gerçekleştiğini, desteklerin maliyeti hesaba katıldığında da tablonun pozitif kaldığını belirtiyor.

YEKDEM’in Hesabı Yeniden Yazılıyor

Burada başrol YEKDEM’de. 2011’de devreye alınan Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması, yenilenebilir enerji üreticilerine uzun vadeli alım garantileri sağlayarak güneş ve rüzgâr yatırımlarının büyümesine zemin hazırladı. IISD’ye göre güneş ve rüzgârın elektrik üretimindeki payı 2010’da yalnızca yüzde 1 iken 2025’te yüzde 22’ye yükseldi.

Daha çarpıcı hesap ise destek ile önlenen doğal gaz ithalatını karşılaştırıyor. IISD’nin analizine göre 2022’de doğal gaz fiyatlarının sert biçimde yükseldiği dönemde YEKDEM kapsamında verilen her 100 dolarlık destek, 265 dolarlık doğal gaz ithalatının önüne geçti. 2021-2025 döneminde ise mekanizmanın maliyeti düşüldükten sonra toplam gaz ithalat tasarrufu 23 milyar dolar olarak hesaplandı.

Bu rakam, yenilenebilir enerji desteklerine yalnızca “kamuya maliyeti” üzerinden bakmanın eksik bir hesap olabileceğini gösteriyor. Çünkü bir tarafta destek için yapılan harcama varsa diğer tarafta ithal edilmeyen doğal gaz var. Enerji politikasının gerçek maliyeti ve getirisi ancak bu iki taraf birlikte hesaplandığında ortaya çıkıyor.

Gazın Elektrikteki Payı Geriliyor

Türkiye’nin elektrik üretimindeki doğal gaz payı da bu dönüşümün sonuçlarından biri. IISD verilerine göre doğal gazın elektrik üretimindeki payı 2014’te yüzde 48 iken 2025’te yüzde 22’ye geriledi. Aynı dönemde güneş ve rüzgârın toplam payı yüzde 22’ye ulaştı.

Bir sonraki aşamada ise YEKA modeli devreye giriyor. Büyük ölçekli güneş ve rüzgâr projeleri için düzenlenen rekabetçi ihaleler, yenilenebilir elektriğin maliyetini aşağı çekmeyi ve uzun vadeli yatırımlar için daha öngörülebilir bir yapı oluşturmayı hedefliyor. IISD, 2025’teki güneş YEKA ihalelerinde kilovatsaat başına 3,25 ABD senti düzeyinde fiyatlar oluştuğunu belirtiyor.

900 Milyon Dolarlık Yeni Hesap

YEKA’nın etkisi henüz tüm kapasite devreye girmeden görülmeye başlamış durumda. IISD’ye göre YEKA kapsamında işletmeye alınan kapasite son iki yılda 400 milyon doların üzerinde doğal gaz ithalatını ikame etti. 2026’da işletmede olan santrallerin ise doğal gaz fiyatlarının yıl boyunca izleyeceği seyre bağlı olarak yaklaşık 900 milyon dolarlık ithalat tasarrufu sağlaması bekleniyor.

Bu noktada yenilenebilir enerjinin Türkiye için anlamı yalnızca “daha temiz elektrik” üretmekten çıkıyor. Güneş ve rüzgârın yakıt maliyeti yok; santral kurulduktan sonra elektrik üretmek için her yıl yeni bir doğal gaz faturası ödenmesi gerekmiyor. Dolayısıyla kapasite arttıkça, enerji fiyatlarının küresel gaz piyasalarındaki hareketlere bağımlılığı da azalabiliyor.

Kapasite Yetmez, Şebeke de Hazır Olmalı

Ancak dönüşümün kolay kısmı santral kurmak olabilir. Güneş ve rüzgârın sistemde daha büyük paya sahip olması, aynı zamanda daha güçlü şebeke, depolama kapasitesi ve daha esnek bir elektrik sistemi gerektiriyor. IISD de Türkiye için depolamayla entegre güneş ve rüzgâr yatırımlarının hızlandırılmasına, izin süreçlerinin iyileştirilmesine ve şebeke altyapısının güçlendirilmesine dikkat çekiyor.

Türkiye’nin 2035 hedefi güneş ve rüzgâr kapasitesini toplam 120 GW’a çıkarmak. Bu hedef gerçekleştiğinde mesele artık yalnızca kaç GW kurulduğu olmayacak. Üretilen elektriğin ne kadarının sisteme sorunsuz biçimde alınabildiği, depolanabildiği ve fosil yakıtlı üretimin yerini ne ölçüde alabildiği daha belirleyici hale gelecek.

Asıl Tasarruf Santralin Kendisi Değil

IISD’nin Türkiye için ortaya koyduğu tablo, enerji dönüşümünün ekonomik tarafını yeniden düşünmek gerektiğini söylüyor. Yenilenebilir enerjiye verilen kamu desteği ilk bakışta bir maliyet kalemi olarak görünebilir. Ancak bu destek, ithal doğal gazın yerine yerli kaynaklardan elektrik üretimini hızlandırıyorsa hesabın diğer tarafında azalan ithalat faturası bulunuyor.

Üstelik enerji güvenliği açısından mesele yalnızca bugünkü fiyat değil. Doğal gaz fiyatları yükseldiğinde Türkiye’nin enerji sistemi küresel piyasalardaki dalgalanmaya açık hale geliyor. Güneş ve rüzgâr kapasitesi ise bir kez kurulduğunda yakıt ithalatına bağlı olmayan bir üretim imkânı sağlıyor. IISD’nin dört ülkeyi inceleyen çalışmasının ortak mesajı da burada: Kamu parasını yalnızca daha fazla enerji üretmek için değil, enerji sisteminin dışa bağımlılığını azaltacak darboğazları çözmek için kullanmak gerekiyor.

Türkiye açısından bundan sonraki kritik başlık, yenilenebilir kapasitenin büyüklüğünden çok bu kapasitenin enerji ithalatını ne kadar kalıcı biçimde azaltabileceği olacak. Çünkü güneş ve rüzgârın ekonomik değeri yalnızca ürettikleri elektrikte değil; üretmedikleri doğal gaz ithalatında da yatıyor

Yazıyı Paylaş:

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

Aksa Şarj-Yeni Mobil Uygulama

Mobilde Dijital Deneyim Yükseliyor

Savaş-Fosil Yakıt Bağımlılığı

Savaş Yeşil Geçişi Yavaşlatır mı, Hızlandırır mı?

Finans Stratejileri

Kurumsal İklim Hedeflerine Yardımcı Olacak Finans Stratejileri

Ömer Karadeniz

Daha Hafif, Daha Yeşil: Plastiklerin Sürdürülebilirlik Hikayesi

Polat Enerji

Polat Enerji Rüzgar Enerjisi Lideri Olmaya Devam Ediyor

1 Mayıs İşçi Bayramı

1 Mayıs’ta Eşitlik Sözü Yetmiyor!