5-8 Ekim tarihleri arasında Fiji ve Tuvalu’da gerçekleştirilen COP31 öncesi toplantılar, iklim krizinin en ağır sonuçlarını yaşayan Pasifik ülkelerinin taleplerini küresel müzakerelerin gündemine taşımayı amaçlıyor. Bölge ülkeleri için 1,5°C hedefi yalnızca uzun vadeli bir iklim politikası değil; yükselen deniz seviyeleri, kıyı kaybı ve aşırı hava olayları nedeniyle doğrudan bir yaşam meselesi.

Fiji İklim Bakanı Lynda Tabuya, dünyanın 1,5°C sınırını aşmaya doğru ilerlediğini belirtirken, bunun kabullenilecek bir sonuç olmadığını vurguladı. Toplantıda kabul edilen bildiride de emisyonların derin, hızlı ve kalıcı biçimde azaltılması çağrısı yapıldı.
Para Masada, Okyanus da
Pasifik ülkelerinin gündemi yalnızca emisyon azaltımıyla sınırlı değil. İklim finansmanının özellikle iklim krizinin etkilerine zaten maruz kalan ülkelere daha hızlı ve erişilebilir biçimde ulaşması isteniyor. Fiji yönetimi, verilen finansman sözlerinin ötesine geçilerek kaynakların hükümetlere, topluluklara ve sahadaki insanlara ulaşması gerektiğini vurguluyor.
Okyanuslar da toplantının diğer ana başlığı. Deniz seviyelerindeki yükseliş ve okyanusların ısınması, Pasifik adaları için iklim krizinin en görünür sonuçları arasında yer alıyor. Tuvalu çevresindeki deniz seviyesinin son 30 yılda yaklaşık 15 santimetre yükselmesi ve küresel ortalamanın yaklaşık iki katına ulaşması, bölgenin neden daha güçlü iklim politikaları talep ettiğini somutlaştırıyor.
Sıra Antalya’da
Fiji’deki toplantı, Kasım ayında Antalya’da yapılacak COP31 öncesindeki son büyük bakanlar düzeyindeki hazırlık buluşmalarından biri. Pasifik ülkeleri böylece 1,5°C hedefi, iklim finansmanı, temiz enerji dönüşümü ve okyanusların korunması başlıklarını COP31 müzakerelerine taşımaya hazırlanıyor.
Dünyanın 1,5°C hedefini aşma ihtimalinin giderek güçlendiği bir dönemde Pasifik’in mesajı aslında oldukça net: Sınırın aşılması, hedefin terk edilmesi anlamına gelmemeli.
Kaynak: Reuters






