Avrupa Komisyonu Yeşil İddialar Direktifi’nden Vazgeçiyor

6 Kasım 2026 | Politika ve Düzenlemeler | 0 yorum

Avrupa Komisyonu, şirketlerin ürün ve hizmetlerine ilişkin çevresel iddialarını bilimsel kanıtlarla desteklemesini ve bağımsız doğrulamadan geçirmesini öngören Yeşil İddialar Direktifi teklifini geri çekme kararı aldı. İş dünyasının üzerindeki düzenleyici yükü azaltma hedefiyle alınan karar, Avrupa'nın yeşil aklamayla mücadele politikalarında önemli bir geri adım tartışmasını beraberinde getiriyor.

Avrupa Birliği'nin şirketlerin çevresel pazarlama iddialarını denetim altına almak amacıyla hazırladığı Yeşil İddialar Direktifi rafa kalkıyor. Avrupa Komisyonu, 4 Kasım'da açıkladığı 2027 Çalışma Programı kapsamında, üç yılı aşkın süredir yasama sürecinde bekleyen direktif teklifini geri çekmeyi planladığını duyurdu.

EU Comission-Avrupa Komisyonu

Mart 2023'te sunulan düzenleme, şirketlerin ürünleri veya hizmetleri için kullandığı "çevre dostu", "sürdürülebilir", "karbon nötr" ve "geri dönüştürülebilir" gibi ifadelerin somut ve doğrulanabilir verilere dayanmasını öngörüyordu. Şirketlerin gönüllü çevresel iddialarını bilimsel kanıtlarla desteklemesi, bağımsız ve akredite kuruluşlar tarafından doğrulatması da teklifin temel koşulları arasındaydı.

Komisyon, düzenlemenin hayata geçirilmesiyle tüketicilerin çevresel performansa ilişkin daha güvenilir bilgiye ulaşmasını ve şirketlerin yanıltıcı sürdürülebilirlik iletişimi üzerinden haksız rekabet yaratmasının önlenmesini hedefliyordu.

Ancak teklif, üye ülkeler arasında gerekli siyasi desteği bulamadı. Konsey, Haziran 2024'te müzakere pozisyonu üzerinde uzlaşmaya varamadı. 2025 yılında görüşmeleri ilerletme girişimleri de sonuçsuz kaldı.

Yeşil Aklama Sorunu Ortadan Kalkmış Değil

Direktifin geri çekilmesi, düzenlemenin neden gündeme geldiğini değiştirmiyor. Avrupa Komisyonu'nun daha önce paylaştığı araştırmalara göre AB'deki çevresel iddiaların yüzde 53'ü belirsiz, yanıltıcı veya temelsiz bilgiler içeriyor. İddiaların yüzde 40'ı ise herhangi bir kanıtla desteklenmiyor.

Üstelik Avrupa pazarında yaklaşık 230 sürdürülebilirlik etiketi ve 100 yeşil enerji etiketi bulunuyor. Bu etiketlerin şeffaflık ve doğrulama standartları arasında ciddi farklılıklar var.

Tüketicinin hangi ürünün gerçekten daha düşük çevresel etkiye sahip olduğunu anlamasını zorlaştıran bu tablo, yeşil aklamayı yalnızca iletişim sorunu olmaktan çıkarıp rekabet ve tüketici hakları meselesine dönüştürüyor.

Yeşil İddialar Direktifi tam da bu karmaşayı azaltmak üzere hazırlanmıştı. Teklifin geri çekilmesiyle şirketlerin çevresel iddialarını önceden bağımsız doğrulamadan geçirmesini sağlayacak kapsamlı Avrupa mekanizması da hayata geçemeyecek.

Küçük İşletmelerin Maliyeti Tartışmanın Merkezinde

Direktife yönelik itirazların başında şirketler için yaratacağı maliyet ve bürokratik yük geliyor. Avrupa Parlamentosu'ndaki en büyük siyasi grup olan Avrupa Halk Partisi (EPP), düzenlemenin özellikle küçük işletmeler açısından karmaşık ve orantısız yükler oluşturabileceğini savunarak Komisyon'dan teklifin geri çekilmesini istemişti.

