GHG Protocol Scope 2 Kurallarını Esnetiyor

2 Kasım 2026 | Politika ve Düzenlemeler | 0 yorum

Şirketlerin yoğun itirazları üzerine GHG Protocol, satın alınan elektriğin emisyonlarını hesaplamaya yönelik daha sıkı Scope 2 kurallarına geçişi ertelemeyi planlıyor. Yeni yaklaşım, şirketlere mevcut yöntemi bir süre daha kullanma olanağı tanırken, karbon raporlamasında doğruluk ve uygulanabilirlik tartışmasını yeniden gündeme taşıyor.

Şirketlerin elektrik tüketiminden kaynaklanan emisyonlarını nasıl hesaplayacağını belirleyen GHG Protocol Scope 2 rehberi yeniden şekilleniyor. Kuruluşun 2015 tarihli rehberini güncellemek üzere yürüttüğü çalışma, şirketlerin yenilenebilir enerji satın alımlarını daha ayrıntılı ve gerçek tüketim koşullarıyla uyumlu biçimde raporlamasını hedefliyordu. Ancak önerilen değişiklikler, iş dünyasından beklenen desteği alamadı.

GHGP

2025 sonunda başlayan kamuoyu danışma sürecinin sonuçlarına göre şirketlerin yalnızca yüzde 12’si saatlik eşleştirme önerisini destekledi. Katılımcı şirketlerin yüzde 82’si bu öneriye düşük veya hiç destek vermedi. Yenilenebilir elektriğin tüketildiği şebekeyle aynı pazardan temin edilmesini öngören coğrafi teslim edilebilirlik koşuluna destek ise yüzde 19’da kaldı.

Şirketlerin temel itirazları maliyet, veri altyapısı ve gönüllü yenilenebilir enerji piyasalarına katılımın zorlaşması üzerinde yoğunlaştı.

Yıllık Eşleştirmeden Saatlik Takibe

Mevcut uygulamada şirketler, yıllık elektrik tüketimlerini aynı yıl içinde satın aldıkları yenilenebilir enerji sertifikalarıyla eşleştirerek piyasa bazlı Scope 2 emisyonlarını hesaplayabiliyor. Ancak bu sistem, şirketin elektriği gerçekten tükettiği saatlerde kullanılan enerjinin ne kadarının yenilenebilir kaynaklardan geldiğini her zaman göstermiyor.

GHG Protocol’ün önerdiği saatlik eşleştirme sistemi, şirketlerin elektrik tüketimini her saat için yenilenebilir enerji üretimiyle karşılaştırmasını öngörüyor. Teslim edilebilirlik koşulu ise satın alınan temiz elektriğin, tüketimin gerçekleştiği şebekeye fiziksel olarak ulaştırılabilecek bir kaynaktan gelmesini gerektiriyor.

Bu yaklaşımın amacı, şirketlerin yenilenebilir enerji kullanımına ilişkin iddialarını elektrik sisteminin gerçek koşullarıyla daha yakından ilişkilendirmek. Örneğin güneş enerjisinin üretilmediği gece saatlerinde, gündüz üretilmiş elektriğe dayanan yıllık sertifikalarla tüketimin tamamını temiz enerji olarak göstermek, yeni sistemde daha sınırlı bir iddia haline gelebilecek.

İki Ayrı Raporlama Yöntemi Gündemde

Kamuoyu danışmasından gelen tepkilerin ardından GHG Protocol, iki farklı piyasa bazlı raporlama yönteminin birlikte kullanılmasını öngören bir yaklaşım geliştirdi.

Birinci yöntem, saatlik eşleştirme ve coğrafi teslim edilebilirlik koşullarını içeriyor. İkinci yöntem ise şirketlerin bugün kullandığı 2015 tarihli Scope 2 rehberinin gerekliliklerini koruyor.

