Türkiye’nin COP31 hazırlıkları yalnızca Antalya’da yapılacak zirvenin gündemiyle sınırlı değil. Zirveye giderken asıl meselelerden biri, ulusal iklim hedeflerinin belediyelerin, sanayinin ve yerel projelerin günlük gerçekliğine nasıl çevrileceği. Ankara’da düzenlenen COP31 Öncesi Çalıştayı da tam bu noktaya odaklandı.

Nordik–Baltık İklim Teknolojileri Platformu tarafından düzenlenen buluşmada kamu kurumları, belediyeler, özel sektör ve Nordik-Baltık ülkelerinin temsilcileri bir araya geldi. Yaklaşık 60 katılımcının yer aldığı çalıştayda, iklim teknolojileri alanındaki iş birliklerinin yalnızca deneyim paylaşımında kalmaması, uygulanabilir projelere dönüşmesi ele alındı.
Hedef Var, Peki Uygulama Kapasitesi?
Çalıştayın önemli başlıklarından biri Türkiye’nin iklim politikalarının yerel düzeyde uygulanmasıydı. Enerji verimliliği düzenlemeleri, uyum mekanizmaları ve belediyelerin iklim planları değerlendirilirken, sahadaki kapasite eksikleri de gündeme geldi. Özellikle belediyelerin teknik uzmanlığa, uluslararası finansmana, kalkınma bankalarına ve kamu-özel sektör iş birliklerine erişimi kritik ihtiyaçlar arasında öne çıktı. Ulusal mevzuatla yerel uygulamalar arasındaki uyum da çözülmesi gereken başlıklardan biri olarak değerlendirildi. Çünkü iklim hedeflerini açıklamak başka, bir belediyenin bunları bütçesine, altyapısına ve yatırım programına yerleştirmesi başka.
Nordik-Baltık Deneyimi Türkiye’ye Ne Taşıyabilir?
Çalıştayın ikinci bölümünde Nordik-Baltık ülkelerinden gelen şirketler ve uzmanlar, atık yönetimi, depozito sistemleri, geri dönüşüm, enerji verimliliği ve akıllı altyapılar konusunda farklı uygulamaları paylaştı. Gündeme gelen çözümler arasında atıkların kaynağında toplanmasından binalarda enerji tüketiminin azaltılmasına, su altyapısından dijital teknolojilere kadar geniş bir alan bulunuyor. Ancak burada kritik mesele teknolojinin kendisinden çok Türkiye’de hangi ihtiyaca, hangi ölçekte ve hangi finansman modeliyle uygulanabileceği.
Pilot Proje Fikri Öne Çıkıyor
Çalıştayın çıktılarından biri de bu nedenle pilot uygulamalara duyulan ihtiyaç oldu. Atık yönetimi ve döngüsel ekonomiden enerji verimliliğine kadar farklı alanlarda Nordik-Baltık ülkelerinin deneyimleriyle Türkiye’deki yerel ihtiyaçların eşleştirilmesi gündeme geldi.
Bu yaklaşım, teknoloji transferini bir ürün satışından ziyade yerel koşullara uyarlanabilecek ortak projeler üzerinden düşünme ihtiyacını da ortaya koyuyor.
Ankara’dan İstanbul’a, Oradan Antalya’ya
Çalıştayın ardından gözler İstanbul’da düzenlenmesi planlanan daha geniş katılımlı zirveye çevrilecek. Kamu, belediyeler, özel sektör ve uluslararası paydaşlar arasındaki temasların sürdürülmesi ve Ankara’da ortaya çıkan başlıkların teknik toplantılar ve saha çalışmalarıyla ilerletilmesi planlanıyor. COP31’e doğru Türkiye açısından kritik soru belki de artık yalnızca “hangi hedefleri açıklayacağız?” değil. Açıklanan hedefleri kentlerde kim, hangi kaynakla ve ne zaman uygulamaya başlayacak?






