Hepimizin COP31'e kitlendiği şu günlerde COP17 hazırlıkları da sessiz sedasız sürüyor. Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi kapsamındaki COP17, 19-30 Ekim tarihlerinde Ermenistan’ın başkenti Erivan’da toplanacak. Zirve, yalnızca yeni kararların tartışılacağı bir toplantı olmayacak; 2022’de kabul edilen Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi’nin uygulanmasındaki küresel ilerlemenin ilk kapsamlı değerlendirmesi yapılacak.

Zirvenin başkanlığını yürüten Ermenistan Çevre Bakanı Hambardzum Matevosyan, Sustainable Views’a verdiği röportajda sürecin kritik bir dönemece geldiğini belirtiyor. Matevosyan’ın yaklaşımı net: Dünya biyolojik çeşitlilik hedeflerinden vazgeçmemeli; ancak mevcut gidişatın yeterli olmadığı da kabul edilmeli ve “rota düzeltilmeli”. Bu vurgu tesadüf değil. Kunming-Montreal Çerçevesi, 2030’a kadar doğanın korunması ve iyileştirilmesi için 23 küresel hedef belirliyor. Bunların en bilinenlerinden biri, karasal ve deniz alanlarının en az yüzde 30’unun korunması. Bunun yanında ekosistem restorasyonu, kirliliğin azaltılması, zararlı teşviklerin yeniden yönlendirilmesi ve biyolojik çeşitliliğin finansmanı da çerçevenin temel başlıkları arasında yer alıyor.
Sorun Hedefte Değil, Uygulamada
COP17’nin önündeki asıl soru bu nedenle yeni bir hedef belirlemekten çok mevcut hedeflerin ne kadarının uygulanabildiği olacak. Ermenistan yönetimi, ilk küresel değerlendirmenin yalnızca başarıların kayda geçirilmesiyle sınırlı kalmamasını; 2030’a kadar eylemlerin hızlandırılması ve taahhütlerin ölçülebilir sonuçlara dönüştürülmesi gerektiğini vurguluyor. Zirvenin öncelikleri arasında biyolojik çeşitlilik finansmanı, uygulama araçları, izleme ve hesap verebilirlik mekanizmaları, ekosistem restorasyonu ve korunan alanlar bulunuyor.
Finansman ise dosyanın en zor başlıklarından biri. Doğayı korumak için gereken kaynak ile mevcut yatırımlar arasındaki açık hâlâ büyük. Üstelik doğaya zarar veren faaliyetlere yönelen finansman, korumaya ayrılan kaynakların çok üzerinde kalıyor. Reuters’ın ağustos ayında aktardığı Birleşmiş Milletler değerlendirmesine göre şirketler ve finans kuruluşları biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkilerini ve doğaya bağımlılıklarını yeterince hızlı biçimde analiz etmiyor.
COP17’de ayrıca genetik kaynaklardan elde edilen dijital dizilim bilgilerinin kullanımından doğan kazançların paylaşılması için oluşturulan Cali Fonu’nun geleceği de gündemde olacak. Fonun nasıl büyütüleceği ve sağlanan kaynakların ülkeler arasında nasıl paylaşılacağı, biyolojik çeşitlilik finansmanının önemli pazarlık başlıklarından biri olacak.
Erivan’dan Çıkacak Asıl Mesaj
Ermenistan, COP17 başkanlığını “kapsayıcılık, şeffaflık, yüksek hedef ve eylem” olmak üzere dört ilke üzerine kuruyor. Zirvenin ortasında ayrıca 16 Ekim’de devlet ve hükümet başkanlarının katılacağı bir Liderler Zirvesi düzenlenecek. Bu nedenle COP17, biyolojik çeşitlilik diplomasisi açısından yalnızca bir sonraki COP değil, 2030’a kalan sürenin gerçekten ne kadar olduğunu gösteren bir ara karne niteliğinde. Matevosyan’ın “teslim olmak değil, rota düzeltmek” yaklaşımı kulağa diplomatik bir iyimserlik gibi gelebilir. Fakat zirvenin başarısı sonunda daha güzel cümlelerle değil, 2030 hedeflerine yaklaşmayı sağlayacak somut uygulamalarla ölçülecek. Çünkü doğanın takviminde COP’lar arasında geçen iki yılın pek bir anlamı yok. Ekosistemler için asıl ölçü, toplantı salonundan çıktıktan sonra neyin değiştiği.






