Türkiye’nin elektrik kapasitesinde güneş ve rüzgârın ağırlığı artmaya devam ediyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Temmuz 2026 verilerine göre, güneş enerjisinin kurulu gücü 27.507 MW’a, rüzgârın kurulu gücü ise 15.358 MW’a ulaştı. İki kaynağın toplamı 42.865 MW olurken, toplam kurulu güç içindeki payları yüzde 33,8’e çıktı.

Toplam kurulu gücün yüzde 62,8’i yenilenebilir kaynaklardan oluşuyor. Hidroelektrik 32.344 MW ile hâlâ en büyük yenilenebilir kurulu güç kalemi olurken, güneş yüzde 21,7, rüzgâr yüzde 12,1 paya sahip. Doğal gazın payı yüzde 19,9, yerli ve ithal kömürün toplam payı ise yüzde 17,4 seviyesinde.
Kurulu Güç Başka, Üretim Başka
Rakamların önemli tarafı burada başlıyor. Güneş ve rüzgârın kurulu güçteki toplam payı yüzde 33,8 olsa da iki kaynağın elektrik üretimindeki toplam payı Temmuz itibarıyla yüzde 23,7 oldu. Güneşin üretimdeki payı yüzde 11,6’ya, rüzgârın payı yüzde 12,1’e yükseldi.
Yine de son on yıldaki değişim belirgin. 2016’da güneşin elektrik üretimindeki payı yalnızca yüzde 0,4’tü; Temmuz 2026’da yüzde 11,6’ya çıktı. Rüzgârın payı da aynı dönemde yüzde 5,7’den yüzde 12,1’e yükseldi.
Güneşte kapasite artışının yanında üretim de Temmuz ayında yeni bir aylık rekor kırdı. Güneş santralleri ay boyunca 5,37 milyar kWh elektrik üretti.
Türkiye’nin enerji dönüşümünde güneş ve rüzgârın payı böylece belirgin biçimde büyüyor. Ancak kurulu kapasitenin üçte birine yaklaşması, elektrik sisteminin üçte birinin bu kaynaklardan çalıştığı anlamına gelmiyor. Asıl dönüşümün ölçüsü, yeni kapasitenin ne kadarının gerçekten üretime dönüştüğü ve şebekenin bu değişimi ne kadar taşıyabildiği olacak.






