BRICS, İklim ve Enerjiyi Aynı Masaya Taşıdı

18 Eylül 2026 | Enerji, Güncel | 0 yorum

Yeni Delhi’deki BRICS Zirvesi, enerji güvenliği ile iklim politikasının artık birbirinden ayrı yürütülemeyeceğini ortaya koydu. 11 üyeli BRICS, yenilenebilir enerji, akıllı şebekeler, enerji depolama, hidrojen ve kritik minerallerde işbirliğini öne çıkarırken Paris Anlaşması’na bağlılığını da yineledi. Ancak grubun enerji dönüşümüne yaklaşımı yalnızca yenilenebilir kaynaklara dayanmıyor; fosil yakıtlar, nükleer enerji, hidrojen ve diğer düşük karbonlu teknolojiler de aynı çerçevede değerlendiriliyor.

BRICS’in 2026 zirvesinde dikkat çeken değişim, iklim gündeminin enerji güvenliği ve ekonomik dayanıklılıkla aynı çerçevede ele alınması oldu. Yeni Delhi Deklarasyonu; enerji sistemlerinin dijitalleşmesi, yenilenebilir enerjinin şebekeye entegrasyonu, enerji depolama ve akıllı şebekeler konusunda daha fazla işbirliğinin önünü açıyor. Grup ayrıca akıllı şebekeler ve enerji depolama için ortak ilkeleri destekledi ve bu alanda bir BRICS Dijital Mükemmeliyet Merkezi kurulmasını gündeme aldı.

brics

Bu, özellikle BRICS’in ekonomik ağırlığı düşünüldüğünde önemli. Grup bugün 11 ülkeden oluşuyor ve dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 49,5’ini, küresel GSYH’nin yüzde 40’ını ve ticaretin yüzde 26’sını temsil ediyor.

Başka bir ifadeyle mesele yalnızca bir diplomasi kulübünün iklim açıklaması değil. Dünyanın büyük enerji üreticileri, sanayi ekonomileri ve hızla büyüyen tüketici pazarları aynı masada enerji sistemlerinin geleceğini konuşuyor.

Yenilenebilir Enerji Var. Fosil Yakıtlar da Var.

Ancak deklarasyonun dili, klasik bir “yeşil dönüşüm” metninden daha karmaşık. BRICS ülkeleri yenilenebilir enerjiye geçişi desteklerken enerji güvenliği için mevcut enerji kaynaklarının tamamının rolünü de kabul ediyor. Deklarasyonda güneş ve rüzgârın yanı sıra biyoyakıtlar, fosil yakıtlar, nükleer enerji, hidroelektrik, hidrojen, düşük karbonlu teknolojiler ve enerji depolama birlikte sıralanıyor.

Bu yaklaşım, BRICS’in en temel gerilimini de açık ediyor: iklim hedefleri ile kalkınma ve enerji güvenliği aynı anda yönetilmek isteniyor.

Bu nedenle BRICS’in enerji dönüşümü Avrupa’daki bazı politika çerçevelerinden farklı bir rotaya sahip. Grup, tek bir enerji teknolojisini merkez alan bir dönüşüm yerine ülkelerin kendi kaynakları ve kalkınma koşullarına göre farklı enerji bileşimlerini koruyabileceği bir model üzerinde duruyor.

Asıl Stratejik Alan: Kritik Mineraller

İklim dönüşümünün görünmeyen hammaddeleri ise zirvenin başka bir başlığında ortaya çıktı: kritik mineraller. Elektrikli araçlardan bataryalara, güneş panellerinden rüzgâr türbinlerine ve şebeke altyapısına kadar enerji dönüşümünün ihtiyaç duyduğu mineraller artık yalnızca madencilik sektörünün konusu değil. BRICS deklarasyonu, kritik mineraller için güvenilir, çeşitlendirilmiş ve dayanıklı tedarik zincirlerinin kurulmasını savunuyor; kaynak zengini ülkelerde daha fazla katma değer yaratılmasını ve ekonomik çeşitlenmeyi de vurguluyor.

Burada iklim politikası ile jeopolitik ekonomi birbirine doğrudan bağlanıyor.

Çünkü enerji dönüşümünün geleceği yalnızca “kaç gigavat güneş ve rüzgâr kurulacak?” sorusuyla belirlenmeyecek. O santralleri, bataryaları, elektrikli araçları ve şebekeleri üretmek için gereken hammaddelerin nereden geleceği de aynı derecede belirleyici olacak.

İklim Finansmanı Masada

BRICS ülkeleri deklarasyonda Paris Anlaşması ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamındaki taahhütlerini de yineledi. Adaptasyon, kayıp ve zararlar ile gelişmekte olan ülkelere finansman sağlanması konularının altı çizildi. Yüksek borç yüklerinin gelişmekte olan ülkelerin iklim ve kalkınma yatırımlarını kısıtladığı belirtilerek daha fazla mali alan yaratılması çağrısı yapıldı. Bu nokta BRICS’in iklim tartışmasındaki en belirgin siyasi damarlarından birini gösteriyor: İklim dönüşümünün maliyetinin nasıl paylaşılacağı. Özellikle gelişmekte olan ülkeler açısından mesele yalnızca emisyonları azaltmak değil; aynı zamanda sel, kuraklık, sıcak hava dalgaları ve diğer iklim etkilerine uyum sağlayacak altyapıyı finanse edebilmek.

Yeni BRICS’in İklim Ağırlığı

BRICS’in genişlemesiyle birlikte iklim gündeminin coğrafyası da büyüyor. Brezilya’nın ormanları, Çin’in sanayi kapasitesi, Hindistan’ın enerji talebi, Körfez ülkelerinin enerji kaynakları, Afrika’nın kritik mineral rezervleri ve Asya’nın hızla büyüyen pazarları artık aynı ekonomik çerçevede buluşuyor. Dünya Kaynakları Enstitüsü’ne göre BRICS ülkeleri dünya nüfusunun neredeyse yarısını ve küresel GSYH’nin yaklaşık yüzde 40’ını temsil ederken küresel sera gazı emisyonlarının da yarısından fazlasından sorumlu. WRI, zirve sonrasında grubun iklim adaptasyonu, enerji güvenliği ve orman, su ve arazi yönetimini ortak öncelikler arasına aldığını vurguladı.

Bu tablo BRICS’e ciddi bir ağırlık kazandırıyor. Ama aynı zamanda ciddi bir sorumluluk da yüklüyor. Çünkü küresel ekonominin önemli bölümünü temsil eden bu ülkelerin iklim politikaları birbirinden ne kadar farklı kalırsa, küresel enerji dönüşümünün ortak standartlara ve ortak finansman mekanizmalarına ulaşması da o kadar zorlaşabilir. BRICS’in önündeki asıl mesele artık iklim konusunda ortak bir bildiri yayımlamak değil; enerji, finansman, teknoloji ve kritik mineraller üzerinden bu bildiriyi gerçek ekonomik işbirliğine dönüştürebilmek.

Yazıyı Paylaş:

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

Schneider Electric Chief Sustainability Officer Chris Leong

Schneider Electric’ten Etkileyici Sürdürülebilirlik Skoru

Polat GES

Polat Enerji, Yenilenebilir Gücünü Artırıyor

İstanbul Finans Merkezi

İstanbul Finans Merkezi’nde Danfoss İmzası

ebebek’e The Hammers Awards 2024’ten 3 Ödül

LPG, Enerji Piyasasında Parlayan Yıldız

Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol

Uluslararası Enerji Ajansı’ndan Sert Uyarı!