Paris Anlaşması’nın Uygulama ve Uyum Komitesi, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Senegal ve Kuzey Kore’yi yeni Ulusal Katkı Beyanlarını (NDC) sunmamaları ve komitenin tekrarlanan bildirimlerine yanıt vermemeleri nedeniyle yıllık raporunda isimleriyle açıkladı. Karar, aylar süren tartışmaların ardından alındı. Komite, ülkelerin isimlerini açıklama gerekçesini sürece katılımlarını kolaylaştırmak olarak tanımladı.

Üç ülke, yalnızca yeni iklim planlarını sunmayan ülkeler arasında yer almıyor. Komitenin raporuna göre bu ülkeler, yeni NDC sunmadıkları gibi zorunlu iki yıllık şeffaflık raporlarını da iletmedi ve kendilerine yapılan tekrarlı bildirimlere yanıt vermedi. Komite, temsilcilerini 2027'nin başında yapılacak toplantısına davet ederek gecikmelerin nedenlerini ve karşılaşılan engelleri ele almayı planlıyor.
NDC Neden Bu Kadar Önemli?
Ulusal Katkı Beyanları, ülkelerin sera gazı emisyonlarını azaltmak ve iklim değişikliğine uyum sağlamak için üstlendikleri hedefleri ve planladıkları politikaları ortaya koyuyor. Paris Anlaşması, taraf ülkelerin bu planları beş yılda bir sunmasını ve her yeni planın önceki taahhütlere kıyasla daha iddialı olmasını öngörüyor.
2035 hedeflerini içermesi beklenen yeni NDC'lerin son teslim tarihi Şubat 2025'ti. Ülkelerin büyük bölümü bu tarihi kaçırdı. Komitenin temmuz ayındaki toplantısında yeni planını sunmamış 45 taraf bulunuyordu. Sonraki aylarda ülkelerin bir bölümü eksiklerini giderirken, komitenin yıllık raporunun yayımlandığı sırada tekrarlanan çağrılara hâlâ yanıt vermeyen üç ülke öne çıktı.
Burada iki farklı durumun ayrılması gerekiyor: Bir ülkenin planını geciktirmesi ile komitenin iletişim girişimlerine yanıt vermemesi aynı şey değil. Açıklamanın odağında, yalnızca gecikme değil, sürece katılmama da bulunuyor.
Yaptırım Değil, Diyalog
Paris Anlaşması’nın Uygulama ve Uyum Komitesi, ülkeleri cezalandırmak üzere kurulmuş bir yaptırım mekanizması değil. Görevi, anlaşmanın uygulanmasını kolaylaştırmak ve uyumu desteklemek. Bu nedenle üç ülkenin adının açıklanması, para cezası ya da otomatik bir yaptırım anlamına gelmiyor.
Komite, ülkelerin ulusal kapasitelerini ve koşullarını dikkate alarak karşılaştıkları engelleri anlamaya çalışıyor. İklim planı hazırlamak; emisyon verilerini toplamayı, ekonominin farklı sektörlerini değerlendirmeyi ve azaltım politikalarını belirlemeyi gerektiriyor. Finansman, teknik kapasite veya olağanüstü siyasi koşullar bu süreci zorlaştırabiliyor.
Ancak diyaloğa dayalı yaklaşımın sınırı da burada ortaya çıkıyor: Ülkeler iletişim kurmadığında, komitenin sorunları anlaması ve destek sağlaması güçleşiyor. İsimlerin açıklanması, bu nedenle hukuki bir cezadan çok siyasi ve diplomatik bir baskı aracı niteliği taşıyor.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Senegal Neden Önemli?
Ülkelerin iklim politikalarındaki konumları, gecikmenin etkisini daha da dikkat çekici hâle getiriyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Amazon'dan sonra dünyanın en büyük tropikal yağmur ormanı alanlarından birine ev sahipliği yapan Kongo Havzası'nın önemli bölümünü barındırıyor. Ormanlar ve turbalık alanlar büyük miktarda karbon depolarken tarım alanlarının genişlemesi, odun kömürü üretimi, ağaç kesimi ve madencilik nedeniyle baskı altında.
Senegal ise yenilenebilir enerji hedeflerini desteklemek için uluslararası iklim finansmanına ihtiyaç duyan ülkeler arasında. Ülke, 2023'te Kanada ve Avrupa ülkeleriyle Adil Enerji Dönüşümü Ortaklığı kurmuştu. Bu nedenle yeni iklim planlarının sunulmaması, yalnızca emisyon hedefleri açısından değil, enerji dönüşümü ve uluslararası iş birliği bakımından da önem taşıyor.
İklim Diplomasisinin Güven Testi
Üç ülkenin açıklanması, Paris Anlaşması'nın uygulama kapasitesine ilişkin daha geniş bir soruyu gündeme getiriyor: Ülkeler taahhütlerini yerine getirmediğinde uluslararası sistem ne yapabiliyor?
Anlaşmanın yaklaşımı, ulusal koşulları dikkate alarak iş birliğini sürdürmek. Bu tercih, özellikle finansman ve teknik kapasite sorunları yaşayan ülkeler açısından önemli. Öte yandan iklim hedeflerinin yalnızca açıklanması değil, izlenebilir ve karşılaştırılabilir planlara dönüşmesi de gerekiyor.
Komitenin attığı adım, iklim diplomasisinde şeffaflığın önemini ortaya koyuyor. Ancak isimleri açıklamak tek başına emisyonları azaltmayacak. Asıl belirleyici olan, üç ülkenin sürece katılıp katılmayacağı ve yeni iklim planlarını ne zaman sunacağı olacak.






