Copernicus’un 10. Okyanus Durumu Raporu’na göre 2024, Akdeniz’de son yirmi yılın en yoğun deniz sıcak hava dalgalarının görüldüğü yıllardan biri oldu. Akdeniz ve Karadeniz’in bazı kesimlerinde deniz sıcaklıkları beklenen değerlerin 4,6 derece ve üzerinde seyretti. Bazı sıcak hava dalgaları ise bir aydan uzun süre etkisini korudu.

Buradaki 4,6 derecelik farkın, denizin yıllık ortalama sıcaklığının 4,6 derece arttığı anlamına gelmediğinin altını çizmek gerekiyor. Söz konusu değer, belirli dönemlerde ölçülen deniz yüzeyi sıcaklıklarının tarihsel olarak beklenen değerlerin ne kadar üzerine çıktığını ifade ediyor.
Akdeniz’de Sıcaklık Kadar Süre De Artıyor
Rapora göre 2024’te Akdeniz’in ortalama deniz yüzeyi sıcaklığı, 1982-2024 döneminin ortalamasının 1,23 derece üzerinde gerçekleşti. Doğu Akdeniz ise son yirmi yılın en yüksek deniz sıcak hava dalgası gün sayısına ve en uzun ortalama olay süresine ulaştı. Bu durum, iklim değişikliğinin denizler üzerindeki etkisinin yalnızca “daha sıcak deniz” şeklinde okunamayacağını gösteriyor. Sıcaklıkların ne kadar yükseldiği kadar, ne kadar süre boyunca yüksek kaldığı da ekosistem açısından belirleyici hale geliyor.
Karadeniz’de Isı Yüzeyde Kalmıyor
Araştırmanın dikkat çektiği bir diğer nokta ise deniz sıcaklığının yalnızca yüzeyden ölçülmesinin yeterli olmayabileceği. Çalışmada Akdeniz ve Karadeniz’in yüzey sıcaklıklarının yanı sıra yaklaşık 40 metre derinliğe kadar uzanan üst su tabakasındaki ısı değişimleri de incelendi. Özellikle Karadeniz’de deniz dolaşımının sıcaklığın su kolonundaki dağılımını etkilediği ve bazı sıcaklık anomalilerinin yalnızca yüzey ölçümlerine bakıldığında tam olarak görülemeyebileceği belirlendi.
Deniz Isındıkça Ekosistemin Dengesi Değişiyor
Uzun süren deniz sıcak hava dalgaları, deniz canlıları için yalnızca geçici bir sıcaklık stresi anlamına gelmiyor. Türlerin yaşam alanlarını değiştirmesi, bazı türleri daha serin bölgelere yönelmek zorunda bırakması ve hassas türlerde fizyolojik stres yaratması mümkün. Daha uzun ve şiddetli sıcak dönemler balıkçılık, su ürünleri yetiştiriciliği ve kıyı turizmi gibi doğrudan deniz ekosistemlerine bağlı sektörler açısından da risk oluşturuyor. Özellikle Akdeniz’de tropik ve istilacı türlerin yayılımının hızlanması, ekosistemlerdeki dönüşümün ekonomik sonuçlarını da büyütebilir.
Ülkemiz açısından tablo kritik. Akdeniz, Ege ve Karadeniz’e kıyısı bulunan ülkenin balıkçılık, turizm, kıyı yerleşimleri ve denizel biyoçeşitlilik açısından aynı anda birden fazla risk alanıyla karşı karşıya kalması söz konusu. Özellikle Anadolu kıyılarında ölçülen 4,6 dereceyi aşan sıcaklık anomalileri, deniz sıcaklıklarının kıyı ekosistemleri üzerindeki etkilerinin daha yakından izlenmesi gerektiğini gösteriyor. Çünkü deniz sıcaklığındaki olağanüstü değişimler yalnızca denizde yaşayan canlıları değil, kıyıda yaşayan ve çalışan milyonlarca insanı da ilgilendiriyor.
Denizi Kaç Derece Isındığıyla Ölçmek Yetmiyor
Asıl mesele artık denizin kaç derece ısındığından ibaret değil. Sıcaklık ne kadar süre yüksek kalıyor, hangi derinliğe ulaşıyor ve ekosistemin davranışını nasıl değiştiriyor? Copernicus’un çalışması, denizlerdeki iklim değişikliğini izlemek için yüzey sıcaklığına bakmanın ötesine geçilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Çünkü deniz, atmosfer gibi “bugün sıcak, yarın normale döndü” denilebilecek bir sistem değil. Bir kez içine yüklenen ısı, akıntılarla taşınıyor, derinliklere dağılıyor ve ekosistem üzerinde uzun süreli sonuçlar yaratabiliyor.