GHG Protocol’ün Bağımsız Standartlar Kurulu (ISB) tarafından geliştirilen mevcut yöneliminde şirketlerin, veri kalitesi koşulları karşılandığında daha sıkı yöntemi kullanması öngörülüyor. Bununla birlikte, henüz belirlenmemiş bir tarihe kadar mevcut yöntemin kullanılmasına da izin verilmesi planlanıyor. Şirketlerin hangi yöntemi tercih ettiklerini açıklamaları gerekecek. Geçiş tarihinden sonra ise gerekli veri mevcutsa daha sıkı yönteme geçiş zorunlu hale gelecek.

Dolayısıyla söz konusu değişiklik, saatlik eşleştirme yaklaşımından tamamen vazgeçilmesi değil; bu yönteme geçişin aşamalı hale getirilmesi anlamına geliyor.

Asıl Tartışma: Daha Doğru Raporlama mı, Daha Fazla Yatırım mı?

Tartışmanın iki tarafı da iklim hedeflerine ulaşmak için farklı bir yol öneriyor. Daha sıkı kuralları savunanlar, şirketlerin temiz enerji iddialarının tüketimin gerçekleştiği saat ve bölgeyle örtüşmesi gerektiğini belirtiyor. Bu yaklaşımın, yenilenebilir enerji yatırımlarını ihtiyaç duyulan zaman ve bölgelere yönlendirebileceği düşünülüyor.

Şirketlerin itirazlarını destekleyenler ise katı eşleştirme koşullarının özellikle yenilenebilir enerji altyapısı henüz yeterince gelişmemiş bölgelerde temiz enerji satın alımını zorlaştırabileceğini savunuyor. Bu görüşe göre daha geniş coğrafi sınırlar ve yıllık eşleştirme, şirketlerin uzun vadeli yenilenebilir enerji yatırımlarına katılımını kolaylaştırabilir.

GHG Protocol’ün önündeki temel soru da burada ortaya çıkıyor: Karbon raporlamasında daha yüksek doğruluk sağlayan kurallar, şirketlerin temiz enerjiye yatırım yapma isteğini azaltırsa iklim açısından beklenen sonuç elde edilebilir mi?

Yeni Taslak 2027’de Görüşe Açılacak

GHG Protocol, güncellenmiş Scope 2 önerilerini 2027’nin ikinci çeyreğinde kamuoyu görüşüne açmayı planlıyor. Bu süreçte Scope 1, Scope 2 ve Scope 3 emisyonlarına ilişkin düzenlemelerin yanı sıra şirketlerin iklim eylemleri ve piyasa araçlarını da kapsayan ortak GHG Protocol-ISO Kurumsal Standardı çalışması yürütülecek. Yeni standardın 2028’in son çeyreğinde yayımlanması öngörülüyor.

Şimdilik kesinleşmiş bir geçiş tarihi bulunmuyor. Ancak tartışma, şirketlerin karbon ayak izini nasıl hesaplayacağının ötesine geçiyor. Yenilenebilir enerji sertifikalarının neyi temsil ettiği, şirketlerin temiz enerji kullanımına ilişkin iddialarının ne ölçüde doğrulanabildiği ve gönüllü yatırımların nasıl teşvik edileceği, yeni standardın belirleyeceği temel başlıklar arasında yer alıyor.

Yazıyı Paylaş:

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

Teknoloji Sürdürülebilirliğe Yardımcı Olabilir Mi?

DHL Group

DHL Group Strateji 2030 Vizyonuyla Sürdürülebilir Büyümeyi Hızlandıracak

İskandinav şehirlerinde temiz hava

Avrupa Çevre Ajansı En Temiz Şehirleri Açıkladı!

Starbucks Greener Store Projesi

Starbucks’tan Türkiye’de Yeşil Mağaza Hamlesi

Küresel Isınma, Su Döngüsünü Olumsuz Etkiliyor

Hayvancılık Politikası

Hayvancılık İşletmelerine Yeni Standartlar