CASA-1000: Milyonlar Harcandı, Elektrik Hâlâ Yok

21 Ağustos 2026 | Uncategorized

Orta Asya ile Güney Asya’yı birbirine bağlaması, enerji ticaretini büyütmesi ve bölgenin jeopolitik dengelerini değiştirmesi beklenen CASA-1000, daha tek bir watt elektrik taşımadan ekonomik gerçeklikle karşı karşıya kaldı. Kırgızistan ve Tacikistan yüz milyonlarca dolarlık borcun altına girerken, projenin üzerine kurulduğu temel varsayım çoktan değişti: İhraç edilecek elektrik artık yok.

Büyük altyapı projelerinin hikâyesi genellikle aynı yerden başlıyor: Daha fazla bağlantı, daha fazla ticaret, daha fazla kalkınma. Projeye bir de bölgesel iş birliği, enerji güvenliği ve stratejik ortaklık gibi büyük hedefler eklenince, yatırımın kendisi neredeyse tartışılmaz hale geliyor. CASA-1000’in hikâyesi de böyle başladı. Fakat bugün geriye dönüp bakıldığında asıl soru projenin ne kadar geciktiği değil; başlangıçta gerçekten doğru probleme çözüm arayıp aramadığı.

CASA-1000

Central Asia-South Asia Electricity Transmission and Trade Project, yani CASA-1000, 2006 yılında Kırgızistan ve Tacikistan’daki hidroelektrik üretim fazlasını Afganistan ve Pakistan’a taşımak amacıyla tasarlandı. Dünya Bankası, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, İslam Kalkınma Bankası ve diğer uluslararası kuruluşların finansmanıyla şekillenen proje, yaklaşık 1.387 kilometrelik bir elektrik iletim hattı ve 1.300 megavatlık kapasite öngörüyordu. İnşaat ise ancak on yıl sonra başlayabildi. Başlangıçta 2020’de işletmeye alınması planlanan sistemin tamamlanması artık 2027’den önce beklenmiyor. Gecikme zaten tek başına büyük bir sorun. Fakat CASA-1000’in hikâyesini asıl ilginç kılan, hattın tamamlanmasına kadar geçen sürede enerji piyasasının değişmiş olması.

Proje tasarlanırken Orta Asya ülkelerinin uzun vadede elektrik fazlasına sahip olacağı varsayılıyordu. Ancak bölgenin ekonomileri büyüdü; sanayi üretimi arttı, kentleşme hızlandı, gelirler yükseldi ve dijital altyapı genişledi. Bunun doğal sonucu elektrik talebinin de hızla artması oldu. 2006’da ihracata konu olabilecek “fazla” elektrik bugün artık büyük ölçüde bölgenin kendi ihtiyacını karşılamak için gerekiyor. Dahası, bölgenin yıllık elektrik açığının 10-15 milyar kilovatsaat seviyesine ulaştığı ve talebin 2030’a kadar yüzde 40 daha artmasının beklendiği belirtiliyor. Başka bir ifadeyle, CASA-1000’in üzerine kurulduğu ekonomik denklem değişti.

Kırgıistan ve Tacikistan'dan Milyonlarca Dolar Kaynak

Kırgızistan’ın projeye yaklaşık 216 milyon dolar, Tacikistan’ın ise 250 milyon doların üzerinde kaynak ayırdığı belirtiliyor. Üstelik bu finansmanın önemli bölümü uzun vadeli, imtiyazlı kredilerden oluşuyor. Yani proje çalışmasa bile borcun hikâyesi devam ediyor. Tam burada büyük altyapı yatırımlarının en rahatsız edici sorularından biri ortaya çıkıyor: Bir proje ekonomik koşullar değiştiğinde ne kadar hızlı yeniden değerlendiriliyor? Çünkü CASA-1000 yalnızca bir elektrik hattı değildi. Proje, Orta Asya ile Güney Asya arasında ekonomik entegrasyonu güçlendirme ve bölge ülkelerinin Rusya’nın elektrik bağlantılarına bağımlılığını azaltma gibi daha geniş jeopolitik hedeflerin de parçasıydı. Hatta ABD’nin bir dönem gündeme getirdiği “Yeni İpek Yolu” stratejisinin unsurlarından biri olarak görülüyordu. Fakat... Bir enerji altyapısının ekonomik fizibilitesi ile jeopolitik anlamı birbirinden ayrılmadığında, yatırım kararlarının sorgulanması zorlaşıyor. Stratejik hedefler projenin neden yapılması gerektiğini açıklayabilir; ancak projenin ekonomik olarak çalışıp çalışmayacağını açıklamaz.

