Karbonun Fiyatı Artık Hesapta

4 Ağustos 2026 | Karbon, Politika ve Düzenlemeler

Türkiye’nin Emisyon Ticaret Sistemi için kuralların belirlenmesiyle birlikte karbon, şirketlerin yalnızca sürdürülebilirlik raporlarında değil, üretim ve maliyet hesaplarında da karşılığı olan yeni bir ekonomik unsura dönüşüyor. Yıllık emisyonu 50 bin ton CO₂ eşdeğerinin üzerindeki tesisleri kapsayacak sistem, işletmelerin emisyonlarını izlemesini, raporlamasını ve karşılığında tahsisat bulundurmasını gerektirecek.

İklim politikalarında uzun süredir konuşulan “karbonun fiyatlandırılması” Türkiye’de artık somut bir piyasa mekanizmasına dönüşüyor. 27 Ağustos’ta yürürlüğe giren Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği, şirketlerin ne kadar emisyon üretebileceğinden bu emisyonların nasıl izleneceğine ve karbon tahsisatlarının nasıl alınıp satılacağına kadar sistemin temelini oluşturuyor. Sistemin merkezinde basit ama şirketler açısından önemli bir denklem var: Emisyon arttıkça ihtiyaç duyulan karbon tahsisatı da artacak.

İlk aşamada yıllık emisyonu 50 bin ton CO₂ eşdeğerinin üzerinde olan Kategori B ve C tesisler sisteme dahil edilecek. İşletmelerin faaliyetlerini sürdürebilmeleri için sera gazı emisyon izni almaları gerekecek. Sisteme girecek tesislere ise izin sürecini tamamlamaları için üç yıllık bir geçiş dönemi tanınacak.

Karbon artık alınıp satılacak

ETS’nin önemli tarafı, emisyonu yalnızca ölçmekle kalmaması. İşletmelerin salabileceği toplam sera gazı miktarı için bir üst sınır oluşturulacak ve buna karşılık gelen karbon tahsisatları piyasaya sunulacak. Tahsisatların bir bölümü tesislerin üretim seviyesine ve emisyon yoğunluğuna göre ücretsiz dağıtılırken, kalan bölüm ihale yoluyla satılacak. Piyasanın işletmeciliğini EPİAŞ üstlenecek; tahsisatlar ikincil piyasada da alınıp satılabilecek. Bu, şirketler açısından önemli bir değişim anlamına geliyor. Çünkü yüksek karbon yoğunluğuna sahip üretim, zaman içinde yalnızca çevresel bir sorun değil, doğrudan ekonomik bir yük haline gelebilecek. Öte yandan sistemin amacı yalnızca şirketlere yeni bir maliyet yaratmak değil. ETS’den elde edilecek gelirlerin yeşil dönüşümü ve düşük karbonlu teknolojilere geçişi desteklemesi hedefleniyor.

Asıl dönüşüm fabrikaların içinde başlayacak

Karbon piyasasının kurulmasıyla birlikte şirketler için soru da değişiyor. Daha önce “Emisyonumuzu ne kadar azaltabiliriz?” sorusu ağırlıklı olarak sürdürülebilirlik hedeflerinin parçasıyken, artık bunun yanına “Azaltmazsak bunun maliyeti ne olacak?” sorusu ekleniyor. Bu nedenle ETS’nin asıl etkisi karbon piyasasının işlem hacminden çok, şirketlerin yatırım kararlarında görülebilir. Enerji verimliliği, elektrifikasyon, temiz üretim teknolojileri veya yakıt değişimi artık yalnızca çevresel performans açısından değil, gelecekteki karbon maliyeti açısından da değerlendirilecek. Türkiye’nin karbon piyasası ilk etapta kapsamı ve süresi belirlenecek bir pilot uygulamayla başlayacak. Pilot kapsamındaki işletmelerin ilk İzleme Metodolojisi Planlarını iki ay içinde sunması gerekiyor. Dolayısıyla Türkiye’de karbon piyasasının kurulması, yalnızca yeni bir çevre mevzuatının yürürlüğe girmesi değil.Şirketlerin emisyonlarının ilk kez daha doğrudan bir ekonomik karşılık kazandığı yeni bir dönemin başlangıcı.

Ve bundan sonra sanayicinin bilançosunda yalnızca enerji, hammadde ve işçilik maliyetlerine değil, karbonun maliyetine de bakmak gerekecek.

Yazıyı Paylaş:

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

NESTLÉ WATERS ELEKTRİKLİ ARAÇLAR

Nestlé Waters Elektrikli Araçlarla Teslimata Başladı

Novotel WWF

Novotel WWF ile Okyanus Koruma Ortaklığını Duyurdu

2026 Sürdürülebilir Kalkınma Raporu

2026 Sürdürülebilir Kalkınma Raporu Ne Kadar Gerçekçi?

TFI TAB Gıda Yatırımları-Grup Şirketleri Sürdürülebilirlik Başkanı Ecehan Kurdoğlu

TAB Gıda İlk Sürdürülebilirlik Raporunu Yayımladı

Green Human

Daha Fazla Girişim İçin de Kadınlara İhtiyaç Var

google birleşik krallık

Birleşik Krallık’tan Google’a İnceleme