ABD’de enerji politikası ile iklim hedefleri arasındaki gerilim, petrol ve gaz sektöründeki metan denetimleri üzerinden yeniden gündemde. Donald Trump, 27 Ekim’de Teksas’ta düzenlenen mitingde yaptığı açıklamada, Biden yönetiminin petrol ve doğal gaz faaliyetlerinden kaynaklanan metan emisyonlarını sınırlayan düzenlemesini sona erdireceklerini duyurdu.

Trump, kararın enerji üreticileri ve tüketiciler için 45 milyar dolarlık maliyet tasarrufu sağlayacağını, ayrıca 210 milyon varil petrolün üretime kazandırılmasının önünü açacağını ileri sürdü. Yönetim, düzenlemeyi özellikle küçük üreticiler üzerinde maliyet yaratan ve yerli enerji üretimini sınırlayan bir yük olarak değerlendiriyor.
Ancak tartışmanın diğer tarafında, petrol ve gaz sahalarından atmosfere salınan metanın kontrol altına alınması var. Çünkü metan, kısa vadede karbondioksitten çok daha güçlü bir ısı tutma etkisine sahip ve küresel ısınmayı hızlandıran başlıca sera gazlarından biri.
Küçük Kuyular, Büyük Emisyon Payı
Biden yönetiminin 2024’te yürürlüğe koyduğu düzenleme, yalnızca yeni petrol ve gaz tesislerini değil, mevcut kuyuları da kapsıyordu. Şirketlerden metan sızıntılarını düzenli olarak izlemeleri, tespit edilen kaçakları gidermeleri ve belirli emisyon standartlarına uymaları isteniyordu.
Düzenlemenin en dikkat çekici yönlerinden biri küçük kuyulara yönelik hükümleriydi. ABD’de petrol ve gaz üretiminin yalnızca yüzde 6’sını gerçekleştiren bu kuyuların, sektörün toplam metan emisyonlarının yaklaşık yarısından sorumlu olabildiği belirtiliyor. Bu nedenle yeni kurallar, üretim miktarı düşük olsa da yüksek emisyon yaratabilen tesisleri denetim kapsamına alıyordu.
Biden yönetimi, düzenlemenin 2038’e kadar yaklaşık 58 milyon ton metan emisyonunu önleyeceğini hesaplamıştı. Ayrıca hava kirliliğinin azaltılmasıyla halk sağlığı ve çevre açısından 2034’e kadar 98 milyar dolarlık fayda sağlanabileceği öngörülüyordu.
“Süper Yayıcı” Programı da Hedefte
Trump yönetiminin geri çekmek istediği düzenlemenin önemli bileşenlerinden biri de EPA’nın Süper Yayıcı Programı. Program, uzaktan algılama teknolojileri ve bağımsız izleme kuruluşları aracılığıyla büyük metan salımlarının tespit edilmesini sağlıyor. Belirli eşikleri aşan emisyon olayları için işletmelerin bilgilendirilmesi, sızıntıların araştırılması ve gerekli müdahalenin yapılması öngörülüyor.
EPA Başkanı Lee Zeldin, programın kaldırılmasını ve özellikle küçük petrol ve gaz kuyularına uygulanan standartların gevşetilmesini planladıklarını daha önce duyurmuştu.
Bu değişiklikler, büyük metan kaçaklarının dışarıdan izlenmesi ve tespit edilen salımlara müdahale edilmesi açısından mevcut denetim mekanizmasını zayıflatabilir. Çevre örgütleri, düzenlemenin geri çekilmesinin metan salımlarını artırabileceği ve atmosfere kaçan doğal gazın ekonomik kayba da yol açacağı uyarısında bulunuyor.
45 Milyar Dolarlık Tasarrufun Karşısında Ne Var?
Trump yönetimi, düzenlemenin kaldırılmasını enerji üretim maliyetlerini düşürme ve yerli üretimi artırma gerekçesiyle savunuyor. EPA, Biden dönemindeki kuralların sektöre yaklaşık 18 milyar dolarlık düzenleyici maliyet getirdiğini ileri sürüyor.
Buna karşılık Biden yönetiminin 98 milyar dolarlık fayda hesabı, metan ve diğer kirleticilerin insan sağlığı ile çevre üzerindeki gelecekteki maliyetlerinin azaltılmasına dayanıyordu. İki rakam farklı hesaplama yöntemlerini ve zaman aralıklarını içerdiği için doğrudan karşılaştırılmaları mümkün değil.
Düzenlemenin geleceği açısından bir başka önemli nokta da hukuki süreç. Trump’ın açıklaması, kuralların aynı gün yürürlükten kalktığı anlamına gelmiyor. Çevre Koruma Ajansı'nın (EPA) değişiklikleri mevzuat sürecinden geçirmesi gerekiyor. Dolayısıyla hangi hükümlerin ne zaman değişeceği henüz kesinleşmiş değil.
Metan Mücadelesinde ABD Geri Adım Atıyor
Metan emisyonlarının azaltılması, küresel iklim politikalarının kısa vadeli sonuç alınabilecek öncelikli alanlarından biri olarak görülüyor. Petrol ve gaz sektöründeki sızıntıların önlenmesi, hem atmosfere salınan sera gazı miktarını hem de üretim sırasında kaybedilen doğal gazı azaltma potansiyeli taşıyor.
ABD’nin yeni yönelimi ise bu alandaki federal denetimin kapsamını daraltmaya hazırlanıyor. Üstelik bu karar, Avrupa Birliği’nin metan düzenlemelerinin uygulanma takviminin tartışıldığı ve ülkelerin COP31 öncesinde iklim finansmanı ile emisyon azaltımı konusunda yeni pozisyonlar aldığı bir dönemde geliyor.
Enerji üretimini artırmak ile üretimden kaynaklanan emisyonları kontrol etmek arasındaki tercih, ABD’de yeniden maliyet hesabına indirgenmiş durumda. Ancak metanın atmosfere salınmasının iklim, sağlık ve ekonomik sistemler üzerindeki bedeli, enerji şirketlerinin bilançosunda görünen maliyetlerden çok daha geniş bir alanı kapsıyor.






