EPDK’nın elektrik piyasasına ilişkin verilerine göre Türkiye’de son bir yılda elektrik kurulu gücünde gerçekleşen artışın yüzde 88’i yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlandı. Haziran 2026 itibarıyla yenilenebilir enerji kurulu gücü 78,8 GW’a ulaşırken, toplam elektrik kapasitesindeki payı yüzde 62,5 oldu.

Artışın Motoru Güneş Ve Rüzgâr
Yenilenebilir kapasitedeki büyümenin yüzde 97’sini güneş ve rüzgâr oluşturdu. Bu tablo, Türkiye’nin yeni elektrik yatırımlarında fosil yakıtlardan ziyade yenilenebilir kaynaklara yöneldiğini gösteriyor. Üretim tarafında da benzer bir değişim yaşandı. Yenilenebilir kaynakların toplam elektrik üretimindeki payı, 2025’in ilk yarısındaki yüzde 47,4’ten 2026’nın aynı döneminde yüzde 61,5’e yükseldi. Bu artış yalnızca kurulu gücün büyümesinden ibaret değil. Yenilenebilir kaynakların elektrik üretimindeki ağırlığının da artması, Türkiye’nin enerji ithalatı ve fosil yakıt bağımlılığını azaltma potansiyelini güçlendiriyor.
Şebeke Ve Depolama Belirleyici Olacak
Ancak kurulu güçteki hızlı artışın elektrik sistemine aynı ölçüde yansıyabilmesi için yeni yatırımların yalnızca santral kurulumuyla sınırlı kalmaması gerekiyor. Güneş ve rüzgâr kapasitesi büyüdükçe şebekenin esnekliği, depolama kapasitesi ve iletim altyapısı daha kritik hale geliyor. Özellikle güneş ve rüzgâr üretiminin değişken yapısı, yüksek yenilenebilir payının yönetilebilmesi için sistemin daha güçlü ve esnek olmasını gerektiriyor.
Hidroelektrik üretiminin ise yağış koşullarına bağlı olması, kaynak çeşitliliğinin önemini koruduğunu gösteriyor. Türkiye açısından tablo olumlu: Elektrik kapasitesindeki büyümenin büyük kısmı yenilenebilir kaynaklardan geliyor. Bundan sonraki kritik soru ise kapasitenin ne kadarının güvenilir, kesintisiz ve ekonomik elektrik üretimine dönüşebileceği. Bunun yanıtını belirleyecek başlıklar artık yalnızca yeni santraller değil, şebeke ve depolama yatırımlarının hızı olacak.






