İtalya ve İspanya, Türkiye’nin Deniz Koruma Önerisini Engelledi

3 Kasım 2026 | Çevre ve Doğa, Politika ve Düzenlemeler | 0 yorum

Akdeniz ve Karadeniz'de dip trolü yasağının 1.000 metreden 800 metre derinliğe genişletilmesi için Türkiye'nin sunduğu teklif, İtalya ve İspanya'nın itirazıyla kabul edilmedi. Yaklaşık 100 bin kilometrekarelik ek deniz alanının korunmasını sağlayabilecek düzenleme, derin deniz ekosistemlerinin korunmasına yönelik önemli bir fırsatı erteledi. Türkiye, öneriyi 2027'de Ankara'da yeniden gündeme getirecek.

Denizlerin korunması söz konusu olduğunda uluslararası taahhütler vermek kolay, ekonomik çıkarlarla karşı karşıya gelindiğinde bu taahhütleri hayata geçirmek ise çok daha zor. Akdeniz'de derin deniz ekosistemlerinin korunmasına yönelik son girişim, bu çelişkiyi bir kez daha ortaya koydu. Bilimsel araştırmaların daha geniş koruma alanlarına işaret ettiği bir dönemde, balıkçılık faaliyetlerinin sınırlandırılması konusunda ülkeler arasında uzlaşma sağlanamadı.

Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu (GFCM)

26-30 Ekim 2026 tarihlerinde Roma'da gerçekleştirilen Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu (GFCM) yıllık toplantısında Türkiye, Akdeniz ve Karadeniz'de 1.000 metrenin altındaki derinliklerde uygulanan dip trolü yasağının 800 metreye genişletilmesini önerdi. Mısır, Lübnan, Karadağ ve Fas'ın desteklediği teklif, İtalya ve İspanya'nın karşı çıkması nedeniyle kabul edilmedi.

Türkiye'nin önerisi, yasağın iki yıllık bir geçiş süreciyle uygulanmasını da içeriyordu. Ancak iki ülke bu seçeneği değerlendirmeyi de kabul etmedi. Böylece derin deniz habitatlarının korunmasına yönelik bölgesel düzenleme bir kez daha ertelenmiş oldu.

100 Bin Kilometrekarelik Koruma Fırsatı

Mevcut düzenleme, Akdeniz'in büyük bölümünde 1.000 metrenin altındaki derinliklerde dip trolü ve benzeri dip temaslı av araçlarının kullanımını yasaklıyor. Türkiye'nin önerisi ise koruma sınırını 800 metreye çekerek 800-1.000 metre arasındaki derinlikleri de kapsama almayı amaçlıyordu.

Oceana'nın analizlerine göre bu değişiklik, yaklaşık 100 bin kilometrekarelik ek derin deniz alanının korunmasını sağlayabilirdi. Söz konusu alanlar, deniz tabanındaki hassas habitatlar, mercan ve sünger toplulukları ile balık türlerinin yaşam ve üreme alanları açısından önem taşıyor.

Dip trolü, deniz tabanında ağır ağların sürüklenmesiyle gerçekleştirilen bir avlanma yöntemi. Bu yöntem yalnızca hedeflenen balık türlerini değil, deniz tabanındaki canlı topluluklarını ve habitatları da etkileyebiliyor. Özellikle yavaş büyüyen ve kendini yenilemesi uzun zaman alan derin deniz ekosistemlerinde bu hasarın telafisi oldukça güç.

Üstelik derin deniz ekosistemleri yalnızca biyolojik çeşitlilik açısından değil, karbon depolama ve iklim değişikliğine karşı ekolojik dayanıklılık bakımından da önemli işlevler üstleniyor.

Balıkçılığın Ekonomik Etkisi Ne Kadar?

Teklifin reddedilmesinde balıkçılık faaliyetleri üzerindeki olası ekonomik etkiler önemli bir tartışma başlığıydı. Ancak GFCM öncülüğünde farklı Akdeniz ülkelerinde gerçekleştirilen pilot çalışmalar, yasağın 800 metreye genişletilmesinin balıkçılık sektörü üzerindeki sosyoekonomik etkisinin sınırlı olabileceğine işaret ediyor.

Oceana'nın 2023 yılına ait balıkçılık verileri üzerinden gerçekleştirdiği analiz de 800 metrenin altındaki avlanma faaliyetlerinin sınırlı olduğunu ortaya koyuyor. Analize göre Akdeniz'deki dip trolü filosunun yalnızca yüzde 3,5'i 800 metrenin altında faaliyet gösteriyor.

Bununla birlikte düzenlemenin bütün balıkçılık filoları ve bölgeler üzerinde aynı ekonomik sonucu yaratacağını varsaymak doğru değil. Özellikle derin su karidesi avcılığının önemli gelir kaynaklarından biri olduğu bazı limanlarda geçiş sürecinin dikkatle planlanması gerekiyor.

Dolayısıyla tartışmanın özü, balıkçılığı tamamen durdurmak değil; ekonomik faaliyetlerle deniz ekosistemlerinin uzun vadeli varlığını birlikte gözeten bir yönetim modeli oluşturmak.

Türkiye Önerisini Yeniden Gündeme Taşıyacak

Toplantıdan sonuç alınamaması üzerine Türkiye, teklifini 2027 yılında Ankara'da gerçekleştirilecek GFCM yıllık toplantısında yeniden sunacağını açıkladı.

Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel deniz koruma politikalarında daha etkin bir rol üstlenme girişimi açısından da dikkat çekici. Mısır, Lübnan, Karadağ ve Fas'ın desteği, önerinin yalnızca ulusal bir girişim olmadığını, Akdeniz'in farklı kıyılarında karşılık bulduğunu gösteriyor.

Öte yandan İtalya ve İspanya'nın tutumu, Avrupa Birliği'nin deniz koruma politikalarında açıkladığı hedeflerle üye ülkelerin ekonomik öncelikleri arasındaki gerilimi de gündeme getiriyor. Avrupa Komisyonu daha önce derin deniz korumasının genişletilmesini desteklemiş, bu konuda bilimsel çalışmaların yürütülmesine öncülük etmişti. Ancak ortak bir koruma yaklaşımının uygulamaya geçirilmesi, ulusal balıkçılık çıkarlarıyla karşı karşıya geldiğinde zorlaşıyor.

Akdeniz'in giderek artan deniz sıcaklıkları ve denizel sıcak hava dalgalarıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde derin deniz habitatlarının korunması ertelenebilecek bir başlık değil. Türkiye'nin önerisinin 2027'de yeniden gündeme gelmesi, bu nedenle yalnızca bir diplomatik girişimin devamı olarak değil, Akdeniz'in geleceğine ilişkin önemli bir koruma sınavı olarak değerlendirilmeli.

Yazıyı Paylaş:

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

Nairobi, BM Çevre Meclisi

Nairobi’de Kritik Buluşma!

Yapı Kredi Kurumsal İletişim Direktörü Arda Öztaşkın

Yapı Kredi Step İle 600 Bini Aşkın Kişi Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Adım Attı

Kaihara x TENCEL™ Denim Haftası

TENCEL™ ve Kaihara, Premium Kapsül Denim Koleksiyonunu Tanıttı

Manus AI - Yapay Zeka

Manus: Çin’in Yeni Yapay Zeka Devrimi mi?

Doğa Dedektifleri: Bitkilerin Gizli Yaşamını Keşfediyoruz

Bitkilerin Gizli Dünyasına Eğlenceli Bir Yolculuk

11. Kadın Direktörler Konferansı / Alarko Ödül

Alarko Carrier, Pariteye Ulaştı