Dünya Bankası’nın özel sermaye mobilizasyonu 2022 mali yılında 35 milyar dolar seviyesindeydi. Bu rakam 2025’te 69 milyar dolara çıktı ve 2026 mali yılında 112 milyar dolara ulaştı. Banka’nın 123 milyar dolarlık kendi finansmanı da eklendiğinde, gelişmekte olan ekonomiler için sağlanan toplam finansman 235 milyar dolara yükseldi.

Artışın arkasında yalnızca daha fazla para bulma çabası yok. Dünya Bankası, özel yatırımcıların gelişmekte olan piyasalara girmesinin önündeki düzenleyici belirsizlik, kur riski ve proje hazırlığındaki sorunları azaltmaya yönelik yeni finansman araçlarına ve garantilere ağırlık veriyor. Proje onay süreçlerinin de ortalama bir yıl veya daha uzun süreden yaklaşık dokuz aya indirildiği belirtiliyor.
Enerji ve Altyapı İlk Sırada
Dünya Bankası’nın verilerine göre 2026 mali yılında kendi finansmanı ile mobilize edilen özel sermayenin toplamının yüzde 55’i altyapı ve enerji, tarım, sağlık, turizm ve katma değerli imalat gibi istihdam yaratma potansiyeli yüksek beş sektöre yöneldi. Banka’nın kendi kredilerinin yaklaşık yüzde 40’ı altyapıya, yüzde 26’sı ise düzenleyici reformlara ayrıldı.Sermaye akışındaki artış bölgesel olarak da eşit değil. Alt-orta gelirli ülkelere mobilizasyon 2022’deki 14 milyar dolardan 2026’da 37 milyar dolara, üst-orta gelirli ülkelere ise 12 milyar dolardan 50 milyar dolara çıktı. Afrika’daki mobilizasyon da yaklaşık 9 milyar dolardan 22 milyar dolara yükseldi. Buna karşılık düşük gelirli ülkelerde rakam yaklaşık 3 milyar dolarda kaldı.
Garanti Mekanizması Da Büyüyor
Dünya Bankası Grubu, 2026 mali yılında 25 milyar doların üzerinde garanti ihraç etti. Böylece 2030 için belirlediği yıllık 20 milyar dolarlık garanti hedefini dört yıl erken aşmış oldu. Garantiler, özellikle özel yatırımcıların riskli gördüğü gelişmekte olan piyasalarda kamu finansmanının özel sermayeyi harekete geçirmesi için kullanılan temel araçlardan biri haline geliyor. Ancak rakamın büyüklüğü tek başına yatırım açığının kapandığı anlamına gelmiyor. Dünya Bankası, gelişmekte olan ülkelerin kalkınma hedefleri için yıllık yaklaşık 4 trilyon dolarlık finansman açığı bulunduğunu belirtiyor. Kurumun yeni yaklaşımı, kamu kaynaklarını doğrudan artırmaktan çok, bu kaynakları özel yatırımın önünü açacak şekilde kullanarak çok daha büyük sermaye havuzlarını harekete geçirmek üzerine kuruluyor.






