Denizüstü Rüzgârın Bedeli 3 Milyar Dolar

14 Ekim 2026 | Enerji | 0 yorum

Türkiye’nin 1.000 megavatlık ilk denizüstü rüzgâr enerjisi projesi için yaklaşık 3 milyar dolarlık yatırım gerekiyor. 2027’nin ilk çeyreğinde ihale edilmesi beklenen proje, karasal rüzgâra kıyasla üç kata varan maliyetiyle yeni bir enerji sınavını da beraberinde getiriyor.

Türkiye yenilenebilir enerjide kapasitesini artırmak istiyor. Ancak yeni santraller kurmak kadar, bu yatırımları ekonomik açıdan sürdürülebilir kılmak da önemli. Rüzgâr enerjisinde şimdiye kadar ağırlıklı olarak karada gelişen sektörün rotasını denizlere çevirmesi, yalnızca türbinlerin yerini değiştirmek anlamına gelmiyor; daha büyük bir finansman ihtiyacını, farklı bir teknoloji altyapısını ve yeni bir sanayi ekosistemini de gündeme getiriyor. Asıl mesele ise bu büyük yatırımın ne kadar verimli bir enerji üretimine ve ne ölçüde kalıcı bir ekonomik kazanıma dönüşeceği.

Denizüstü Rüzgâr

Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı İbrahim Erden’in açıklamalarına göre, 1.000 megavatlık ilk denizüstü rüzgâr enerjisi Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) projesi yaklaşık 3 milyar dolarlık yatırım gerektiriyor. Aynı kapasitedeki karasal rüzgâr santrallerinin yatırım maliyeti ise yaklaşık 1 milyar dolar. Denizüstü projelerde toplam yatırımın yaklaşık yarısının türbinlere, kalan bölümünün ise elektrik altyapısı, inşaat ve lojistik gibi kalemlere ayrılması bekleniyor.

Peki, üç katına varan maliyet karşılığında ne kazanılacak? Erden’in paylaştığı verilere göre karasal rüzgâr santrallerinde kapasite faktörü yaklaşık yüzde 35 düzeyindeyken denizüstü projelerde bu oran yüzde 45-50’ye ulaşabiliyor. Daha yüksek kapasite faktörü, türbinlerin kurulu güçlerine oranla daha fazla elektrik üretmesi anlamına geliyor. Bu avantaj, yüksek ilk yatırım maliyetine rağmen denizüstü rüzgârın uzun vadede rekabetçi bir elektrik üretim seçeneğine dönüşmesini sağlayabilir. Ancak bunun gerçekleşmesi; finansman koşullarına, proje takvimine, bakım maliyetlerine ve üretilen elektriğin hangi koşullarda piyasaya sunulacağına bağlı.

Yatırımın etkisi enerji üretimiyle de sınırlı kalmayabilir. Deniz koşullarına dayanıklı türbinler, özel kablolar, trafolar, temel ve taşıyıcı yapılar, deniz inşaatı ve kurulum hizmetleri farklı sektörlerde yeni iş alanları yaratabilir. Türkiye’nin karasal rüzgârda edindiği üretim ve tedarik deneyimini denizüstü teknolojilere taşıması, yerli sanayinin gelişmesi açısından önemli bir fırsat. Fakat bu fırsatın gerçeğe dönüşmesi, ekipman üretiminden mühendislik kapasitesine kadar uzanan bir tedarik zincirinin kurulmasını ve uluslararası teknoloji ortaklıklarının somut kazanımlara dönüştürülmesini gerektiriyor.

İlk 1.000 megavatlık denizüstü rüzgâr YEKA ihalesinin 2027’nin ilk çeyreğinde yapılması bekleniyor. Geliştirme ve uygulama süreçlerinin dört ila altı yıl sürebileceği, projenin 2030-2032 döneminde kademeli olarak devreye alınabileceği öngörülüyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı da Türkiye’nin denizüstü rüzgârda 2035’e kadar 5.000 megavatlık kapasiteye ulaşmasını hedefliyor. Bu ölçekte bir dönüşümün önündeki temel sınavlardan biri, izin ve ruhsat süreçlerinin yanı sıra finansman, tedarik ve kurulum altyapısının zamanında tamamlanması olacak.

Yazıyı Paylaş:

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

Ravago Bina Çözümleri Mineral Yünler Satış ve Pazarlama Direktörü Özge Müçek

Ravago’dan Enerji Çözümleri

Google ve American Airlines’tan Rekor SAF Anlaşması

Google ve American Airlines’tan Rekor SAF Anlaşması

Setur MArinaları - 2025 Mast İzmir Boat Show’

Sürdürülebilirlik ve Yenilik Bir Arada

Turkcell’in Üçüncü Güneş Enerji Santrali Van’da devralındı

tskb

TSKB’den 2025 Yatırım Öngörüleri

Opet Sıfır Atık Projesi

OPET ve Bakanlık’tan Akaryakıtta Sıfır Atık Hamlesi