Deniz Ürünleri Sektörünün Sürdürülebilirlik Karnesi Zayıf Çıktı

10 Haziran 2026 | Güncel, Yeşil Ürünler

Yeni bir küresel değerlendirme, dünyanın en büyük deniz ürünleri şirketlerinin kirlilik, izlenebilirlik ve ekosistem etkileri gibi kritik başlıklarda beklentilerin gerisinde kaldığını ortaya koydu. Bulgular, "deniz ürünleri otomatik olarak sürdürülebilirdir" algısını da sorgulatıyor.

Yeni bir küresel değerlendirme, dünyanın en büyük deniz ürünleri şirketlerinin kirlilik, izlenebilirlik ve ekosistem etkileri gibi kritik başlıklarda beklentilerin gerisinde kaldığını ortaya koydu. Bulgular, "deniz ürünleri otomatik olarak sürdürülebilirdir" algısını da sorgulatıyor.

Deniz Ürünleri - Sürdürülebilirlik

Deniz ürünleri uzun yıllardır kırmızı ete kıyasla daha düşük çevresel etkiye sahip bir protein kaynağı olarak görülüyor. Ancak yatırımcı ağı FAIRR tarafından yayımlanan yeni Deniz Ürünleri Endeksi, sektörün sürdürülebilirlik performansına ilişkin daha karmaşık bir tablo ortaya koyuyor. Dünyanın en büyük 20 halka açık deniz ürünleri şirketini değerlendiren çalışma; sera gazı emisyonlarından kirliliğe, ormansızlaşmadan izlenebilirliğe, ekosistem etkilerinden iş gücü uygulamalarına kadar 16 farklı başlığı mercek altına aldı. Sonuçlar, şirketlerin özellikle çevresel risklerin yönetiminde zayıf kaldığını gösteriyor. Araştırmaya göre şirketlerin çevresel konulardaki ortalama puanı yalnızca 25 olurken, en düşük performans kirlilik başlığında görüldü. Atık deşarjları, deniz çöpleri ve kimyasal kirlilik gibi sorunlar sektörün en kırılgan alanları arasında yer aldı.

Endeksin en dikkat çekici sonuçlarından biri ise dünyanın en büyük gıda dağıtım şirketlerinden Sysco'nun doğa ve iklim kategorisinde 100 üzerinden yalnızca 6 puan alması oldu. FAIRR, düşük puanların önemli bir bölümünü şirketlerin ekosistem etkileri, tedarik zinciri kaynaklı ormansızlaşma ve su risklerine ilişkin sınırlı veri paylaşımına bağlıyor.

Araştırma yalnızca riskleri değil, kaçırılan fırsatları da ortaya koyuyor. Midye ve deniz yosunu gibi dış yem gerektirmeyen yetiştiricilik sistemleri ile alternatif protein yatırımlarının hem çevresel baskıyı azaltabileceği hem de yeni gelir alanları yaratabileceği belirtiliyor. Buna karşın şirketlerin geleceğe dönük sürdürülebilir ürün stratejilerindeki ortalama puanı yalnızca 11 seviyesinde kaldı.

Rapora göre sektörün bir diğer kronik sorunu ise izlenebilirlik. Hem avcılık hem de yetiştiricilik kaynaklı ürünlerde tedarik zincirinin yeterince şeffaf olmaması, yanlış etiketleme ve yasa dışı avcılık risklerini artırıyor. Bu durum yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik bir risk olarak da değerlendiriliyor. FAIRR, iklim, biyolojik çeşitlilik ve insan hakları alanlarında artan düzenlemeler nedeniyle şirketlerin gelecekte daha yoğun yatırımcı ve kamuoyu baskısıyla karşılaşabileceği uyarısında bulunuyor.

Deniz ürünleri sektörü uzun süredir sürdürülebilir protein dönüşümünün kazananlarından biri olarak görülüyordu. Ancak yeni endeks, asıl sorunun hangi proteinin tüketildiğinden çok, o proteinin nasıl üretildiği ve ne kadar şeffaf bir tedarik zinciriyle sofraya ulaştığı olduğunu gösteriyor.

Yazıyı Paylaş:

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

OEDAŞ Genel Müdürü Fuat Celepci

OEDAŞ 3. Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımlandı

Avrupa'da Orman Yangınları

Avrupa’da Orman Yangınlarının Maliyeti 3 Milyar Euro’yu Aştı

Dassault Systèmes ve KUKA'dan Teknolojik İşbirliği

Dassault Systèmes ve KUKA’dan Teknolojik İşbirliği

Duja Bodrum - Green Key

Duja Bodrum, Yeşil Anahtar Aldı!

Akkomarka Sürdürülebilirlik

Akkomarka Sürdürülebilir Bir Dünya İçin Benzersiz Bir Adım Atmaya Karar Verdi

EIB-Avrupa Yatırım Bankası

Avrupa Yeşil Enerji için Keseyi Açtı