Sürdürülebilir Fonlarda Rekorun Ardındaki Gerçek

21 Eylül 2026 | Yeşil Finans ve Ekonomi | 0 yorum

Sürdürülebilir yatırım fonlarının küresel varlıkları 2026’nın ilk yarısında 4,24 trilyon dolara çıkarak rekor kırdı. Fonlar geleneksel emsallerinden de daha iyi performans gösterdi: medyan getiri yüzde 4,9’a karşı yüzde 4 oldu. Ancak hikâyenin diğer tarafında yatırımcı ilgisi aynı hızda büyümüyor. Üstelik Morgan Stanley’nin verileri, performans farkının önemli bölümünün sürdürülebilirlik kriterlerinden çok fonların daha yüksek hisse senedi ağırlığından kaynaklandığına işaret ediyor.

Sürdürülebilir yatırımın yıllardır kendine kurduğu hikâye basit: Paranın yönünü çevresel ve sosyal dönüşümü destekleyen şirketlere çevirirseniz hem dünyayı hem portföyü kazanabilirsiniz. 2026’nın ilk yarısına ilişkin Morgan Stanley verileri bu hikâyeye güçlü bir rakam ekliyor. Sürdürülebilir fonlar geleneksel fonları geride bıraktı, toplam varlıkları 4 trilyon dolar eşiğini aşarak 4,24 trilyon dolara ulaştı. Ama rakamların arasına biraz daha dikkatli bakınca haberin asıl tarafı ortaya çıkıyor. Çünkü sürdürülebilir fonların geleneksel fonlara karşı 0,9 puanlık performans avantajı, doğrudan “ESG işe yaradı” sonucuna bağlanabilecek bir veri değil.

Morgan Stanley Araştırması: Yeşil Fon
Morgan Stanley Araştırması: Yeşil Fon

Getiriyi ESG mi Yarattı?

Morgan Stanley Institute for Sustainable Investing’in yaklaşık 99 bin küresel fonu Morningstar verileri üzerinden izleyen analizine göre sürdürülebilir fonların yüzde 56’sı hisse senetlerine yatırım yapıyor. Geleneksel fonlarda bu oran yüzde 41. 2026’nın ilk yarısında hisse senedi piyasalarının performansı sürdürülebilir fonların lehine çalışınca tablo da değişti. Sürdürülebilir hisse fonlarının medyan getirisi yüzde 9 olurken geleneksel hisse fonlarında bu oran yüzde 8,6’da kaldı. Buna karşılık sürdürülebilir sabit getirili fonlar yüzde 1,3 kaybederken geleneksel sabit getirili fonlar yüzde 1,3 getiri sağladı. Yani sürdürülebilir fonların genel performansındaki farkın arkasında yalnızca şirketlerin çevresel veya sosyal özellikleri yok. Portföyün nereye ve ne kadar yatırım yaptığı da en az “sürdürülebilir” etiketi kadar belirleyici.

Bu ayrım önemli. Çünkü finans dünyasında sürdürülebilir yatırım tartışması artık yalnızca “ESG fonları para kazandırıyor mu?” sorusundan ibaret değil. Daha zor soru şu: Para, sürdürülebilirlik nedeniyle mi daha iyi performans gösteriyor, yoksa sürdürülebilir fonların seçtiği varlık dağılımı mı o dönemde avantaj sağlıyor?

