Çin Ulusal Enerji İdaresi verilerine göre güneş enerjisinin kurulu gücü Temmuz sonu itibarıyla 1,286 milyar kilowatt, kömürlü santrallerin kurulu gücü ise 1,285 milyar kilowatt seviyesine çıktı. Güneş enerjisinin toplam kurulu elektrik üretim kapasitesindeki payı da yüzde 30’u aştı. Ancak bu tabloyu “Çin elektriğinin çoğunu artık güneşten üretiyor” şeklinde okumak mümkün değil. Güneş enerjisinin üretimi güneşlenme koşullarına bağlı olduğu için kurulu kapasite ile gerçek elektrik üretimi arasında önemli bir fark bulunuyor. 2026’nın ilk yarısında kömürün elektrik üretimindeki payı %49,7 olurken, güneş enerjisinin payı yaklaşık %13 seviyesinde kaldı.
Asıl Dönüşüm Kapasitede Başlıyor
Buna rağmen Çin’deki değişim önemli. Güneş enerjisinin kurulu kapasitesi yalnızca birkaç yıl içinde devasa bir ölçeğe ulaşırken, ülke aynı zamanda güneş paneli üretiminde de küresel tedarik zincirinin merkezinde bulunuyor. Çin, dünya fotovoltaik modüllerinin yüzde 80’inden fazlasını ve rüzgâr enerjisi ekipmanlarının yaklaşık yüzde 70’ini tedarik ediyor.
Fakat burada başka bir soru ortaya çıkıyor: Güneş santrallerini kurmak başka, ürettikleri elektriği sistemin ihtiyaç duyduğu anda kullanabilmek başka.
Çin’in yenilenebilir enerji kapasitesindeki hızlı büyümesi şebeke esnekliği, enerji depolama ve iletim altyapısına olan ihtiyacı da artırıyor. Nitekim 2026’nın ilk yarısında Çin’de şebeke kapasitesi nedeniyle önemli miktarda yenilenebilir elektrik üretiminin kullanılamadığına ilişkin veriler de dönüşümün yalnızca santral kurmaktan ibaret olmadığını gösteriyor. Çin’de güneşin kömürü kurulu güçte geçmesi bu nedenle bir son değil, enerji sisteminin yeniden kurulmasında önemli bir eşik. Asıl yarış şimdi başlıyor: Güneş ne kadar büyüyecek değil, bu devasa kapasite ne kadar verimli ve güvenilir bir elektrik sistemine dönüşebilecek?






