Birleşik Krallık hükümeti Heathrow’un kapasitesini büyütmek istiyor. İklim politikalarından sorumlu bağımsız danışma kurulu ise aynı anda başka bir şey söylüyor: Havacılık emisyonları için mevcut politikalar değişmeden bu büyümenin iklim hedefleriyle birlikte yürütülmesi mümkün görünmüyor.

Climate Change Committee’nin (CCC) hükümet talebi üzerine hazırladığı değerlendirmeye göre Heathrow’un üçüncü pistinin yaratacağı ilave emisyonlar, genişleme tamamlandığında 2054’te yıllık 4,5 milyon ton CO₂ eşdeğerine ulaşacak. Bu miktar, bugün Birmingham’ın yıllık emisyonlarına denk geliyor.
Üstelik kurulun uyarısı yalnızca yeni pistle ilgili değil. İngiltere’de havacılığın emisyonları 1990’dan bu yana iki katından fazla artarken ekonominin diğer sektörlerinin toplam emisyonları yaklaşık yarı yarıya azaldı. CCC, mevcut politikalar devam ederse Heathrow genişlemese bile havacılık emisyonlarının 2050’ye kadar düşmeyeceğini belirtiyor.
Havacılıkta Karbon Açığı Büyüyor
Heathrow şu anda Birleşik Krallık havacılık emisyonlarının yaklaşık yarısından sorumlu. CCC’nin modellemesine göre üçüncü pistin etkisiyle havacılığın toplam emisyonları, ülkenin 2050’de geriye kalan emisyon bütçesinin önemli bir bölümünü oluşturabilecek.
Kurulun hesabında Heathrow genişlemesi 2050’de yaklaşık 2,4 milyon ton, 2054’te ise 4,5 milyon ton ek CO₂ eşdeğeri yaratıyor. CCC ayrıca mevcut eğilimlerin sürmesi halinde havacılığın 2050’de Birleşik Krallık’ın kalan CO₂ emisyonlarının çok büyük bölümünü oluşturabileceği uyarısında bulunuyor.
Buradaki sorun aslında üçüncü pistten daha büyük. Çünkü pist yapılmasa bile uçuş kaynaklı emisyonların kendiliğinden düşmesi beklenmiyor.
Çözüm SAF’a mı Kalacak?
Havacılığın karbonsuzlaşması diğer ulaşım alanlarına göre daha zor. Elektrikli uçak teknolojisi uzun mesafeli ticari uçuşlarda henüz uygulanabilir bir çözüm değil. Bu nedenle sürdürülebilir havacılık yakıtları (SAF), daha verimli uçaklar, operasyonel iyileştirmeler ve karbon giderme teknolojileri denklemin merkezinde.
Ancak SAF’ın bugün küresel jet yakıtı kullanımındaki payı yüzde 1’in altında ve maliyeti geleneksel jet yakıtının birkaç katına çıkabiliyor. Karbon giderme teknolojileri de henüz çok küçük ölçeklerde.
CCC bu nedenle havacılığın gelecekteki emisyon maliyetinin kamuya bırakılmaması gerektiğini savunuyor. Kurula göre sektör, emisyonlarını azaltmanın ya da kalan emisyonları mühendislik temelli karbon giderme yöntemleriyle dengelemenin maliyetini üstlenmeli.
Uçak Biletinin Fiyatı da Denkleme Giriyor
Bu yaklaşımın doğrudan bir sonucu var: Karbonun maliyeti havayollarına yüklenirse bunun bir bölümünün bilet fiyatlarına yansıması bekleniyor.
CCC’nin tahminine göre gerekli politikaların uygulanması halinde 2050’de gidiş-dönüş bir Alicante uçuşunun yaklaşık 150 sterlin, New York uçuşunun ise yaklaşık 400 sterlin daha pahalı hale gelmesi söz konusu olabilir. Kurul, maliyetlerin bugünden kademeli biçimde uygulanmasının ani fiyat artışlarını önleyebileceğini belirtiyor.
Burada çevre politikasının klasik sorusu yeniden ortaya çıkıyor: Karbonun bedelini kim ödeyecek?
CCC, uçmayan insanların da genel vergiler yoluyla bu maliyeti üstlenmesi yerine, maliyetin havacılık sektöründe ve uçuş talebinde karşılık bulmasını öneriyor. Kurul ayrıca sık uçan yolculara yönelik özel bir vergi gibi seçeneklerin değerlendirilebileceğini belirtiyor.
Heathrow’un Önündeki Denklem
Heathrow genişlemesi henüz otomatik olarak onaylanmış bir üçüncü pist anlamına gelmiyor. Hükümetin hazırladığı Ulusal Politika Bildirisi taslağı, projenin iklim, hava kalitesi, gürültü ve ekonomik büyüme kriterleri açısından değerlendirilmesini öngörüyor; ayrıca nihai bir havalimanı projesinin ayrı bir planlama sürecinden geçmesi gerekiyor.
Hükümet, Heathrow genişlemesinin net sıfır hedefleriyle uyumlu olması gerektiğini ve CCC’nin tavsiyelerini değerlendireceğini açıkladı. Heathrow ise ekonomik büyüme ile net sıfır hedefinin birlikte gerçekleştirilebileceğini savunuyor.
Ancak CCC’nin raporu tartışmayı önemli bir yere taşıyor: Bir ülke havacılığı büyütmek istiyorsa, o büyümenin karbon hesabını da aynı anda yapmak zorunda.
Heathrow meselesi bu nedenle yalnızca bir havalimanı projesi değil. Uçuş talebi, karbon maliyeti, temiz yakıtların ölçeği ve “kim öder?” sorusu aynı pistin üzerinde buluşuyor.






