Paris Anlaşması’nın üzerinden geçen yaklaşık 10 yıl, iklim hedefleri açısından kritik bir tabloyu ortaya koyuyor. UNEP’in “Limiting Overshoot” başlıklı yeni raporuna göre mevcut politikalar ve ülkelerin bugünkü iklim taahhütleri, dünyanın sıcaklık artışını uzun vadede 1,5 dereceyle sınırlaması için yeterli değil. En iyimser senaryoda bile küresel sıcaklık artışının yaklaşık 1,8 dereceye kadar yükselmesi bekleniyor. Mevcut politikaların devam etmesi halinde ise yüzyıl sonunda artışın yaklaşık 2,6 dereceye ulaşabileceği öngörülüyor. Bu tablo, 1,5 derece hedefinin tamamen terk edilmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Tam tersine UNEP, hedefin hâlâ iklim politikasının yönünü belirleyen temel referans olması gerektiğini savunuyor. Ancak artık mesele, sıcaklık artışını 1,5 derecenin altında tutmak kadar, bu eşiğin ne ölçüde ve ne kadar süreyle aşılacağını sınırlamak haline geliyor.

İklim Krizi Birkaç Ondalık Dereceyle Ölçülmüyor
1,5 derecenin aşılması yalnızca iklim biliminin teknik bir göstergesi değil. Her ek sıcaklık artışı; aşırı hava olayları, ekosistem kayıpları, gıda ve su güvenliği, sağlık, altyapı ve ekonomiler üzerindeki baskıyı artırıyor. Deniz seviyesinin yükselmesiyle küçük ada devletleri ve alçak kıyı bölgeleri daha büyük risklerle karşı karşıya kalırken, sıcaklık artışının uzaması geri döndürülmesi zor iklim eşiklerinin aşılma ihtimalini de yükseltiyor. Dolayısıyla 1,5 derece ile 1,8 derece arasındaki fark küçük bir istatistiksel sapma değil. Milyonlarca insanın yaşam koşullarını, ekosistemlerin dayanıklılığını ve ekonomilerin iklim riskleri karşısındaki kırılganlığını doğrudan etkileyebilecek bir farktan söz ediyoruz.
Birleşmiş Milletler yetkilileri de bu nedenle mevcut durumun “hedef kaçırıldı” diyerek mücadeleden vazgeçilecek bir nokta olmadığını vurguluyor. BM Genel Sekreteri António Guterres, hızlı ve kolektif iklim eyleminin hâlâ kritik olduğunu belirtirken, UNEP İcra Direktörü Inger Andersen de aşırı sıcakların iklim etkilerinin daha hızlı, daha sert ve daha uzun süreli hale geldiğini ifade ediyor.
Yeni Hedef: Aşımı Küçültmek Ve Kısaltmak
UNEP’in önerdiği yol haritası, “aşım, zirve ve düşüş” yaklaşımına dayanıyor. Buna göre dünya, 1,5 derece eşiğini geçse bile sıcaklık artışını mümkün olan en düşük seviyede tutmalı ve yüzyılın ilerleyen dönemlerinde yeniden aşağı çekmeli. Bu yaklaşım üç aşamada ele alınıyor. İlk aşamada sera gazı emisyonlarının hızla azaltılması, özellikle de kısa ömürlü güçlü bir sera gazı olan metan emisyonlarının düşürülmesi ve iklim krizine karşı en kırılgan kesimlerin korunması gerekiyor. İkinci aşamada sıcaklıkların zirve yaptığı dönemde derin karbonsuzlaşmanın sürdürülmesi ve en azından net sıfır emisyona ulaşılması öngörülüyor. Son aşamada ise atmosferden net karbon uzaklaştırılmasını sağlayacak şekilde negatif emisyonlara geçilmesi hedefleniyor.
Karbon giderimi bu tabloda önemli bir araç olarak görülse de rapor, teknolojinin tek başına çözüm olmayacağı konusunda da uyarıyor. Karbondioksitin atmosferden uzaklaştırılmasına yönelik yöntemlerin ölçeklenebilirliği, kalıcılığı ve jeolojik depolama kapasitesi konusunda belirsizlikler bulunuyor. Büyük ölçekli uygulamaların biyolojik çeşitlilik ve gıda güvenliği üzerinde de baskı yaratma ihtimali var.
Asıl Mesele Emisyonları Bugün Azaltmak
Yeni raporun en önemli mesajlarından biri aslında oldukça basit: 1,5 derece hedefinin gelecekte yeniden yakalanabilmesi için bugünkü emisyonların çok daha hızlı düşmesi gerekiyor. Yenilenebilir enerjiye geçişin hızlandırılması, fosil yakıtlardan çıkışın derinleştirilmesi, metan emisyonlarının azaltılması, ormanların ve okyanusların korunması ve iklim etkilerine uyum kapasitesinin güçlendirilmesi bu sürecin temel unsurları arasında. BM ayrıca ülkelerin mevcut ulusal iklim planlarının ötesine geçmesi ve özellikle iklim krizinden daha fazla etkilenen ülkelere yönelik uyum finansmanının artırılması gerektiğine dikkat çekiyor. Burada kritik nokta şu: 1,5 derece hedefinin aşılması, iklim eyleminin anlamsızlaştığı anlamına gelmiyor. Aksine, hedefe ulaşmak zorlaştıkça her onda birlik derecenin önemi artıyor. Daha düşük bir sıcaklık artışı; daha az aşırı hava olayı, daha az ekosistem kaybı, daha düşük sağlık ve ekonomik maliyet anlamına geliyor. Dünya bugün 1,5 derece hedefinin gerisinde olabilir. Fakat önümüzde hâlâ iki farklı senaryo bulunuyor: Kontrolsüz biçimde daha sıcak bir dünyaya ilerlemek ya da aşımı mümkün olduğunca sınırlayıp sıcaklıkları yeniden aşağı çekmek.
UNEP’in mesajı bu nedenle bir iklim yenilgisi ilanından çok, gecikmenin maliyetini gösteren bir uyarı niteliğinde. 1,5 derece artık kolay bir hedef değil; fakat atılacak her hızlı ve kalıcı adım, geleceğin ne kadar sıcak olacağını değiştirebilir.






