Yapay zekânın enerji talebini hızla büyüttüğü bir dönemde teknoloji şirketleri, yalnızca daha fazla elektrik değil, daha güvenilir ve düşük karbonlu elektrik arıyor. Google’ın Fervo Energy ile imzaladığı yeni anlaşma, bu arayışın güneş ve rüzgârın ötesine geçerek jeotermal kaynaklara uzandığını gösteriyor.

Anlaşma kapsamında Fervo, Utah’taki Cape Station projesinden Google’a 396 megavat elektrik sağlayacak. 2028’de devreye alınması beklenen kapasite, bugüne kadar imzalanmış en büyük gelişmiş jeotermal enerji satın alma anlaşması olarak öne çıkıyor. Google’ın ayrıca anlaşmayı yaklaşık 600 megavat daha genişletme seçeneği bulunuyor. Bu seçenek kullanılırsa toplam kapasite 1 gigavata yaklaşacak.
Güneş Ve Rüzgâra Tamamlayıcı Kaynak
Jeotermalin teknoloji şirketleri açısından cazibesi, enerjiyi hava koşullarından bağımsız biçimde üretebilmesinde yatıyor. Güneş ve rüzgâr santrallerinde üretim günün saatine veya hava koşullarına göre değişirken jeotermal tesisler daha sürekli bir üretim sağlayabiliyor. Bu özellik, özellikle yapay zekâ uygulamaları ve veri merkezlerinin elektrik talebinin hızla yükseldiği bir ortamda önem kazanıyor. Google’ın 2026 Çevresel Raporu’na göre şirketin elektrik talebi 2025’te bir önceki yıla kıyasla yüzde 37 arttı. Buna karşın Google’ın operasyonel emisyonları yüzde 2 geriledi. Şirket, bu ayrışmada temiz enerji satın alımlarının önemli rol oynadığını belirtiyor. Ancak aynı rapor, yapay zekâ altyapısındaki büyümenin şebekelerin karbonsuzlaşma hızından daha hızlı ilerlediğini de ortaya koyuyor. Başka bir ifadeyle Google’ın önündeki sorun yalnızca daha fazla yenilenebilir enerji satın almak değil; artan enerji ihtiyacını şebekeye ek yük bindirmeden karşılayabilmek.
Yeraltındaki Isı Elektriğe Dönüşüyor
Fervo’nun geliştirdiği sistem, geleneksel jeotermal santrallerden biraz farklı çalışıyor. Gelişmiş jeotermal sistemler (EGS) olarak adlandırılan yöntemde, yerin derinliklerindeki sıcak kaya formasyonlarına su enjekte ediliyor. Isınan su daha sonra yüzeye çıkarılarak elektrik üretiminde kullanılıyor. Şirket, bu sistemleri geliştirmek için petrol ve gaz sektöründe kullanılan yatay sondaj ve fiber optik algılama gibi teknolojilerden yararlanıyor. Fervo’nun Nevada’daki Project Red pilot tesisi 2023’te elektrik üretmeye başladı. Google ile şirket arasındaki işbirliği de bu projeyle başlamış, ardından 2024’te Nevada’da 115 megavatlık başka bir enerji alım anlaşması yapılmıştı.Cape Station ise bu deneyimin çok daha büyük ölçeğe taşınacağı proje olacak. İlk 100 megavatlık bölümün 2027 başlarında kapasiteye ulaşması, genişletilen projenin ise Google’a yönelik elektrik tedarikinin 2028’de başlaması planlanıyor.
Temiz Enerji Talebi Yeni Bir Sınavla Karşı Karşıya
Google-Fervo anlaşması, gelişmiş jeotermalin ticari ölçekte büyüyebileceğine dair önemli bir işaret. Fakat burada dikkat edilmesi gereken nokta, “düşük karbonlu” olmanın otomatik olarak “etkisiz” veya “risksiz” anlamına gelmemesi. EGS teknolojileri, petrol ve gaz sektöründen uyarlanan sondaj yöntemlerini kullanıyor ve yeraltındaki kaya formasyonlarının kontrollü biçimde çatlatılmasını içerebiliyor. Bu nedenle teknolojinin geniş ölçekte uygulanması; su kullanımı, yeraltı jeolojisi ve çevresel etkiler açısından dikkatli değerlendirmeler gerektiriyor. Dolayısıyla Fervo’nun projesinin başarısı yalnızca kaç megavat elektrik üreteceğiyle ölçülmemeli. Ne kadar düşük emisyonla, hangi kaynak kullanımıyla ve hangi çevresel koşullarda üretim yapılacağı da dönüşümün gerçek performansını belirleyecek.
Öte yandan anlaşmanın işaret ettiği daha büyük bir değişim var. Veri merkezlerinin büyüyen elektrik ihtiyacı, teknoloji şirketlerini temiz enerjiyi yalnızca karbon azaltımı açısından değil, 24 saat güvenilir elektrik sağlayabilme kapasitesi açısından da değerlendirmeye zorluyor. Google’ın Fervo ile yaptığı anlaşma bu nedenle tek başına bir jeotermal yatırım haberi değil. Yapay zekâ çağında büyüyen elektrik talebinin, enerji dönüşümünün hızını nasıl değiştireceğine dair önemli bir örnek. Güneş ve rüzgârın yanına depolama, nükleer ve gelişmiş jeotermal gibi kaynakların eklenmesi, önümüzdeki dönemde temiz enerji yarışının yeni eksenlerinden biri olabilir.
Kaynak: Reuters






