COP31’de “İç İşleri” Maddesi

28 Eylül 2026 | Editörün Seçimi, Güncel

Antalya’da düzenlenecek COP31’in ev sahibi ülke anlaşması kamuoyuna açıklandı. Anlaşma, zirve katılımcılarına Türkiye’nin yasalarına uyma ve “Türkiye’nin iç işlerine müdahale etmeme” yükümlülüğü getirirken, temel insan hakları ve sivil toplum katılımı konusunda da taahhütler içeriyor.

COP31’in Ev Sahibi Ülke Anlaşması 18 Eylül’de yürürlüğe girdi ve 23 Eylül’de kamuoyuna açıklandı. Anlaşmada, ayrıcalık ve dokunulmazlıklardan yararlanan katılımcıların Türkiye’deki yasalara uyması ve “Türkiye’nin iç işlerine müdahale etmemesi” gerektiği belirtiliyor.

cop31-murat kurum

İlk bakışta ev sahibi ülkenin hukukuna saygı gösterilmesini isteyen standart bir diplomatik hüküm gibi görünebilir. Fakat mesele, bu ifadenin neden özellikle COP31 anlaşmasına konduğu ve sınırlarının ne olacağı sorusunda düğümleniyor. Çünkü iklim zirvelerinde sivil toplum yalnızca salonda oturup müzakereleri izlemiyor. Hükümetlerin iklim politikalarını eleştiriyor, protesto düzenliyor, şirketlerin faaliyetlerini sorguluyor ve toplulukların taleplerini gündeme taşıyor.

Brezilya’da Yoktu

Maddenin geçmişi tartışmayı daha ilginç hale getiriyor. Climate Home News’in incelemesine göre benzer hükümler COP28’in Birleşik Arap Emirlikleri ve COP29’un Azerbaycan ev sahibi ülke anlaşmalarında bulunuyordu. COP30’un Brezilya’daki anlaşmasında ise bu hüküm yer almadı. COP31 ile birlikte yeniden anlaşmaya girdi. Dolayısıyla ortada yalnızca hukuki bir ayrıntı yok. Aynı zamanda COP ev sahipliği modellerinin ve sivil toplum alanının ülkeden ülkeye nasıl değişebildiğini gösteren bir örnek var.

Eleştirinin Kaynağı Bu

Amnesty International, hükmün insan hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarını güvenli biçimde yürütmesini zorlaştırabileceğini ve ifade özgürlüğü ile barışçıl toplanma hakkı üzerinde daha geniş bir caydırıcı etki yaratabileceğini belirtiyor. Center for International Environmental Law da COP’larda gerçek katılımın yalnızca konferans alanında bulunmaktan ibaret olmadığını; hükümetlerin kararlarını ve iklim politikalarını sorgulamanın da bu katılımın parçası olduğunu savunuyor. Buradaki kritik kelime ise “müdahale”. Çünkü anlaşma, bunun ne anlama geldiğini ayrıntılı biçimde tanımlamıyor. Climate Home News’in aktardığı bilgilere göre, bir faaliyetin bu hüküm kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği olay bazında ele alınacak ve Türkiye makamları ile BM iklim organı arasında koordinasyon sağlanacak. Tam da bu nedenle maddenin sınırları önem kazanıyor.

Türkiye’nin Sözü Ne?

İşin dikkat çekici tarafı, aynı anlaşmanın Türkiye’ye başka sorumluluklar da yüklemesi. Türkiye ve UNFCCC, anlaşmanın giriş bölümünde tüm katılımcıların temel insan haklarını, insan onurunu ve eşit haklarını koruma taahhüdünde bulunuyor. Metinde ayrıca kapsayıcılık, toplumsal cinsiyet, yerli halklar ve yerel topluluklar ile engelli kişilerin katılımına ilişkin hükümler bulunuyor. Güvenlik personelinin de yüksek etik ve profesyonel standartlara uygun davranması öngörülüyor. COP31 Başkanı Murat Kurum, eylül ayında sivil toplumun taleplerini karşılamaya ve görüşlerini ifade edebilecekleri alan yaratmaya çalışacaklarını açıkladı.

Kağıt üzerinde iki taahhüt yan yana duruyor: İnsan haklarına saygı ve kapsayıcı katılım bir tarafta; iç işlerine müdahale etmeme yükümlülüğü diğer tarafta.

Sınır Nerede?

COP31’in gündemi düşünüldüğünde bu sınırı çizmek kolay olmayacak. Enerji politikası, kömür, madencilik, tarım, sanayi, kentleşme ve iklim finansmanı gibi konular doğrudan ülkelerin iç politikalarıyla bağlantılı. Bir çevre örgütünün yeni bir kömür projesine karşı çıkması ya da bir topluluğun iklim politikası nedeniyle yaşadığı sorunu uluslararası kamuoyuna taşıması, aynı zamanda Türkiye’nin iç politikasına ilişkin bir eleştiri olarak değerlendirilebilir mi?

Anlaşmanın tartışmalı noktası tam da burada.

Henüz COP31 başlamadığı için bu hükmün nasıl uygulanacağını bilmiyoruz. Ancak insan hakları kuruluşlarının kaygısı da zaten bununla ilgili: İfadenin geniş yorumlanması, daha hiçbir yaptırım uygulanmadan, eleştiri ve protesto konusunda bir caydırıcılık yaratabilir.

Antalya’da Test Edilecek

UNFCCC, COP31 sürecini “açık, şeffaf ve kapsayıcı” olarak tanımlıyor ve gözlemciler ile diğer paydaşların sürece dahil edilmesini öngörüyor. Şimdi bu söylemin Antalya’da ne kadar karşılık bulacağı görülecek. Çünkü COP31, yalnızca Türkiye’nin dünyaya iklim politikalarını anlatacağı bir vitrin olmayacak. Dünyanın farklı ülkelerinden aktivistler, çevre örgütleri, bilim insanları ve gözlemciler de Türkiye’nin iklim politikalarını sorgulamak için Antalya’da olacak.

Ve COP31’in “iç işlerine müdahale etmeme” maddesi tam da bu noktada gerçek bir sınava dönüşecek: Eleştiri nerede bitecek, “iç işlerine müdahale” nerede başlayacak?

Yazıyı Paylaş:

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

Çolakoğlu Metalurji Bilgi Yarışması

Çolakoğlu Metalurji’den Eğitime Sürdürülebilir Katkı

HiDoctor ve Ahbap İş Birliği Sayesinde Artık Üniversitelilerin Konuşacağı biri Var

HiDoctor ve Ahbap İş Birliği Sayesinde Artık Üniversitelilerin Konuşacağı biri Var

Starbucks Vakfı, Alshaya Group ve Habitat Derneği

Starbucks Vakfı ve Alshaya Grup’tan Gençlik için Güç Birliği

Garanti BBVA Genel Müdürü Recep Baştuğ

Garanti BBVA Sendikasyon Kredisini 415 Milyon Dolar ile Yeniledi

ESG Fonları

ESG Fonları Yeniden Pozitife Döndü

sabancı-fark yaratanlar

Sabancı Vakfı’ndan Doğa için Farklı Bir Nota