Nepal’den İklim Krizi için Küresel Fatura Çağrısı

8 Eylül 2026 | Güncel, İklim Değişikliği | 0 yorum

Himalayalar’daki buzul hareketinin ardından Nepal’de meydana gelen yıkıcı seller, iklim krizinin bedelinin kim tarafından karşılanacağı tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Başbakan Balendra Shah, felaketin sıradan bir sel olmadığını belirterek uluslararası topluma iklim krizi karşısında daha güçlü adımlar atma çağrısında bulundu.

Nepal’in Tibet sınırı yakınındaki kuzey bölgelerinde yaşanan felaket, bir buzulun bir bölümünün çökmesiyle başladı. Büyük miktarda buz ve kayanın vadiye doğru ilerlemesi Lhende Nehri’nin geçici olarak önünü kapattı. Doğal bariyerin daha sonra yıkılmasıyla güçlü bir sel dalgası aşağı bölgelere ulaştı. The Independent’ın 1 Eylül tarihli haberine göre Nepal’de 987 kişinin hayatını kaybettiği, 3 bin 916 kişinin ise kayıp olduğu bildirildi. Çin’deki can kayıplarıyla birlikte bölgedeki toplam can kaybı 1.000’i aştı. Felaketin bilançosunun tamamı henüz ortaya çıkmış değil. Nepal Maliye Bakanı Swarnim Wagle, yalnızca Rasuwa ve Nuwakot bölgelerinin yeniden inşası için ihtiyaç duyulacak kaynağın 5 milyar dolara ulaşabileceğini açıkladı.

Nepal Floods-Nepal Seli 2026

Himalayalar’da Risk Büyüyor

Himalayalar’da sel, heyelan ve çığlar uzun süredir doğal tehlikeler arasında yer alıyor. Ancak iklim değişikliği bu risklerin zeminini değiştiriyor. Hindu Kush-Himalaya bölgesindeki buzullar hızlanan bir biçimde buz kaybederken, permafrostun çözülmesi, yamaçların istikrarsızlaşması, buzul göllerinin büyümesi ve yağış rejimlerinin düzensizleşmesi sel ve heyelan risklerini artırıyor. Nepal Başbakanı Shah da yaşanan felaketin Himalaya bölgesinde iklim değişikliğiyle birlikte artan risklerin bir göstergesi olduğunu belirterek ülkesinin karşı karşıya olduğu iklim kaynaklı afetlerin uluslararası toplum nezdinde daha güçlü biçimde gündeme getirilmesi gerektiğini söyledi.

İklim Krizine Katkısı Düşük, Zararı Büyük

Nepal’in yaşadığı felaket, iklim adaleti tartışmasının temel sorularından birini yeniden ortaya çıkarıyor. Küresel ısınmaya neden olan emisyonlara katkısı düşük ülkeler, iklim değişikliğinin sonuçlarından neden bu kadar ağır biçimde etkileniyor? 30 milyondan az nüfusa sahip Nepal, küresel emisyonlara büyük ekonomilerle kıyaslandığında çok sınırlı bir katkıda bulunuyor. Buna karşın ülkenin altyapısı iklim kaynaklı afetlere karşı ciddi risk altında. Coalition for Disaster Resilient Infrastructure’ın verilerine göre Nepal’de yaklaşık 124 milyar dolar değerindeki altyapı iklim kaynaklı afetlere açık durumda. Ülkenin yıllık ortalama afet kaybının ise yaklaşık 760 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor. Buna karşılık ulusal afet fonunun bu kayıpları karşılayabilecek düzeyin oldukça altında kaldığı belirtiliyor.

Yeniden İnşa Etmek Yetmiyor

Nepal’in karşı karşıya olduğu sorun yalnızca yıkılan yolları, köprüleri ve binaları yeniden yapmak değil. İklim krizinin etkileri ağırlaştıkça, aynı bölgelerin gelecekte benzer felaketlerle yeniden karşılaşma ihtimali de artıyor. Bu nedenle iklim finansmanında giderek daha fazla önem kazanan “kayıp ve zarar” mekanizması kritik bir başlık haline geliyor. İklim değişikliğinin artık kaçınılması mümkün olmayan etkileri nedeniyle ortaya çıkan ekonomik ve ekonomik olmayan kayıpların nasıl karşılanacağı, özellikle gelişmekte olan ülkelerin en önemli taleplerinden biri. Nepal’in yaşadığı felaket de bu tartışmayı yeniden gündeme taşıyor: İklim krizinin bedelini, krize en az katkıda bulunan ülkeler kendi kaynaklarıyla mı ödemek zorunda kalacak?

Türkiye İçin de Bir Uyarı

Nepal’in yaşadığı felaket Türkiye ile aynı iklimsel ve coğrafi koşullara sahip değil. Ancak ortaya çıkan tablo Türkiye açısından da göz ardı edilemeyecek bir mesaj taşıyor. Türkiye’de sel ve taşkınlardan orman yangınlarına, aşırı sıcaklardan kuraklığa kadar iklim kaynaklı riskler giderek daha görünür hale geliyor. Bu nedenle iklim politikalarının yalnızca emisyon azaltımı üzerinden değil, iklim değişikliğine uyum, dayanıklı altyapı ve afet risklerinin azaltılması üzerinden de değerlendirilmesi gerekiyor. Nepal’in yaşadığı yıkım, afet meydana geldikten sonra yeniden inşa etmenin tek başına yeterli olmadığını gösteriyor. Asıl mesele, değişen iklim koşullarını bugünden hesaba katan kentler, altyapılar ve kamu politikaları oluşturabilmek. İklim krizi artık yalnızca sıcaklıkların yükselmesiyle ilgili değil. Buzulların hareketinden altyapının dayanıklılığına, kamu bütçelerinden uluslararası finansmana kadar uzanan çok daha geniş bir ekonomik ve toplumsal risk alanı yaratıyor. Nepal’in çağrısı da tam olarak bu nedenle yalnızca bir yardım çağrısı olarak değil, iklim krizinin sorumluluğu ve maliyetinin nasıl paylaşılacağına ilişkin küresel bir soru olarak okunmalı.

Kaynak: The Independent

Yazıyı Paylaş:

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

Vestel Sürdürülebilirlik Skorlarını Yükseltti

GAP Sürdürülebilir Moda

Tekstilde Karbonu Azaltan Ortaklık!

feeding tomorrow belgeseli

Yeni Belgesel “Feeding Tomorrow”: Gıda, İklim Değişikliği ve Tarımın Geleceği

BİTKİDEN Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Akdağ

Bitki Çayları Sağlık Açısından Risk Taşıyabilir

ARTA Tekstil kurucu ortağı Tamer Nalbant

ARTA Tekstil’in Yeni Koleksiyonu Sürdürülebilirlik İlkesini Benimsiyor

Prof. Dr. İbrahim Özdemir

İklim Krizini Durdurma ve Hafifletme: Uzman Görüşleri