Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, COVID-19 pandemisinin ardından küresel sağlık güvenliğinde yaşanan açıkları değerlendirmek üzere 25 Eylül’de pandemi önleme, hazırlık ve müdahale konulu ikinci yüksek düzeyli toplantısını gerçekleştirdi. 2023’teki ilk toplantının ardından düzenlenen buluşmada ülkeler, pandemi risklerine karşı hazırlığın kriz dönemlerinde hatırlanan geçici bir gündem değil, uzun vadeli bir kamu politikası olması gerektiği konusunda ortaklaştı.

Toplantıda özellikle sağlık sistemlerinin dayanıklılığının artırılması, yerel ve ulusal kapasitenin güçlendirilmesi, salgınların daha erken tespit edilmesi ve kritik sağlık ürünlerine daha adil erişim sağlanması öne çıktı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), mevcut ilerlemelere rağmen finansman, gözetim, laboratuvar kapasitesi ve sağlık sistemlerinde hâlâ önemli boşluklar bulunduğuna dikkat çekti.
COVID-19’un Faturası Hâlâ Masada
DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, toplantıda COVID-19’un yalnızca bir sağlık krizi olmadığını, küresel sağlık güvenliğindeki kırılganlıkları da görünür hale getirdiğini vurguladı. DSÖ’nün değerlendirmesine göre pandemi, 2020-2023 arasında 20 milyondan fazla fazla ölümle ilişkilendirildi ve küresel ekonomide 10 trilyon doların üzerinde kayba yol açtı. Pandeminin ardından küresel hazırlık kapasitesini güçlendirmek amacıyla çeşitli mekanizmalar oluşturuldu. Bunlar arasında Dünya Bankası ile kurulan Pandemic Fund, Berlin’deki WHO Hub for Pandemic and Epidemic Intelligence, patojen paylaşımı için BioHub sistemi ve küresel acil durum kapasitesini destekleyen Global Health Emergency Corps bulunuyor. Ancak yeni sistemlerin kurulmuş olması, dünyanın bir sonraki salgına hazır olduğu anlamına gelmiyor. DSÖ, ülkeler arasındaki sağlık ürünü erişim eşitsizliklerinin, parçalı finansman yapılarının ve gözetim ile laboratuvar kapasitesindeki eksikliklerin devam ettiğini belirtiyor.
Aşıya Erişimde Yeni Dönem Aranıyor
Toplantının önemli başlıklarından biri de DSÖ Pandemi Anlaşması kapsamında henüz tamamlanmamış olan Patojen Erişimi ve Fayda Paylaşımı (PABS) sistemi oldu. Sistem, pandemi potansiyeli taşıyan patojenlerin zamanında paylaşılması karşılığında bu patojenler üzerinden geliştirilen aşı, ilaç ve tanı araçlarının daha adil biçimde paylaşılmasını amaçlıyor. DSÖ Pandemi Anlaşması Mayıs 2025’te kabul edilmiş olsa da anlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için PABS ekinin tamamlanması gerekiyor. DSÖ, bu sürecin Mayıs 2027’de yapılacak Dünya Sağlık Asamblesi'nde ele alınmasını bekliyor.
Sağlık Krizi Artık Tek Başına Sağlık Meselesi Değil
Toplantının bir başka dikkat çekici başlığı ise One Health yaklaşımı oldu. Buna göre pandemi riskleri yalnızca hastaneler, laboratuvarlar veya sağlık bakanlıkları üzerinden değerlendirilmiyor; insan, hayvan ve çevre sağlığının birbirine bağlı olduğu kabul ediliyor. Bu yaklaşım, salgınların ortaya çıkmadan önce izlenmesini ve risklerin daha erken aşamada yönetilmesini hedefliyor. Bu çerçevede pandemi hazırlığı, sağlık politikalarının ötesine geçerek tarım, hayvancılık, çevre, gıda sistemleri, finansman ve yerel yönetimleri de içine alan daha geniş bir hazırlık alanına dönüşüyor.
Dünya liderlerinin New York’taki mesajı bu nedenle yalnızca “bir sonraki salgına hazır olalım” çağrısından ibaret değil. Asıl mesele, kriz gelmeden önce hangi sistemlerin kurulacağı ve bu sistemlere kimin erişebileceği. COVID-19’un ortaya çıkardığı eşitsizlikler düşünüldüğünde, küresel pandemi hazırlığının başarısı yalnızca erken uyarı kapasitesiyle değil, geliştirilen sağlık araçlarının ne kadar hızlı ve adil paylaşılabildiğiyle de ölçülecek.
Kaynak: Dünya Sağlık Örgütü






