One Planet Habitat, “Kendi Kendine Yetebilen Ev” Modelini Deniyor

20 Ağustos 2026 | Enerji, Kent ve Sürdürülebilirlik | 0 yorum

İzmir’de geliştirilen One Planet Habitat projesi, konutun enerji, su ve gıda ihtiyacını kendi kaynaklarıyla karşılayabileceği bir yaşam modeli öneriyor. Pasif Ev standardı, güneş enerjisi, yağmur ve gri su yönetimi, akuaponik üretim ve yapay zekâ destekli altyapının bir araya getirildiği proje, “sürdürülebilir ev” fikrini enerji verimliliğinin ötesine taşıyor.

Bir evin elektrik faturasını düşürmekle gerçekten sürdürülebilir hale geldiğini düşünmek artık biraz fazla kolaycı bir fikir. Peki elektrik kesilirse? Suya erişim zorlaşırsa? Gıda tedarik zinciri aksarsa? Ya da iklim koşulları bugün alıştığımızdan çok daha sert hale gelirse? One Planet Habitat tam da bu soruların etrafında şekillenen bir yaşam modeli öneriyor. İzmir’de geliştirilen ve inşaatını İzka İnşaat’ın üstlendiği proje, konutların yalnızca daha az enerji tüketmesini değil, enerji, su ve gıda ihtiyaçlarının mümkün olduğunca kendi döngüsü içinde karşılanmasını hedefliyor.

one planet habitat

Modelin temelinde, dünyanın en sıkı enerji verimliliği standartlarından biri olarak tanımlanan Pasif Ev (Passivhaus) yaklaşımı bulunuyor. Yapılarda kesintisiz yalıtım, ısı köprülerinin ortadan kaldırılması, üç camlı pencereler, hava sızdırmaz yapı kabuğu ve ısı geri kazanımlı havalandırma sistemleri kullanılacak. Bu sayede ısıtma ve soğutma için gereken enerjinin geleneksel yapılara göre önemli ölçüde azaltılması amaçlanıyor. Fakat projenin iddiası yalnızca enerji verimliliğiyle sınırlı değil.

Ev artık yalnızca dört duvardan ibaret değil

One Planet Habitat’ta güneş enerjisi yerinde üretilecek. Su tarafında ise yağmur suyunun toplanması, yer altı su kaynaklarının kontrollü kullanılması ve gri suyun arıtılarak yeniden sisteme kazandırılmasıyla kapalı bir su döngüsü oluşturulması planlanıyor. Bir başka dikkat çekici sistem ise gıda üretimi. Yerleşkede akuaponik sistemler, akıllı seralar, meyve bahçeleri ve hayvancılık birlikte kullanılacak. Proje kapsamında her hane için yılda yaklaşık 800 kilogram sebze ve 500 kilogram meyve üretimi hedefleniyor. Buna ek olarak balık, karides, yumurta, süt ürünleri ve bal üretimi de planlanıyor. Bitkisel üretimde pestisit kullanılmaması hedeflenirken, akuaponik sistem sayesinde balık ve bitkiler aynı su döngüsünün parçası olacak. Balıklardan kaynaklanan atıkların bitkiler için besine dönüşmesi, bitkilerin ise suyun temizlenmesine katkı sağlaması üzerine kurulu bu sistem, kaynakların tek kullanımlık olmaktan çıkarılmasını amaçlıyor. Bu noktada proje, “ev” kavramını biraz değiştiriyor. Çünkü burada konut yalnızca enerji tüketen bir yapı değil; enerji üreten, suyu yeniden kullanan ve belirli ölçekte gıda üreten bir yaşam sistemi olarak tasarlanıyor.

Yapay zekâ da bu döngünün içinde

Sistemin yönetiminde yapay zekâ destekli bir altyapı kullanılacak. Enerji, su ve gıda döngülerinin yönetilmesi ve kaynak kullanımının sakinlerin günlük ritmine göre ayarlanması hedefleniyor. Hava kalitesi de projenin önemli başlıklarından biri. Yerleşkeye alınan havanın HEPA sınıfı filtrelerden geçirilmesi planlanırken, yapıların hava sızdırmaz kabuğuyla iç ortamda daha sessiz ve kontrollü bir yaşam alanı oluşturulması hedefleniyor. Deprem güvenliği tarafında ise yapılarda karbon fiber güçlendirme kullanılacağı belirtiliyor. Havacılık mühendisliğinden esinlenen bu uygulamayla yapıların dayanıklılığının artırılması amaçlanıyor. Tüm bunlar bir araya geldiğinde ortaya klasik anlamda bir “yeşil konut” projesinden daha kapsamlı bir model çıkıyor. Çünkü mesele artık yalnızca binanın ne kadar az enerji tükettiği değil, dışarıdan aldığı kaynaklara ne kadar bağımlı olduğu.