Komisyon da daha önce mikro işletmelerin düzenlemenin kapsamı dışında bırakılmaması halinde teklifin geri çekilebileceği yönünde açıklamalarda bulunmuştu.

Ancak düzenlemenin küçük işletmeler üzerindeki etkisi tartışılırken, çevresel iddiaların doğrulanmamasının yarattığı maliyet ve rekabet eşitsizliği de gündemdeki yerini koruyor. Güvenilir çevresel bilgi sunmak için yatırım yapan şirketlerle, doğrulanmamış iddialarla pazarlama yapan işletmelerin aynı pazarda rekabet etmesi, düzenlemenin çözmeyi hedeflediği sorunlardan biriydi.

Yeşil Aklamayla Mücadelede Başka Kurallar Devrede

Direktifin geri çekilmesi, Avrupa'da yeşil aklamaya karşı bütün düzenlemelerin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

Tüketicileri Yeşil Dönüşüm İçin Güçlendirme Direktifi (Empowering Consumers for the Green Transition), 28 Eylül 2026 itibarıyla uygulanmaya başladı. Düzenleme; kanıtlanmamış genel çevresel iddiaların kullanılmasını, güvenilir bir sertifikasyon sistemine dayanmayan sürdürülebilirlik etiketlerini ve ürünlerin çevresel performansına ilişkin yanıltıcı beyanları hedef alıyor.

Şirketlerin geleceğe yönelik çevresel taahhütlerinde de daha somut bir yaklaşım benimsenmesini öngören düzenleme, hedeflerin uygulanabilir planlara, belirli takvimlere ve kaynak tahsislerine dayanmasını gerektiriyor.

Ancak bu mevzuat, Yeşil İddialar Direktifi'nin öngördüğü kapsamlı ve önceden bağımsız doğrulama sisteminin yerini bütünüyle doldurmuyor. Dolayısıyla iki düzenleme arasındaki fark, şirketlerin çevresel iletişimine yönelik denetimin kapsamı açısından önem taşıyor.

Avrupa'nın Sürdürülebilirlik Politikalarında Yeni Dönem

Yeşil İddialar Direktifi'nin geri çekilmesi, Avrupa Komisyonu'nun rekabet gücünü artırma ve şirketlerin düzenleyici yüklerini azaltma politikasının bir parçası. Ancak sürdürülebilirlik alanında sadeleştirme tartışması, çevresel koruma standartlarının ne ölçüde korunacağı sorusunu da beraberinde getiriyor.

Şirketlerin sürdürülebilirlik performansını ölçmek, raporlamak ve doğrulamak için daha az bürokrasiye ihtiyaç duyması anlaşılabilir. Ancak tüketicinin yanıltıcı çevresel iddialardan korunması da aynı ölçüde önemli.

Avrupa'nın önündeki temel sınav, şirketlerin işini kolaylaştırırken çevresel iddiaların güvenilirliğini koruyacak denetim mekanizmalarını nasıl güçlendireceği olacak. Çünkü yeşil dönüşümün inandırıcılığı, şirketlerin ne kadar sürdürülebilir olduklarını söylemelerinden çok, bunu ne kadar kanıtlayabildikleriyle ölçülüyor.

Yazıyı Paylaş:

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

Gates Vakfı

İklim Yatırımlarında Fren

yorglass-çevre

Yorglass’tan Denizlere 5 Yıllık Destek

Arzum Kıdemli Pazarlama Direktörü Mert Uygur

Arzum, ‘Tavsiye Şampiyonu Marka’ Seçildi

DuPont

DuPont Avrupa’da %100 Yenilenebilir Elektriğe Geçti

okyanus

Okyanus Demir Gübrelemesi: Tartışmalı Bir Karbon Yakalama Yöntemi

Pepsi Company

PepsiCo’dan DEI Politikalarına İnce Ayar