MIT’de fizik eğitimi alan Romm, 1990’larda ABD Enerji Bakanlığı’nda enerji verimliliği ve yenilenebilir enerjiden sorumlu müsteşar yardımcısı vekili olarak görev yaptı. Daha sonra akademiden gazeteciliğe, politika analizinden popüler bilime uzanan bir kariyer kurdu.

Romm’un özellikle internet üzerinden iklim iletişiminin yükseldiği dönemde kurduğu Climate Progress blogu, onu ABD’de iklim tartışmasının en görünür isimlerinden biri haline getirdi. Kitapları, politika yazıları ve medya çalışmalarıyla iklim değişikliğini yalnızca bilimsel bir mesele olmaktan çıkarıp kamuoyundaki enerji ve politika tartışmasının merkezine taşıyan isimler arasında yer aldı.
“Temiz” Kelimesine Her Zaman Güvenmedi
Romm’un asıl ayırt edici tarafı ise yalnızca fosil yakıtları eleştirmesi değildi. İklim krizine çözüm olarak sunulan teknolojilerin kendisini de sorguluyordu.
Özellikle hidrojen, karbon yakalama ve depolama, doğrudan hava yakalama ve karbon denkleştirmeleri konusunda teknoloji vaatleri ile gerçek dünyadaki maliyet, ölçek ve enerji gereksinimleri arasındaki farklara dikkat çekti. The Hype About Hydrogen kitabının 2026'da yayımlanan yeni baskısında da hidrojen ekonomisine ilişkin iddiaları yeniden değerlendirdi.
Romm’un yaklaşımı kabaca şuydu: Bir teknolojinin “temiz” olarak adlandırılması, onun otomatik olarak iklim açısından etkili, ekonomik veya ölçeklenebilir olduğu anlamına gelmiyor. Bu nedenle enerji dönüşümünde teknoloji seçiminin yalnızca vaatlere değil, fiziksel gerçeklik ve maliyetlere dayanması gerektiğini savunuyordu.
Eleştirinin Hedefi Bazen Aynı Taraftı
Romm’u iklim iletişiminde farklılaştıran noktalardan biri de eleştirilerini yalnızca iklim inkârcılarına veya fosil yakıt şirketlerine yöneltmemesiydi. İklim hareketi içinde yer alan ve kendisine göre yanlış ya da fazla iyimser çözümleri savunan isimlerle de tartışıyordu. Bu nedenle etkili olduğu kadar sert ve zaman zaman tartışmalı bir figür olarak da anıldı.
Romm, 14 Eylül 2026'da Washington DC’de 66 yaşında hayatını kaybetti. Ölümünün ardından yayımlanan değerlendirmelerde, yaklaşık otuz yıl boyunca iklim ve enerji dönüşümü tartışmasına yaptığı etkinin özellikle iletişim alanında öne çıktığı vurgulandı.
Bugün iklim gündeminde hidrojen, karbon yakalama, karbon piyasaları ve benzeri teknolojilere milyarlarca dolarlık yatırım tartışılırken Romm’un bıraktığı soru hâlâ oldukça güncel: Bir çözümün gerçekten çözüm olup olmadığını, onu ne kadar parlak anlattığımıza göre değil, emisyonları ne kadar ve ne hızla azalttığına göre değerlendirebilir miyiz?






