Dünyanın okyanuslarının büyük bölümü herhangi bir ülkenin ulusal sınırları içinde bulunmuyor. Ancak bu alanlar, balıkçılıktan deniz taşımacılığına, madencilikten biyolojik kaynakların kullanımına kadar giderek artan bir ekonomik baskıyla karşı karşıya. 2023’te kabul edilen ve 2026’da yürürlüğe giren Açık Denizler Anlaşması, tam da bu alanlardaki koruma boşluğunu kapatmayı hedefliyor. Anlaşmaya 100’den fazla ülkenin taraf olması, müzakerelerden uygulama aşamasına geçildiğini gösteren önemli bir eşik olarak değerlendiriliyor.

Anlaşma Ne Getiriyor?
BBNJ olarak da bilinen anlaşma, ulusal yetki alanlarının ötesindeki denizlerde deniz koruma alanları oluşturulmasına, çevresel etki değerlendirmelerinin yapılmasına ve deniz genetik kaynaklarından elde edilen faydaların daha adil paylaşılmasına yönelik kurallar getiriyor. Bunun yanında gelişmekte olan ülkelerin bilimsel kapasitesinin güçlendirilmesi ve deniz teknolojilerine erişimin artırılması da anlaşmanın kapsamındaki başlıklar arasında yer alıyor.
Şimdi Gözler Uygulamada
Ancak 100 ülkenin anlaşmaya taraf olması, açık denizlerin bundan sonra otomatik olarak korunacağı anlamına gelmiyor. Anlaşmanın nasıl uygulanacağı, finansmanın nasıl sağlanacağı ve kararların hangi mekanizmalarla alınacağı önümüzdeki dönemin asıl tartışmasını oluşturacak. İlk Taraflar Konferansı’nın Ocak 2027’de New York’ta yapılması planlanırken, Belçika, Şili ve Çin anlaşmanın sekretaryasına ev sahipliği yapmak için yarışıyor.