Sürdürülebilirlik mi, dayanıklılık mı?

Projenin dikkat çekici taraflarından biri de sürdürülebilirlik ile dayanıklılığı aynı çerçevede ele alması. One Planet Habitat’ın yaklaşımında enerji kesintileri, su kaynaklarına erişim sorunları veya gıda tedarikindeki kırılmalar gibi krizler karşısında yaşamın mümkün olduğunca devam edebilmesi hedefleniyor. İzka İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi ve Sürdürülebilirlik Direktörü Payiz Yeşil, modelin temelindeki yaklaşımı, geleceğin konutunda asıl değerin yalnızca büyüklük veya kullanılan malzemeler değil, kendi kendine yetebilme kapasitesi olduğu fikri üzerinden anlatıyor. Projenin amacının dünyadan kopuk bir yaşam alanı yaratmak değil, sistemler baskı altına girdiğinde yaşamın devam edebildiği yerleşimler kurmak olduğunu belirtiyor. One Planet Habitat Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Kahyazade ise modelin gelecekte daha büyük yerleşimlere ölçeklenebileceğini savunuyor. Projenin arkasındaki fikir, bugünün villasından başlayarak yarının mahallelerine ve şehirlerine uzanabilecek bir yaşam altyapısı oluşturmak. Buradaki kritik soru da tam olarak bu. Çünkü birkaç düzine konutun kendi enerjisini üretmesi ve kendi gıdasının bir bölümünü yetiştirmesi elbette mümkün. Asıl mesele, bu modelin daha fazla insanın yaşayabileceği ölçekte ekonomik, ekolojik ve sosyal olarak sürdürülebilir olup olmadığı.

Kendi kendine yeten ev, kendi kendine yeten şehir demek değil

One Planet Habitat’ın önerdiği model, geleceğin konutlarına dair önemli bir tartışmayı yeniden gündeme getiriyor: Evleri yalnızca tüketim noktaları olarak mı tasarlayacağız, yoksa onları küçük üretim ve kaynak yönetimi sistemlerine mi dönüştüreceğiz? Bu yaklaşımın iklim krizi, enerji güvenliği ve su kıtlığı açısından güçlü bir tarafı var. Ancak kendi kendine yetebilme iddiasının gerçek sınavı, sistemlerin ilk kurulduğu gün değil, yıllar sonra nasıl çalıştığında ortaya çıkacak. Güneş panellerinin, su sistemlerinin, seraların, akuaponik ünitelerin ve yapay zekâ altyapısının bakım maliyetleri ne olacak? Üretim hedefleri farklı iklim koşullarında korunabilecek mi? Bu model orta gelirli haneler için de erişilebilir hale gelebilecek mi? Ve en önemlisi, bireysel olarak kendi kendine yeten konutlar gerçekten daha dayanıklı bir toplum yaratacak mı? Çünkü sürdürülebilirlik yalnızca “ben kendi elektriğimi üretiyorum” demek değil. Bir sistemin uzun süre çalışması, erişilebilir olması ve daha geniş bir yaşam biçimine dönüşebilmesi gerekiyor.

Kaynak: AA

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

Alışan Lojistik CEO'su Damla Alışan

Alışan Lojistik, CDP İklim Notunu B’Ye Yükseltti

Kamion

Yeşil Lojistik: Sürdürülebilir Taşımacılık ve Lojistikte Yükselen Trendler

Innovation Campus programı

Samsung’un Innovation Campus Mezunları Projelerini Sundu

modada kürk kullanımı

Moda Dünyasında Yeni Bir Dönem: Vogue, Kürke Veda Ediyor!

UN Global Compact Türkiye-Ankara Buluşması

Ankara’nın Gündeminde ‘Sürdürülebilirlik’ Vardı

Trump RES'e karşı

ABD’de RES Projelerine ‘Ulusal Güvenlik’ Kısıtlaması Geldi!