4,24 Trilyon Dolarlık Büyük Resim

Varlık tarafında ise tablo gerçekten dikkat çekici. Sürdürülebilir fonların toplam yönetilen varlıkları yılın ilk yarısında yüzde 4,8 artarak 4,24 trilyon dolara çıktı. Fakat bu büyümenin önemli kısmı yeni paradan değil, fonların performansından geldi. Daha da ilginç olan, sürdürülebilir fonların toplam fon piyasasındaki payının büyümemiş olması. İlk yarıda sürdürülebilir fonlara 38 milyar dolarlık net giriş gerçekleşti. 2025’in ikinci yarısındaki çıkışların ardından yön yeniden pozitife döndü. Ancak gelen para, geleneksel fonlara akan paranın hızına yetişemedi. Sürdürülebilir fonlarda net girişlerin yıl sonu varlıklarına oranı yüzde 0,9 iken geleneksel fonlarda bu oran yüzde 2,5 oldu. Bunun sonucunda sürdürülebilir fonların toplam fon varlıkları içindeki payı 2025 sonundaki yüzde 6,5’ten yüzde 6,1’e geriledi. 2023’te bu oran yüzde 7,2 ile zirve yapmıştı. Başka bir ifadeyle: Pasta büyüyor ama sürdürülebilir dilimin pastadaki payı küçülüyor.

Yatırımcı Geri Mi Dönüyor? Tam Olarak Değil

İlk yarıdaki 38 milyar dolarlık giriş, sürdürülebilir yatırım açısından olumlu bir dönüşe işaret ediyor. Fakat çeyrekler arasındaki fark, yatırımcı iştahının ne kadar kırılgan olduğunu da gösteriyor. Girişlerin büyük bölümü ilk çeyrekte gerçekleşti. İkinci çeyrekte sürdürülebilir fonlara yalnızca 4 milyar dolar net yeni para geldi. Avrupa merkezli fonlar ilk yarıda varlıklarına oranla yüzde 1,2 ile en güçlü akışı yakalarken Kuzey Amerika’da uzun süren çıkışlar ikinci çeyrekte sona erdi. Asya merkezli fonlarda ise çıkışlar devam etti. Bu tablo, sürdürülebilir yatırımın artık marjinal bir finans ürünü olmadığını açıkça gösteriyor. Fakat aynı zamanda yatırımcının “sürdürülebilir” etiketine eskisi kadar otomatik bir prim vermediğini de düşündürüyor.

Etiketin Değeri Yeniden Ölçülüyor

Belki de sürdürülebilir finansın önündeki asıl sınav burada. 4,24 trilyon dolarlık varlık büyüklüğü önemli. Fakat bu büyüklüğün tek başına sürdürülebilir yatırım tezinin doğrulandığını göstermediği de açık. Çünkü fonların performansında sektör, bölge ve varlık dağılımı ciddi rol oynuyor. Morgan Stanley’nin uzun dönem hesabı da sürdürülebilir fonların avantajını koruduğunu gösteriyor: 2018 sonunda varsayımsal olarak 100 dolarlık yatırım, medyan getiriler üzerinden sürdürülebilir fonda 171 dolara, geleneksel fonda 159 dolara ulaşmış durumda. Ancak bu da geçmiş performans; gelecekte aynı farkın tekrarlanacağının garantisi değil.

Dolayısıyla sürdürülebilir finansın yeni döneminde asıl mesele fonların “yeşil” olup olmadığı değil. Neye yatırım yaptıkları, neden o yatırımları seçtikleri ve getirinin gerçekten nereden geldiği. Çünkü artık yatırımcı yalnızca parasının nereye gittiğini değil, neden oraya gittiğini de sormak zorunda. Ve sürdürülebilir finans açısından belki de en sağlıklı gelişme tam olarak bu: Etiketin değil, hesabın konuşulmaya başlaması.

Yazıyı Paylaş:

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

Anadolu Isuzu, UITP Zirvesi’nde %100 elektrikli Citivolt 12 ve NovoCiti VOLT modellerini sergiledi

Anadolu Isuzu, %100 Elektrikli Modellerini Sergiledi

Türkiye 2026 sürdürülebilirlik takvimi

2026 Türkiye Sürdürülebilirlik Rotası

Pluxee Türkiye

Pluxee Türkiye’den ISO 14001 Adımı

İSTANBUL SANAYİ ODASI YÖNETİM KURULU BAŞKANI | ERDAL BAHÇIVAN

“Yeşil Dönüşüm Milli Kalkınma Konusudur”

Copernicus Uyarıyor: Küresel Isınmada Yeni Rekorlar Kapıda

GE Vernova

GE Vernova Güneş Enerjisi Projesi İçin Sözleşme İmzaladı