Bugün Kırgızistan’ın CASA-1000 hattını ters yönde kullanarak kış aylarında Pakistan’dan elektrik ithal etme önerisi bile gündeme gelmiş durumda. Fakat bu çözümün ekonomik açıdan ikna edici olmadığı belirtiliyor. Pakistan elektrik üretiminde ithal doğal gaz, LNG ve petrol ürünlerine önemli ölçüde dayanıyor; üretim maliyetlerinin kilovatsaat başına 8-10 ABD senti seviyesine ulaşabildiği ifade ediliyor. Orta Asya’dan elektrik ihraç etmek üzere tasarlanan bir altyapının sonunda daha pahalı elektriği ters yönde taşımaya çalışması, projenin başlangıç varsayımlarının ne kadar değiştiğini gösteren çarpıcı bir tablo. Üstelik bölge kendi elektrik ihtiyacını karşılamak için yeni üretim yatırımlarına yöneliyor. Kazakistan ilk ticari nükleer santralinin çalışmalarına başladı. Özbekistan da iki büyük reaktör ile küçük modüler reaktörleri içeren nükleer enerji yatırımlarını ilerletiyor. Kırgızistan ise nükleer üretimi orta vadeli enerji stratejisine dahil etmiş durumda.

Tahminler Ne Zaman Değişti?

Dolayısıyla mesele yalnızca “CASA-1000 başarısız oldu mu?” sorusu değil.Daha büyük soru şu: Dünya Bankası, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, İslam Kalkınma Bankası gibi kalkınma finansmanı kurumları bu projeyi değerlendirirken hangi talep tahminlerine dayanıyordu? Bu tahminler ne zaman değişti? Değiştiğinde yatırım neden yeniden masaya yatırılmadı? Jeopolitik hedefler ekonomik fizibilitenin önüne geçtiyse bunun hesabını kim verecek? Büyük projelerde başarısızlık çoğu zaman yalnızca teknik bir mesele olarak ele alınıyor. Bir santral gecikiyor, bir hat tamamlanamıyor, maliyet artıyor. Oysa asıl hesap verilmesi gereken yer çoğu zaman projenin ilk günleri. Çünkü milyarlarca dolarlık yatırımların kaderi, beton dökülmeden ve kablolar çekilmeden çok önce; hangi varsayımların doğru kabul edildiğiyle belirleniyor. CASA-1000 bugün bunun için önemli bir örnek. Proje tamamlanabilir. Hatlar çalışabilir. Bir gün gerçekten elektrik de taşınabilir. Ancak bu, yatırım kararının başlangıçta doğru olduğu anlamına gelmez. Kalkınma projelerinde başarıyı yalnızca “tamamlandı” diye ölçmek artık yeterli değil. Asıl ölçülmesi gereken, harcanan paranın bugün hâlâ aynı probleme çözüm üretip üretmediği. Çünkü dünya değişiyor. Enerji talebi değişiyor. Teknoloji değişiyor. İklim değişiyor. Jeopolitik dengeler değişiyor. Fakat altyapı yatırımlarının borçları çoğu zaman değişmiyor.

Editörün Görüşü

CASA-1000’in hikâyesinde asıl rahatsız edici olan, yanlış bir tahmin yapılmış olması değil. Büyük projelerde yanlış tahmin kaçınılmaz olabilir. Rahatsız edici olan, yanlışın ortaya çıkmasından sonra sistemin ne yaptığı. Yüz milyonlarca dolarlık kamu borcu yaratılmışsa ve projenin ekonomik zemini değişmişse, “ama stratejik açıdan önemli” cümlesi yeterli bir savunma olmamalı. Kalkınma finansmanının görevi yalnızca büyük projeleri finanse etmek değil, gerektiğinde büyük projelere “hayır” diyebilmek de olmalı. CASA-1000 için bağımsız değerlendirmelerin yayımlanması, hangi talep tahminlerinin yanlış çıktığının, hangi ekonomik varsayımların çöktüğünün ve siyasi hedeflerin yatırım kararlarını ne ölçüde etkilediğinin açıkça ortaya konması gerekiyor. Çünkü mesele yalnızca Orta Asya’nın elektrik hattı değil. Mesele, dünyanın gelişmekte olan ülkelerine “kalkınma” adı altında hangi yatırımların önerildiği ve bu yatırımların bedelini sonunda kimin ödediği.

Yazıyı Paylaş:

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

Yorglass İnsan Kaynakları Direktörü Ayşe Doğruöz

Yorglass’tan Çalışan Odaklı Yaklaşım

İklim için Yapay Zeka Hackathonu

‘İklim İçin Yapay Zeka Hackathonu’na Başvuru İçin Yarın Son Gün!

Efe Gökçe

Susuz Kalan Topraklar ve Parıldayan Altın

Türkiye Offshore’a Nasıl Hazırlanıyor?

Türkiye Offshore’a Nasıl Hazırlanıyor?

Dr. Öğr. Üyesi Esma Ulusoy

Müsilaj Marmara’ya Geri Mi Döndü?

FESPA Eurasia Yönetim Kurulu Üyesi Levent Olcayto

Yerel Seçimlerin Asıl Galibi Baskı Sektörü Oldu