İklim krizine karşı küresel eylemin konuşulacağı COP31 yaklaşırken, zirvenin iki kilit aktörünün fosil yakıtlarla ilişkisi tartışma konusu oldu. Uluslararası iklim örgütü 350.org’un yayımladığı Kömür Ortakları başlıklı rapora göre Türkiye ile Avustralya arasındaki kömür ticareti, Paris Anlaşması’nın 2015’te imzalanmasından bu yana 75 milyon tonun üzerinde CO₂ emisyonuyla ilişkilendiriliyor. Hesaplama, iki ülke arasındaki kömür tedarik zincirine ilişkin BM Comtrade verilerine dayanıyor.

Rapor, bu ticareti yalnızca bir dış ticaret kalemi olarak değerlendirmiyor. Kömürün çıkarılması, uluslararası pazarlara taşınması ve elektrik üretiminde kullanılması, ülkelerin enerji politikalarını ve iklim hedeflerini birbirine bağlıyor. Bu nedenle COP31 öncesinde gündeme gelen soru, Türkiye ile Avustralya’nın zirve masasında hangi hedefleri savunacağından ibaret değil: Kendi enerji sistemlerinde hangi dönüşümü gerçekleştirmeye hazır oldukları da önem taşıyor.
Türkiye’de Kömürden Çıkış Takvimi Yok
Rapor, Türkiye’nin kömür kaynaklı elektrik üretiminde Avrupa’nın en büyük ülkesi olduğuna ve kömürden çıkış için belirlenmiş bir takvimin bulunmadığına dikkat çekiyor. Türkiye’nin enerji planlarında yenilenebilir kaynakların büyümesi öngörülürken kömür ve gaz kapasitesine ilişkin genişleme beklentileri de gündemde kalıyor.
Raporda özellikle Çanakkale’nin Karabiga ilçesindeki CENAL kömürlü termik santraline yönelik genişleme planı öne çıkarılıyor. Mevcut 1.320 MW kapasiteye 1.050 MW daha eklenmesi, santralin toplam kapasitesini 2.370 MW’a çıkarabilir. Bu, yalnızca yeni bir enerji yatırımı tartışması değil; ithal kömüre bağımlılığın ve uzun ömürlü fosil yakıt altyapısının geleceğine ilişkin de bir tercih.
Türkiye’nin rüzgâr ve güneş enerjisindeki büyümesi, daha düşük karbonlu bir enerji sistemine geçiş için önemli bir fırsat sunuyor. Ancak yenilenebilir kapasitenin artması ile kömürden çıkışın gerçekleşmesi aynı şey değil. Yeni temiz enerji yatırımlarının fosil yakıtları gerçekten ikame edip etmediği, dönüşümün hızını belirleyecek.
Avustralya’nın İklim İddiası Kömür İhracatıyla Sınanıyor
Avustralya, dünyanın önde gelen kömür ve sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatçılarından biri. Ülke içinde yenilenebilir enerji yatırımları sürerken fosil yakıt ihracatının devam etmesi, iklim politikalarının sınırlarını ortaya koyuyor. 350.org, Avustralya’nın kömür ve gaz ihracatını sürdürmesinin küresel fosil yakıtlardan çıkış hedefleriyle çeliştiğini savunuyor.
Rapor ayrıca iki ülke arasındaki fosil yakıt ticaretinin kömürle sınırlı kalmadığını, sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) da ticari ilişkilerde yer aldığını belirtiyor. Böylece mesele tek bir emisyon hesabının ötesine geçiyor: Enerji arz güvenliği, ihracat gelirleri ve iklim hedefleri arasındaki gerilim, COP31 öncesinde yeniden görünür hâle geliyor.
COP31 Mektuplarında Fosil Yakıtlar Yok
350.org’un dikkat çektiği bir başka nokta, COP31’in misyon ve beklentilerini açıklamak üzere ülkelere gönderilen üç başkanlık mektubunda fosil yakıtlardan açıkça söz edilmemesi. Örgüte göre bu eksiklik, iklim krizinin temel nedenlerinden biri olan kömür, petrol ve gazdan çıkış konusunun zirve gündeminde ne ölçüde merkezî bir yer tutacağına ilişkin soru işaretleri yaratıyor.
COP31, Türkiye’nin ev sahipliğinde 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek. Türkiye ev sahipliği ve COP başkanlığını yürütürken Avustralya müzakerelerin başkanlığını üstlenecek. Bu görev paylaşımı, iki ülkenin iklim politikalarını uluslararası kamuoyu açısından daha da görünür kılıyor.
İklim Liderliği Taahhütle Değil, Geçişle Ölçülüyor
350.org, iki ülkeden ulusal kömürden çıkış tarihlerini açıklamalarını ve fosil yakıtlardan adil geçiş için somut yol haritaları hazırlamalarını istiyor. Örgüt ayrıca COP31’in, daha önce verilmiş taahhütleri uygulamaya dönüştürmesini ve iklim finansmanını özellikle krize karşı daha kırılgan ülkeler için güçlendirmesini savunuyor.
Elbette 75 milyon tonluk emisyon hesabı, Türkiye ile Avustralya’nın toplam ulusal emisyonlarını ifade etmiyor; iki ülke arasındaki kömür ticaretiyle ilişkilendirilen emisyonlara işaret ediyor. Ancak bu ayrım, ortaya çıkan çelişkiyi ortadan kaldırmıyor. İklim zirvelerinin başarısı yalnızca masada kabul edilen metinlerle değil, ülkelerin kendi enerji sistemlerinde attıkları adımlarla da ölçülüyor. Belli ki COP31’in ev sahipleri için asıl sınav, fosil yakıtlardan çıkışı başkalarına tavsiye etmek değil, bu dönüşümün kendi ülkelerinde nasıl ve ne zaman gerçekleşeceğini açıklamak olacak.






