Avrupa Birliği, karbon fiyatlandırmasından elde edilen gelirin yalnızca iklim hedeflerini finanse etmekle kalmayıp temiz dönüşümün toplumsal maliyetini karşılaması için de kullanılabileceğini gösteren yeni bir örnek ortaya koydu. Avrupa Komisyonu, Yunanistan’ın 4,77 milyar avroluk Sosyal İklim Planı’nı onayladı. 2026-2032 dönemini kapsayan planın 3,58 milyar avroluk bölümü AB Sosyal İklim Fonu’ndan, yaklaşık 1,19 milyar avroluk kısmı ise Yunanistan’ın ulusal katkısından karşılanacak. Bu, şimdiye kadar onaylanan beş Sosyal İklim Planı içinde en büyük ölçekli plan oldu. AB genelinde Sosyal İklim Fonu’nun 2026-2032 döneminde en az 86,7 milyar avro mobilize etmesi bekleniyor.

Karbon Geliri Eve ve Sokağa Dönecek
Yunanistan’ın planı yalnızca yenilenebilir enerji yatırımlarına odaklanmıyor. Enerji verimsiz konutların yenilenmesi, temiz ısıtma sistemleri, güneş enerjili su ısıtıcıları, sosyal konutlar ve ulaşım gibi doğrudan hanelerin yaşam maliyetlerini etkileyen alanlara kaynak ayrılıyor. Plan kapsamında 460 bin kırılgan hanenin fosil yakıtlara bağımlılığının azaltılması hedefleniyor. Bunun için 62 bine kadar konutun yenilenmesi ve yaklaşık 200 bin ısı pompası ile güneş enerjili su ısıtma sisteminin kurulması desteklenecek. Ayrıca 300 bin kırılgan ulaşım kullanıcısının daha temiz ulaşım seçeneklerine erişmesi amaçlanıyor.
Elektrikli toplu taşıma, şarj altyapısı ve elektrikli araçlara yönelik sosyal kiralama modeli de planın parçaları arasında. Yaklaşık 15 bin ulaşım açısından kırılgan hanenin elektrikli araçlara erişimini kolaylaştıracak sosyal kiralama programı için de kaynak ayrılıyor.
Türkiye İçin Kritik Bir Karşılaştırma
Bu gelişme Türkiye açısından özellikle önemli bir döneme denk geliyor. Türkiye, 2025’te kabul edilen İklim Kanunu ile ulusal Emisyon Ticaret Sistemi’nin (ETS) hukuki altyapısını oluşturdu ve sistemin pilot uygulamasının 2026’da başlaması bekleniyor. Türkiye’nin ETS gelirlerinin yeşil dönüşümün finansmanında kullanılması ve adil geçişi desteklemesi de sistemin tasarımının önemli unsurları arasında.
Dolayısıyla Yunanistan’ın planı Türkiye için yalnızca komşu bir ülkenin yeşil yatırım programı değil, karbon gelirlerinin nasıl toplumsal faydaya dönüştürülebileceğine ilişkin bir örnek niteliğinde.Türkiye’de karbon fiyatlandırmasının sanayi ve enerji sektörleri üzerindeki maliyet yaratması beklenirken, bu maliyetin karşılığında elde edilecek kaynağın nereye yönlendirileceği kritik olacak. Özellikle enerji maliyetleri karşısında kırılgan haneler, KOBİ’ler, çalışanlar ve dönüşüm maliyeti yüksek sektörler açısından “adil geçiş” mekanizmalarının nasıl kurulacağı önümüzdeki dönemin önemli başlıklarından biri.
Karbonun Fiyatı Kadar Gelirin Kullanımı da Önemli
AB’nin Yunanistan örneğinde dikkat çeken nokta tam olarak burada. Karbon fiyatlandırması fosil yakıt kullanımını pahalılaştırırken, elde edilen gelir enerji verimliliği, temiz ulaşım, konutların dönüşümü ve kırılgan grupların desteklenmesi için yeniden kullanılabiliyor. AB’nin Sosyal İklim Fonu da ETS2’nin özellikle bina ve karayolu taşımacılığındaki enerji maliyetleri üzerindeki etkisini hafifletmek amacıyla tasarlandı. Türkiye’nin önündeki denklem de giderek benzer bir noktaya geliyor:
Karbonu fiyatlandırmak dönüşümün yalnızca başlangıcı. Asıl mesele, o fiyatın yarattığı gelirin ekonomide nasıl yeniden dağıtılacağı.
Yunanistan’ın 4,77 milyar avroluk planı bu açıdan Türkiye’ye hazır bir reçete sunmuyor. Ancak önemli bir soru bırakıyor: Türkiye’nin karbon piyasasından doğacak kaynak, yalnızca emisyonları azaltmaya mı, yoksa bu dönüşümün yükünü taşıyacak kesimleri desteklemeye de yetecek mi?






