Hindistan, enerji dönüşümünde nükleer gücün payını ciddi biçimde artırmaya hazırlanıyor. Ülkenin mevcut yaklaşık 8,8 GW’lık nükleer kapasitesinin 2047’ye kadar 100 GW’a çıkarılması hedefleniyor. Bu ölçeğe ulaşmak için gereken yatırımın ise yaklaşık 210 milyar dolar olacağı tahmin ediliyor. Ancak bu büyüklükte bir yatırım için geleneksel finansman yeterli olmayabilir. Hindistan hükümetinin düşünce kuruluşu NITI Aayog üyesi Abhay Karandikar, ülkenin mevcut devlet yeşil tahvil çerçevesi, yeşil mevduat ve finansman kurallarının nükleer yatırımları kapsamadığını belirterek bu düzenlemelerin gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi. Tartışmanın merkezinde aslında basit ama önemli bir soru var: Nükleer enerji düşük karbonlu olduğu için yeşil finansman kapsamına alınmalı mı?

Hindistan açısından bu yalnızca bir sınıflandırma meselesi değil. Nükleer projelerin yeşil tahvil, kredi ve benzeri sürdürülebilir finansman araçlarına erişebilmesi, yüksek sermaye gerektiren yatırımların finansman maliyetini ve özel sektörün projelere ilgisini doğrudan etkileyebilir. Hindistan’ın 2025’te nükleer sektörde özel şirketlerin katılımının önünü açması da bu arayışın bir parçası. Amaç, yabancı teknoloji ve sermayeyi ülkeye çekerek nükleer kapasitenin daha hızlı büyütülmesi.
Para Var, İnsan Kaynağı?
Nükleer programın önündeki sorun ise yalnızca finansman değil. Sektör temsilcileri, Hindistan’da nükleer alanda uzmanlaşmış eğitim ve yetişmiş insan kaynağının yetersizliğine dikkat çekiyor. EDF Nuclear Projects India Genel Müdürü Kalirajan S., ülkede birkaç seçkin kurum dışında okullardan üniversitelere kadar nükleer enerjiye yönelik uzmanlaşmış eğitimlerin sınırlı olduğunu belirtti. NITI Aayog da teknisyenlerden araştırma-geliştirme uzmanlarına kadar farklı seviyelerde nükleer yetkinliği artırmak üzere bir komite oluşturdu. Fransa merkezli EDF ise Hindistan’daki tedarikçiler için sertifikasyon programlarını genişletmeyi planlıyor.
“Yeşil” Etiketi Tek Başına Yetmez
Hindistan’ın nükleeri yeşil finansmanın kapsamına alma arayışı, küresel enerji tartışmasının da önemli başlıklarından birine işaret ediyor. Nükleer enerji, işletme aşamasındaki düşük karbon emisyonları nedeniyle iklim hedefleri açısından önemli bir seçenek olarak görülürken; yüksek başlangıç maliyetleri, uzun proje süreleri, güvenlik ve atık yönetimi gibi konular finansman kararlarının dışında bırakılamıyor. Dolayısıyla Hindistan’ın önündeki asıl mesele yalnızca “nükleeri yeşil finansmana dahil edelim mi?” sorusu değil. Eğer dahil edilecekse, hangi projelerin, hangi çevresel ve teknik kriterlerle yeşil kabul edileceği de belirleyici olacak.
100 GW’lık hedef, Hindistan’ın enerji sistemini dönüştürme iddiasının büyüklüğünü gösteriyor. Fakat bu hedefin gerçekleşmesi için ucuz sermaye kadar, güçlü düzenleme, teknoloji, güvenlik standartları ve yetişmiş insan kaynağı da gerekiyor.






