İspanya, Balıkçılık Nedeniyle Mahkemede!

5 Kasım 2026 | Çevre ve Doğa, Politika ve Düzenlemeler | 0 yorum

Balık ağlarına takılan yunuslar, balinalar ve muturlar için yeterli önlem alınmadığı gerekçesiyle ClientEarth, İspanya hakkında yasal süreç başlattı. Yalnızca Galiçya açıklarında her yıl en az 2 bin deniz memelisinin balıkçılık faaliyetleri sırasında kazara yakalandığı tahmin ediliyor. Çevre hukuku kuruluşu, bilimsel uyarılara ve Avrupa Birliği yükümlülüklerine rağmen etkili izleme ve koruma mekanizmalarının hayata geçirilmemesine dikkat çekiyor.

Denizlerde avlanan yalnızca hedeflenen balık türleri değil. Balıkçı ağlarına yunuslar, balinalar ve muturlar da takılıyor. Balıkçılık literatüründe hedef dışı av olarak tanımlanan bu durum, deniz memelileri için Avrupa sularındaki en ciddi tehditlerden biri. Üstelik bu ölümler çoğu zaman balıkçılık faaliyetlerinin görünmeyen maliyeti olarak kalıyor.

İspanya-Yunus Avcılığı

Çevre hukuku kuruluşu ClientEarth, İspanya'nın Atlantik kıyılarında yaşanan bu soruna karşı yeterli önlem almaması nedeniyle konuyu mahkemeye taşıdı. Kuruluş, İspanyol makamlarının deniz memelilerinin kazara yakalanmasını izleme, önleme ve azaltma konusunda Avrupa Birliği mevzuatından kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğini savunuyor.

Galiçya açıklarında her yıl en az 2 bin deniz memelisinin balıkçılık ekipmanlarına takılarak öldüğü tahmin ediliyor. Sorunun boyutunu ortaya koyan veriler ise mevcut izleme sistemlerinin yetersizliği nedeniyle hâlâ eksik.

İspanya Balıkçılık Faaliyetlerinin Yalnızca Yüzde 0,46'sını İzliyor

ClientEarth'ün itirazının merkezinde yalnızca kazara yakalanan hayvanların sayısı değil, bu ölümlerin ne ölçüde takip edildiği de bulunuyor.

Uluslararası Deniz Keşif Konseyi'nin (ICES) Korunan Türlerin Hedef Dışı Avlanması Çalışma Grubu tarafından hazırlanan 2025 raporuna göre İspanya, balıkçılık faaliyetlerinin gerçekleştiği günlerin yalnızca yüzde 0,46'sını izliyor. Başka bir ifadeyle ülkede her 216 balıkçılık gününden yalnızca biri denetleniyor.

Karşılaştırma, tablonun boyutunu daha görünür kılıyor. Portekiz'de izleme oranı yüzde 0,98, Fransa'da yüzde 1,32, Birleşik Krallık'ta ise yüzde 0,62. İspanya'nın elektronik izleme sistemleri üzerine pilot çalışmalar yürüttüğü, ancak bu çalışmalara ilişkin verileri ICES'e sunmadığı da raporda belirtiliyor.

İzleme eksikliği, sorunun gerçek boyutunu belirlemeyi güçleştiriyor. Dolayısıyla açıklanan ölüm tahminleri, deniz yaşamı üzerindeki baskının tamamını yansıtmayabilir.

Mevzuat Var, Uygulama Eksik

ClientEarth, temmuz ayında İspanya Tarım, Balıkçılık ve Gıda Bakanlığına resmi başvuruda bulunarak izleme sistemlerinin güçlendirilmesini, veri toplama kapasitesinin artırılmasını ve bilimsel kanıtlara dayalı önleyici tedbirlerin uygulanmasını talep etti. Yetkililerden yanıt alamayan kuruluş, yasal yola başvurdu.

Kuruluşun İspanyol makamlarından üç temel talebi bulunuyor: Deniz memelilerinin hedef dışı avlanma düzeyini belirleyecek özel izleme sistemlerinin kurulması, kazara yakalanmaları azaltacak etkili önlemlerin alınması ve bu uygulamalar için gerekli finansmanın sağlanması.

Üstelik bu, İspanya'nın ilk kez gündeme gelen bir yükümlülük ihlali değil. ClientEarth ve diğer çevre kuruluşları 2019 yılında Avrupa Komisyonuna başvurarak aralarında İspanya'nın da bulunduğu bazı üye ülkelerin deniz memelilerini koruma yükümlülüklerini yerine getirmediğini bildirmişti. Komisyon daha sonra ihlal süreci başlatmış ve İspanya'nın yeterli izleme önlemlerini almadığı sonucuna varmıştı.

Uluslararası Deniz Keşif Konseyi de 2020 yılında veri toplama sistemlerinin geliştirilmesini, azaltıcı önlemlerin uygulanmasını ve gerekli görülen bölgelerde belirli dönemler için balıkçılık faaliyetlerinin geçici olarak durdurulmasını önermişti.

İspanya bugün deniz memelilerini, deniz kaplumbağalarını ve deniz kuşlarını hedef dışı avlanmadan korumaya yönelik yeni bir kraliyet kararnamesi üzerinde çalışıyor. Ancak ClientEarth'e göre yeni düzenlemenin Avrupa Birliği hukukuyla uyumlu olması kadar, sahada uygulanmasını ve denetlenmesini sağlayacak mekanizmaları içermesi de gerekiyor.

Koruma, Veriyi Görmekle Başlıyor

ClientEarth avukatı Arthur Meeus, deniz memelilerinin korunmasına yönelik yasal çerçevenin zaten mevcut olduğunu, asıl sorunun bu yükümlülüklerin uygulanmaması olduğunu vurguluyor. Meeus'e göre izleme yapılmadan kazara yakalanmaların gerçek boyutunu belirlemek, etkili çözüm geliştirmek ve koruma politikalarının sonuçlarını ölçmek mümkün değil.

Sorunun ekonomik boyutu da göz ardı edilemez. Koruma önlemlerinin ertelenmesi, ilerleyen dönemde daha sert kısıtlamaları ve daha yüksek sosyoekonomik maliyetleri beraberinde getirebilir.

Denizlerde sürdürülebilir balıkçılıktan söz ederken yalnızca avlanan türlerin miktarına, stokların yenilenme hızına veya sektörün ekonomik performansına bakmak yeterli değil. Balıkçılık faaliyetlerinin hedeflemediği canlılar üzerindeki etkisi de sürdürülebilirlik hesabının ayrılmaz bir parçası olmak zorunda.

Yazıyı Paylaş:

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

Schneider Electric, Çevresel Veri Programı

Schneider Electric, Çevresel Veri Programı Başlattı

TEB, Sürdürülebilir Gelecek İçin Harekete Geçiyor

İklim Kahramanları: Gençlerin Gücü

BİM mağaza

BİM Müşterilerine Nişasta Bazlı Çevre Dostu Torba Hediye Ediyor

enerji

İşletmeler Enerjiyi Nasıl Boşa Harcamamalı?

Enerjisa Üretim İnsan ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Ayşegül Gürkale

Enerjisa Üretim’in RES’i Kadınlara Emanet