6 Şubat depremlerinin ardından tarımsal üretimin yeniden güçlendirilmesi amacıyla başlatılan Hatay’da Tarımsal Üretimde Onarıcı Dönüşüm Projesi, çiftçilerin üretime devam etmesini ve agroekolojik yöntemlere geçişini destekliyor. Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği ile Türkiye İş Bankası’nın ortak yürüttüğü proje, Türkiye Halkla İlişkiler Derneği (TÜHİD) tarafından düzenlenen 24. Altın Pusula Türkiye Halkla İlişkiler Ödülleri’nde ödül kazandı. 20 Ekim 2026’da İstanbul’daki The Ritz-Carlton’da düzenlenen törende ödülü, Buğday Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Aslan ve Türkiye İş Bankası Tarım Bankacılığı Pazarlama Bölümü Müdür Yardımcısı İlker Şahin teslim aldı.

Deprem Sonrası Üretime Agroekolojik Destek
Aralık 2023’te hayata geçirilen proje, depremlerin ardından kuraklık, artan girdi maliyetleri, ekipman eksikliği ve pazarlama sorunlarıyla mücadele eden Hataylı çiftçilerin üretim kapasitesini korumayı hedefliyor. Eğitim ve danışmanlık çalışmalarıyla üreticilerin toprak sağlığını gözeten yöntemlere yönelmesi, üretim ve tedarik ağlarını güçlendirmesi ve bir üretici birliği çatısı altında örgütlenerek agroekolojik üretimi sürdürmesi destekleniyor.
Proje kapsamında üretimden vazgeçmeyi düşünen çiftçilerin yeniden üretime yönelmesi, daha sağlıklı ve dayanıklı üretim yöntemlerini benimsemesi ve yeni pazarlama kanallarıyla buluşması amaçlanıyor. Derneğin proje kapsamında aktardığı bilgilere göre, toprak sağlığını iyileştirmeye yönelik uygulamalar üreticilerin üretim anlayışlarında da değişim yaratıyor.
İş Bankası Üç Yıldır Projeyi Destekliyor
Türkiye İş Bankası, 2024 ve 2025 yıllarında projenin eğitim ve üretim faaliyetlerine sponsor olurken 2026’da ana sponsorluğu üstlendi. Projenin diğer destekçileri arasında Ayvens, EFSE (European Fund for Southeast Europe), Buğday Derneği üyeleri İzel Levi Coşkun ve BÜNSA Döküm A.Ş. yer aldı. Zenna Danışmanlık ise projenin etki ölçme ve değerlendirme araştırmaları ile analizlerini gerçekleştirdi.
Proje, afet sonrasında tarımsal üretimin yeniden kurulmasının yalnızca üretim faaliyetlerini sürdürmekle sınırlı olmadığını; çiftçilerin bilgiye, pazara ve örgütlenme olanaklarına erişiminin de dönüşümün kalıcılığında rol oynadığını ortaya koyuyor.






