Uluslararası Standardizasyon Örgütü’nün (ISO) ISO/DIS 14060 olarak hazırladığı net sıfır standardı, mevcut haliyle bir sonraki aşamaya geçemedi. ISO tarafından doğrulanan karar, şirketlerin net sıfır hedeflerini nasıl belirleyeceği, bu hedeflere nasıl ulaşacağını göstereceği ve ilerlemesini nasıl ölçüp doğrulayacağı konusunda küresel ölçekte ortak bir standart oluşturma girişimini şimdilik durdurdu.

Yaklaşık iki yıllık bir hazırlık sürecinin ardından haziran ayında kamuoyu görüşüne açılan taslak, 170’ten fazla ülkedeki ulusal standardizasyon kuruluşları aracılığıyla değerlendirildi. 12 haftalık danışma döneminde yaklaşık 5 bin yorum alınması, ISO tarafından süreç açısından rekor düzeyde katılım olarak değerlendirildi. Ancak yüksek katılım, uzlaşının da yüksek olduğu anlamına gelmedi.
ISO kurallarına göre bir taslağın ilerleyebilmesi için ilgili teknik komitede oy kullanan üyelerin en az üçte ikisinin onayı gerekiyor. Ayrıca olumsuz oyların toplam oyların dörtte birini aşmaması şartı bulunuyor. ISO, hangi ülkenin nasıl oy kullandığını veya ret gerekçelerini kamuoyuyla paylaşmıyor. Bununla birlikte süreç hakkında bilgi sahibi kaynaklara dayanan haberlerde, fosil yakıt üreticisi ülkelerin taslağa karşı çıkan gruplar arasında yer aldığı aktarılıyor.
Taslağın tartışmalı başlıklarından biri de karbon kredilerinin net sıfır hedefleri içindeki yeri. Bazı paydaşların karbon kredilerinin kullanımına ilişkin daha fazla açıklık ve değişiklik talep ettiği belirtiliyor. Bu ayrıntı önemli; çünkü şirketlerin emisyonlarını gerçekten azaltması ile azaltımın bir bölümünü karbon kredileriyle telafi etmesi arasındaki sınır, net sıfır tartışmasının en kritik başlıklarından biri olmaya devam ediyor.
Şirketlere Ne Getirecekti?
ISO/DIS 14060’ın amacı, şirketlerin yalnızca “2050’de net sıfır” gibi uzun vadeli hedefler açıklamasını yeterli görmeyen, bu hedeflerin nasıl hayata geçirileceğini de ortaya koyan ortak bir çerçeve oluşturmaktı. Taslak; ara ve uzun vadeli emisyon azaltım hedefleri belirlenmesini, hedefin ardından iki yıl içinde bir geçiş planı hazırlanmasını ve stratejinin iş modeliyle nasıl bütünleştirileceğinin açıklanmasını öngörüyordu. İlerlemenin ölçülmesi, raporlanması ve belirli unsurların doğrulanması da çerçevenin parçaları arasında yer alıyordu.
Böyle bir standardın hayata geçmesi, farklı şirketlerin “net sıfır” iddialarını aynı ölçütler üzerinden değerlendirebilmek açısından önemli bir zemin oluşturabilirdi. Mevcut durumda şirketler farklı metodolojiler, hedef tarihleri, emisyon kapsamları ve karbon dengeleme yaklaşımları kullanabiliyor. Bu da aynı ifadeyi kullanan iki şirketin gerçekte oldukça farklı iklim performanslarına sahip olabilmesine yol açıyor.
ISO ise taslağın reddedilmesini projenin sonu olarak görmüyor. Kuruluş, yaklaşık 5 bin yorumun teknik komite tarafından değerlendirileceğini ve projenin bundan sonraki adımlarının bu geri bildirimler doğrultusunda belirleneceğini açıkladı. Taslağın revize edilerek yeniden oylamaya sunulup sunulmayacağı ve bunun ne zaman gerçekleşeceği henüz açıklanmış değil.
Net sıfır için küresel ölçekte ortak bir standardın oluşturulması böylece bir kez daha teknik bir mesele olmaktan çıkıp çıkarların çarpıştığı bir iklim politikası alanına dönüştü. Yaklaşık 5 bin yorumun ardından bile ortak metin üzerinde uzlaşılamaması, şirketlerin net sıfır iddialarını karşılaştırılabilir hale getirmenin neden hâlâ zor olduğunu gösteriyor.






