İklim riski yatırım dünyasının gündeminden kaybolmuş değildi; ancak son yıllarda yatırımcıların öncelik listesinde gerilere düşmüştü. Robeco’nun 2026 Global Climate Investing Survey araştırması, bu eğilimin yeniden tersine dönmeye başladığını gösteriyor. Üstelik yatırımcıların baktığı yer artık yalnızca karbon emisyonları veya şirketlerin net sıfır hedefleri değil. Yangın, sel, aşırı sıcak ve diğer fiziksel iklim etkilerinin doğrudan varlıkların değerine yansıyacağı düşünülüyor.

10 Yıllık Risk Fiyatlara Yansıyacak
Araştırmaya göre yatırımcıların yüzde 66’sı, fiziksel iklim risklerinin önümüzdeki beş yıl içinde varlık fiyatları üzerinde orta veya önemli düzeyde etkili olmasını bekliyor. Bu oran 10 yıllık perspektifte yüzde 82’ye çıkıyor. Katılımcıların yüzde 46’sı ise etkinin önemli düzeyde olacağını düşünüyor. Risk yalnızca varlık fiyatlarıyla sınırlı değil. Yatırımcıların yüzde 63’ü fiziksel iklim risklerinin önümüzdeki beş yılda stratejik varlık dağılımını, yüzde 59’u hisse seçimlerini, yüzde 57’si ise varlık yöneticisi seçimini etkilemesini bekliyor. Başka bir ifadeyle iklim riski, portföy oluşturulduktan sonra izlenen bir gösterge olmaktan çıkıp yatırım kararının içine giriyor.
Bu değişimin arkasında artık uzak bir gelecek senaryosu olarak görülmeyen fiziksel etkiler var. Robeco’nun İklim ve Biyoçeşitlilik Stratejisti Lucian Peppelenbos, Avrupa’da yüz binlerce kişinin tahliye edilmesine yol açan orman yangınları gibi gelişmelerin yatırımcıların dikkatini fiziksel risklere çevirdiğini belirtiyor. Ona göre iklim, “hedef” olmaktan çıkıp giderek fiyatlama meselesine dönüşüyor.
İklimin Yatırım Politikasındaki Ağırlığı Yeniden Artıyor
Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri de iklim değişikliğinin yatırım politikalarındaki ağırlığının yeniden yükselmesi. İklim değişikliğini yatırım politikalarında önemli veya merkezi bir konu olarak gören yatırımcıların oranı yüzde 47’ye çıktı. Geçen yıl bu oran yüzde 46’ydı. Artış küçük görünebilir. Ancak Robeco açısından asıl dikkat çekici nokta, bunun 2022’de yüzde 75’e ulaşan oranın ardından görülen ilk yükseliş olması. Yatırımcıların yüzde 62’si ise iklim değişikliğinin önümüzdeki iki yıl içinde yatırım politikalarında önemli veya merkezi bir konuma geleceğini düşünüyor. Kuzey Amerika'da da bir toparlanma görülüyor. Bölgedeki yatırımcıların yüzde 27’si iklim değişikliğini yatırım politikalarında önemli veya merkezi görüyor. Bu oran hâlâ diğer bölgelere kıyasla düşük olsa da son dönemdeki gerilemenin ardından yükseliş dikkat çekiyor.
Net Sıfır Hedeflerinde Geri Adım Sınırlı
Araştırma, yatırımcıların iklim konusunda daha gerçekçi bir tablo beklediğini de ortaya koyuyor. Katılımcıların yalnızca yüzde 19’u önümüzdeki 10 yılda düzenli bir iklim dönüşümü yaşanacağını düşünüyor. Yüzde 44 ise küresel sıcaklık artışını 2 derecenin oldukça altında tutma hedefinin gerçekleştirilemeyeceği görüşünde. Buna rağmen net sıfır hedefleri konusunda önemli bir geri çekilme yaşanmıyor. Araştırmaya katılanların yüzde 22’si 2050 net sıfır hedefi için kamuya açık taahhütte bulunmuş durumda. Yüzde 14’ü taahhüt hazırlığında, yüzde 31’i ise böyle bir taahhütte bulunmayı değerlendiriyor. Halihazırda net sıfır taahhüdü bulunan yatırımcıların yüzde 94’ü, hükümetlerin net sıfıra yönelik politikalarındaki değişikliklerden bağımsız olarak hedeflerine bağlı kalacağını söylüyor. Bunların yüzde 64’ü yatırım yaklaşımını değiştirmeyeceğini, yüzde 31’i ise hedefi koruyup yatırım yaklaşımını yeniden değerlendireceğini belirtiyor. Yalnızca yüzde 4’lük kesim net sıfır taahhüdünü yeniden gözden geçiriyor.
İklim Yatırımlarında Para Artacak
İklim yatırımlarına yönelik iştah da tamamen kaybolmuş değil. Yatırımcıların yüzde 42’si önümüzdeki bir yıl içinde iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik yatırımlarını artırmayı planlıyor. Üç yıllık perspektifte bu oran yüzde 60’a yükseliyor. Kurumların yüzde 72’si ise iklim çözümlerine yönelik yatırımlar için ya nicel bir hedef belirlemiş ya da yatırımları artırmaya yönelik genel bir hedef koymuş durumda. Bu oran geçen yıl yüzde 64’tü. Yenilenebilir enerji de bu tabloda öne çıkıyor. Yatırımcıların yüzde 71’i, net sıfıra yönelik siyasi tepkiye rağmen yenilenebilir enerji dönüşümünün devam edeceğini düşünüyor. Ortadoğu’daki çatışmanın enerji güvenliği kaygılarını artırarak yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandıracağını düşünenlerin oranı ise yüzde 75.
Mesele Artık Sadece ESG Değil
Robeco’nun araştırması, sürdürülebilir yatırımın geçirdiği dönüşüm açısından da önemli. Son yıllarda şirketlerin ESG politikaları ve net sıfır hedefleri siyasi tartışmaların konusu olurken yatırımcıların bir bölümü bu alanlarda daha temkinli davranmaya başladı. Fakat fiziksel iklim riskleri, tartışmayı başka bir yere taşıyor. Çünkü selin vurduğu bir tesis, aşırı sıcak nedeniyle üretimi duran bir fabrika ya da su kıtlığı nedeniyle maliyeti yükselen bir şirket için iklim riski artık soyut bir ESG göstergesi değil; doğrudan finansal risk. Robeco da araştırmanın ortaya koyduğu bu değişimi “yeni iklim yatırım gerçekliği” olarak tanımlıyor. Şirketin değerlendirmesine göre enerji güvenliği, yenilenebilir enerji, batarya depolama ve elektrik şebekelerine yönelik yatırımları desteklerken; fiziksel iklim risklerinin giderek daha görünür hale gelmesi yatırımcı davranışını önümüzdeki yıllarda daha fazla etkileyecek. Araştırmanın belki de en önemli sonucu burada: İklim değişikliği artık yatırımcıların yalnızca “sürdürülebilir” bulduğu şirketlerle ilgili bir mesele değil. Hangi şirketin ne kadar risk taşıdığı ve bunun fiyatına ne zaman yansıyacağı sorusuna dönüşüyor.
Robeco’nun araştırması 300 kurumsal ve toptan yatırımcıyla gerçekleştirildi. Katılımcıların toplam yönettiği varlık büyüklüğü yaklaşık 35,8 trilyon dolar. Dolayısıyla ortaya çıkan tablo bütün yatırım dünyasını temsil etmese de, finans piyasalarının iklim riskini nasıl yeniden fiyatlamaya başladığı konusunda dikkate değer bir gösterge sunuyor.






