Enerji dönüşümü, elektrikli araçlar ve tekstil üretimi çoğunlukla emisyonlar, kaynak kullanımı ve geri dönüşüm üzerinden tartışılıyor. Ancak bu sektörlerin dönüşümünde bir başka mesele de üretim hattındaki çalışanların hangi kimyasallara, ne ölçüde maruz kaldığı. Avrupa Parlamentosu’nun kabul ettiği yeni kurallar, sanayide kullanılan bazı tehlikeli maddelere ilişkin bu sorunu yeniden gündeme taşıyor.

Pil ve Tekstil Üretiminde Daha Sıkı Sınırlar
Düzenleme, pil üretiminde kullanılan kobalt ve inorganik kobalt bileşikleri, çelik, demir ve alüminyum üretimiyle ilişkili polisiklik aromatik hidrokarbonlar ile kimya ve tekstil sektörlerinde kullanılan 1,4-dioksan için mesleki maruziyet sınırları getiriyor veya mevcut sınırları güncelliyor. Kaynakta ayrıca kauçuk ve kimya endüstrilerinde kullanılan izopren ile kaynak dumanlarına ilişkin hükümler de bulunuyor.
Kobalt, enerji depolama ve elektrikli araç bataryaları açısından kritik bir hammadde. Ancak üretim sırasında maruziyet, çalışanlarda solunum sorunlarından organ hasarlarına ve kanser riskine kadar uzanan sağlık sorunları yaratabiliyor. Tekstil ve kimya üretiminde kullanılan bazı maddeler de uzun süreli maruziyet söz konusu olduğunda ciddi riskler taşıyor.
Koruyucu Ekipman Tek Başına Yeterli Değil
Yeni kurallar, tehlikeli maddelere maruziyetin yeterince azaltılamadığı durumlarda kişisel koruyucu ekipmanların kullanımına ilişkin hükümleri de güçlendiriyor. Avrupa Komisyonu, düzenlemenin 40 yıllık dönemde yaklaşık 1.700 akciğer kanseri vakasını ve 19 bin başka hastalığı önleyebileceğini öngörüyor.
Ancak çalışan sağlığını korumak, yalnızca maske ve koruyucu giysi kullanımına indirgenemez. Tehlikeli maddelerin üretim süreçlerinde ikame edilmesi, havalandırma ve kapalı sistemlerin iyileştirilmesi, maruziyetin düzenli ölçülmesi ve çalışanların bilgilendirilmesi de kritik önemde. Yeni sınırların iş yerlerinde nasıl uygulanacağı ve denetleneceği, düzenlemenin gerçek etkisini belirleyecek.






