Derin Denizden Biyoçeşitlilik Alarmı

4 Eylül 2026 | Çevre ve Doğa

Bilim insanları, Hint Okyanusu’nun Christmas ve Cocos (Keeling) adaları çevresindeki daha önce araştırılmamış deniz dağlarında 149 yeni tür tespit etti. 5 bin 431 metre derinliğe ulaşan araştırma, okyanusun karanlık tabanında hâlâ ne kadar büyük bir biyolojik çeşitliliğin keşfedilmeyi beklediğini ortaya koydu.

Avustralya, Yeni Zelanda, Kanada ve ABD’den araştırmacıların katıldığı iki araştırma seferinde, Hint Okyanusu’nun doğu kesimindeki 22 deniz dağı ve çevresindeki deniz tabanı incelendi. 2021 ve 2022’de gerçekleştirilen seferlerde 94 metreden 5 bin 431 metreye kadar farklı derinliklerden örnekler toplandı. Araştırmacılar toplam 1.059 taksonomik birim belirlerken, bunların 149’unun bilim için yeni türler olduğu değerlendirildi.

hint okyanusu-yeni türler

Keşfedilen türler arasında deniz hıyarları, balıklar, siyah mercanlar, deniz solucanları, kabuklular ve parazit canlılar bulunuyor. Araştırmacılar, bölgenin derin deniz biyolojik çeşitliliği açısından bugüne kadar büyük ölçüde bir “veri boşluğu” olduğunu belirtiyor.

Deniz Dağları Yaşamın Adaları Gibi

Araştırmanın dikkat çekici noktalarından biri de deniz dağlarının ekosistemdeki rolü. Milyonlarca yıl önce volkanik faaliyetlerle oluşan bu su altı dağları, deniz tabanından en az 1.000 metre yükseliyor ve derin deniz akıntılarını değiştiriyor.

Bu hareketlilik, yüzeyden aşağı taşınan besinlerin belirli bölgelerde yoğunlaşmasına yardımcı olarak süzerek beslenen canlılar için uygun yaşam alanları oluşturabiliyor. Araştırmacılar, deniz dağlarının farklı derinliklerdeki habitatlar arasında canlıların yayılmasına yardımcı olan bir tür ekolojik bağlantı noktası işlevi görebileceğini düşünüyor.

Araştırmada yalnızca yaşayan canlıların izleri de bulunmadı. Cocos Abyssal Plain bölgesinde 5 bin metreden daha derinde yaklaşık 1.000 köpekbalığı dişi çıkarıldı. Farklı dönemlere ait dişler, 22 milyon yılı aşkın bir evrimsel geçmişin izlerini taşıyor. Aynı bölgede, elektrikli araç bataryaları ve rüzgâr türbinleri gibi teknolojilerde kullanılan mineraller açısından önem taşıyan polimetalik nodüllere de rastlandı.

Henüz Ne Kadarını Bilmiyoruz?

Araştırmanın asıl önemi ise bulunan 149 türün ötesinde. Hint Okyanusu, dünya okyanus alanının yaklaşık beşte birini oluşturuyor ve bölgenin yüzde 90’ı 1.000 metreden daha derin. Buna karşın özellikle orta-doğu kesimlerindeki derin deniz ekosistemleri, Pasifik ve Atlantik'e kıyasla hâlâ oldukça az araştırılmış durumda.

Bu bilinmezlik artık yalnızca bilimsel bir merak konusu değil. Okyanusların ısınması, denizel sıcak hava dalgaları, kirlilik, aşırı avcılık ve derin deniz madenciliği, bu ekosistemler üzerindeki baskıyı artırıyor. Ancak bir ekosistemin hangi canlılara ev sahipliği yaptığını ve nasıl çalıştığını bilmeden onu korumak da kolay değil.

Bu nedenle araştırmanın verdiği mesaj oldukça net: Derin deniz hâlâ keşfedilmemiş bir dünya ve keşfetmek, yalnızca yeni türler bulmak anlamına gelmiyor. Neyi korumamız gerektiğini anlamanın ilk adımını oluşturuyor.

Yazıyı Paylaş:

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

Mogan Enerji’den Hibrit GES Yatırımı

Alev Gökçe

Kadınlar Günü’müz Kutlu Olsun

Şekerbank Genel Müdürü Aybala Şimşek Galpin

Şekerbank, İlk Yarıda Kârlılığını Sürdürülebilir Finansmanla Destekledi

Çevko Yeşil Nokta

Çevko ile Yeşil Nokta Yarışı Başladı

Tüpraş Ar-Ge Fuel-Up

Tüpraş Ar-Ge Fuel-Up Biyoyakıt Projesine Avrupa Komisyonu’ndan 1 Milyon Euro Destek

Biotrend Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Ali Nalçacıoğlu

Biotrend Atık Yönetiminde Çalışmalarına Devam Ediyor