Bankalar, hangi şirketlere kredi verdikleri ve hangi sektörlere sermaye aktardıkları üzerinden ekonominin düşük karbonlu dönüşümünde önemli bir rol oynuyor. Fosil yakıt yatırımlarından yenilenebilir enerjiye kadar finansman kararları, şirketlerin dönüşüm hızını ve iklim hedeflerinin uygulanabilirliğini doğrudan etkileyebiliyor. Ancak finans sektörünün net sıfır taahhütleri son yıllarda siyasi baskılar, düzenleyici belirsizlikler ve gönüllü iklim girişimlerinden çekilmelerle karşı karşıya.

ABD bankalarında iklim hedefleri geriliyor
TPI Global Climate Transition Centre’ın 13 Ekim’de yayımladığı State of the Banking Transition 2026 raporu, küresel ölçekte 36 büyük bankanın iklim stratejilerini, emisyon azaltım hedeflerini ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş planlarını inceliyor. Bulgular, bankaların net sıfır taahhütlerinde gerileme yaşandığını ve bazı finans kuruluşlarının belirli sektörlere yönelik emisyon azaltım hedeflerini veya iklim politikalarını geri çektiğini ortaya koyuyor. Özellikle ABD’de çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) politikalarına yönelik siyasi baskılar, bankaların iklim stratejilerinin seyrini etkileyen unsurlar arasında gösteriliyor.
Raporda Kanada merkezli Royal Bank of Canada ve Scotiabank ile ABD’li Wells Fargo, sektörel emisyon hedeflerini geri çeken kuruluşlar arasında yer alıyor. Wells Fargo, Şubat 2025’te finanse edilen emisyonlara ilişkin 2030 sektörel hedeflerini ve 2050 net sıfır hedefini sonlandırdığını açıklamıştı. Banka, önceki hedeflere ulaşılmasının kamu politikaları, tüketici davranışları ve teknolojik gelişmeler gibi kendi kontrolü dışındaki koşullara bağlı olduğunu belirtmişti.
Avrupa bankaları önde, ancak yeterli değil
TPI raporuna göre Avrupa bankaları, değerlendirilen iklim kriterlerinde ABD ve Çin’deki bankalardan daha iyi performans gösterdi. Avrupa bankaları kriterlerin yüzde 27’sini karşılarken, sonuçlar bölgesel düzenlemelerin ve iklim risklerinin açıklanmasına yönelik yükümlülüklerin önemini ortaya koyuyor. Bununla birlikte bu oran, Avrupa finans sektörünün de iklim dönüşümünde önemli eksikleri bulunduğunu gösteriyor.
Rapor, iklim risklerinin kabul edilmesiyle bu risklerin finansal tablolara nasıl yansıdığının açıklanması arasında da fark bulunduğuna işaret ediyor. İncelenen 36 bankanın 30’u iklimle bağlantılı riskleri önemli risk kategorileri arasında değerlendirirken, yalnızca yedisi bu riskleri finansal tablolarında ölçmek için kullandığı muhasebe varsayımlarını ve değerlendirmelerini açıkladı. Bu yedi bankanın tamamı Avrupa merkezliydi.
Taahhüt vermek, emisyonları azaltmak anlamına gelmiyor
Net sıfır hedeflerinin açıklanması, bankaların finanse ettikleri faaliyetlerden kaynaklanan emisyonların gerçekten azaldığını tek başına göstermiyor. Reclaim Finance tarafından 14 Ekim’de yayımlanan ayrı bir değerlendirme de bu ayrımı ortaya koyuyor. Kuruluşun 33 büyük bankanın 2030 iklim hedeflerini incelediği çalışmaya göre, değerlendirilebilen 261 hedefin yalnızca yarısından biraz fazlası planlandığı gibi ilerliyor veya tamamlanmış durumda. Raporda, bazı hedeflerdeki görünür ilerlemenin gerçek emisyon düşüşlerinden ziyade hedeflerin tasarımı ve ölçüm yöntemlerindeki değişikliklerle bağlantılı olabileceği belirtiliyor.
Bu tablo, bankaların iklim taahhütlerini değerlendirirken yalnızca açıklanan hedeflere değil, kredi ve yatırım portföylerindeki değişime, sektörel emisyon verilerine ve sonuçların nasıl ölçüldüğüne de bakılması gerektiğini gösteriyor. Finans sektörünün düşük karbonlu ekonomiye katkısı, verilen sözlerin sayısından çok, sermayenin hangi faaliyetlere yönlendirildiği ve bu finansmanın gerçek dünyadaki emisyonları azaltıp azaltmadığıyla ölçülecek.






