İngiltere’de uzun süredir devam eden yağış açığı, su yönetimini acil bir kamu meselesine dönüştürdü. Hükümet, 15 Ekim’de Cornwall, Devon, Dorset, Somerset, East Sussex ve West Sussex’in bazı kesimlerinde şiddetli kuraklık ilan etti. Güneydoğu ve güneybatı İngiltere, nisan-eylül dönemini bir asırdan uzun süredir görülen en kurak dönem olarak geride bırakırken, ülkenin büyük bölümünde nehir akışları ve yeraltı suyu seviyeleri de mevsim normallerinin altında kaldı.

Rezervuarlarda kritik düşüş
İngiltere genelinde rezervuarların toplam doluluk oranı yüzde 54’e geriledi. Bu oran, yılın bu dönemi için uzun dönem ortalamasının yaklaşık yüzde 21 altında. Ülke genelindeki 18 rezervuar grubu kapasitesinin yarısından az doluyken, 11’i olağanüstü düşük seviyelerde bulunuyor. Güneybatı İngiltere’deki Wimbleball rezervuarının doluluğu yüzde 16’ya kadar inerken, West Sussex’teki Ardingly rezervuarında oran yaklaşık yüzde 20 seviyesinde ölçüldü. Bu kaynaklar yüz binlerce kişinin su ihtiyacının karşılanmasında önemli rol oynuyor.
Yetkililer, şiddetli kuraklık ilanının şu aşamada hanelere su arzının kesileceği anlamına gelmediğini vurguluyor. Ancak rezervuarların yeniden dolması için yalnızca birkaç günlük yağış yeterli olmayacak. İngiltere Çevre Ajansı, bazı bölgelerde su kaynaklarının toparlanabilmesi için önümüzdeki altı ay boyunca olağan yağış miktarının yaklaşık yüzde 120’sine ihtiyaç duyulabileceğini belirtiyor.
Su kullanımına yeni kısıtlamalar gündemde
Hükümet, su şirketlerine rezervuar ve nehir seviyelerini günlük olarak izleme talimatı verdi. Çevre Ajansı da doğal kaynaklardan su çeken işletmeler üzerindeki denetimleri artıracak. Kuraklıktan etkilenen bölgelerde kamu su kaynaklarını korumak amacıyla, su şirketlerinin rezervuarlarda daha fazla su tutabilmesine imkân sağlayacak geçici önlemler de devreye alındı.
Bazı bölgelerde bahçe hortumlarının kullanımına yönelik kısıtlamalar uygulanırken, su şirketleri golf sahaları, özel okullar ve ticari araç yıkama işletmeleri gibi alanlarda zorunlu olmayan su kullanımının da sınırlandırılmasını talep ediyor. Bu adımların amacı, içme suyu kaynakları üzerindeki baskıyı azaltmak. Ancak su tasarrufu önlemlerinin kapsamı ve uygulanması bölgelere göre değişiyor.
Kuraklığın bedelini ekosistemler de ödüyor
Uzayan yağışsız dönem yalnızca içme suyu kaynaklarını etkilemiyor. Nehirlerdeki akışın azalması, balıkların üreme alanlarını ve sucul canlıların yaşam koşullarını tehdit ediyor. Çevre kuruluşları, su çekiminin sınırlandırılması ve şebekelerdeki kaçakların azaltılması gerektiğini vurgularken, bazı bölgelerde kamu su arzını korumak için doğal su sistemleri üzerindeki baskının artması da yeni bir sorun yaratıyor. Özellikle düşük akış seviyelerine ulaşan nehirlerin ekolojik açıdan toparlanması uzun zaman alabiliyor.
İngiltere’deki gelişmeler, kuraklığın yalnızca yağış eksikliğinden ibaret olmadığını gösteriyor. Su depolama kapasitesi, şebeke kayıpları, tarımsal sulama ve doğal yaşamın ihtiyaçları birlikte ele alınmadığında, uzun süren kuraklık hem toplumsal hem de ekolojik riskleri büyütüyor. Üstelik yetkililer, bazı çiftçilerin mevcut rezervuarlarını kış boyunca yeniden dolduramaması hâlinde 2027 sulama sezonunda da su sıkıntısı yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.






