Avrupa’da enerji fiyatlarındaki yükseliş yeni bir aşamaya girerken, bu kez dikkatler ham petrolden çok rafine ürünlere çevriliyor. ECB Başkan Yardımcısı Boris Vujčić, dizel fiyatlarının küresel rafineri kapasitesindeki kayıplar nedeniyle uzun süre yüksek kalabileceğini ve bunun enflasyon üzerinde daha geniş bir etki yaratabileceğini belirtti. Vujčić’e göre ham petrol fiyatları gerilese bile rafine ürünlerin fiyatlarında aynı hızda bir düşüş yaşanmayabilir.

Dizel Neden Bu Kadar Önemli?
Dizelin etkisi yalnızca akaryakıt istasyonundaki fiyatla sınırlı değil. Karayolu taşımacılığından lojistiğe, tarımdan sanayiye kadar çok sayıda sektör dizel kullanıyor. Bu nedenle yakıt maliyetindeki artış, şirketlerin taşıma ve üretim giderlerine yansıyarak daha geniş bir ürün grubunun fiyatını etkileyebiliyor. Vujčić de dizelin çok sayıda ürünün maliyet yapısında yer aldığına dikkat çekti.
ECB’nin kendi analizleri de son enerji şokunda rafineri marjlarının akaryakıt fiyatlarındaki yükselişi büyüttüğünü ortaya koyuyor. Bankaya göre avro bölgesinde dizelin litre fiyatı şubat sonundaki ortalama 1,63 avro seviyesinden nisanın ilk haftasında 2,18 avroya kadar yükseldi. Ham petrol fiyatındaki artışın yanı sıra rafinaj maliyetleri ve marjlar da bu yükselişte etkili oldu.
Rafineri Kapasitesi Daralıyor
Dizel piyasasındaki baskının arkasında jeopolitik gelişmeler de bulunuyor. Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş kapsamında rafinerilere yönelik saldırılar, Orta Doğu’daki çatışmalar ve Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatlardaki aksaklıklar küresel rafine ürün arzını sıkıştırıyor. Reuters’ın aktardığı verilere göre Avrupa dizel vadeli kontratları, 2026 başındaki seviyelerinin iki katından fazla yükselerek rekor seviyelere ulaştı.
ECB’nin eylül ayı projeksiyonlarında da enerji şokunun enflasyon üzerindeki etkisinin belirginleştiği görülüyor. Avro bölgesinde enflasyon ağustosta yüzde 3,3’e yükselirken enerji enflasyonu yüzde 14,3’e çıktı. ECB, 2026’nın son çeyreğinde manşet enflasyonun yüzde 3,6 ile zirve yapmasını bekliyor.
Enerji Şoku Faiz Politikasını da Zorluyor
Yüksek enerji fiyatlarının kalıcı hale gelmesi, ECB açısından da zor bir denklem yaratıyor. Enerji maliyetleri enflasyonu yukarı iterken aynı zamanda tüketim ve ekonomik büyüme üzerinde baskı oluşturuyor. ECB Başkanı Christine Lagarde, faiz kararlarının enerji fiyatlarını doğrudan takip eden otomatik bir mekanizmayla alınmadığını ve büyüme ile tüketim üzerindeki etkilerin de hesaba katılacağını belirtmişti.
Vujčić ise son açıklamasında ECB’nin bir sıkılaştırma döngüsüne başladığını ve enerji fiyatlarının “daha uzun süre yüksek kalması” riskinin bulunduğunu söyledi.
Dolayısıyla Avrupa’nın karşı karşıya olduğu sorun yalnızca pompadaki dizel fiyatı değil. Fosil yakıta dayalı bir ekonomide rafineri kapasitesindeki daralma, jeopolitik kriz ve enerji arzındaki kırılganlık aynı anda ortaya çıktığında, şok ekonominin tamamına yayılabiliyor. Bu tablo, enerji dönüşümünün yalnızca iklim hedefleri açısından değil, enerji güvenliği ve ekonomik istikrar açısından da neden gündemde kaldığını bir kez daha gösteriyor.
Kaynak: Reuters






