Yeşil tahviller artık şirketlerin sürdürülebilirlik hedeflerini finanse etmek için kullandığı araçlardan biri. Ancak Avrupa Birliği’nin European Green Bond Standard (EuGB) yaklaşımı, “yeşil” etiketi taşıyan tahviller için çıtayı yükseltiyor. Kaynağın, AB Taksonomisi ile uyumlu ekonomik faaliyetlere yönlendirilmesi ve kullanımının şeffaf biçimde raporlanması gerekiyor. Philips’in 2034 vadeli tahvili bu standart kapsamında sağlık teknolojileri sektöründe bir ilk olma özelliği taşıyor. 650 milyon avroluk ihracın kupon oranı yüzde 4, getirisi ise yüzde 4,055 olarak gerçekleşti. Tahvil ihracına gelen talep de arzın 2,7 katına ulaştı. Şirket, elde edilen kaynağın eşdeğer tutarını AB Taksonomisi ile uyumlu faaliyetlerin finansmanında kullanacak. Philips’in sürdürülebilir finansman çerçevesinde öne çıkan alanlardan biri döngüsel ekonomi. Enerji verimliliği, ürünlerin daha az kaynak kullanacak biçimde tasarlanması, geri dönüştürülmüş veya biyobazlı malzemelerin kullanılması, ürün ömrünün uzatılması ve yeniden kullanım gibi uygulamalar uygun faaliyetler arasında yer alıyor.

Bu yaklaşım Philips’in 2045 yılına kadar değer zinciri genelinde net sıfır sera gazı emisyonuna ulaşma hedefiyle de bağlantılı. Şirket, yeşil finansman yoluyla özellikle enerji verimli ürünlerin geliştirilmesi, ürün kullanım aşamasındaki emisyonların azaltılması ve satın alınan ürünlerden kaynaklanan emisyonların düşürülmesine katkı sağlamayı hedefliyor.
Yeşil tahvilin rengi yetmiyor
Burada önemli olan yalnızca tahvilin “yeşil” olarak adlandırılması değil. EuGB standardının temel amacı da tam olarak bu: Yeşil finansmanın gerçekten çevresel hedeflere hizmet edip etmediğini daha ölçülebilir ve şeffaf hale getirmek. Philips örneğinde yatırımcının parasının hangi alanlara yönlendirileceği önceden tanımlanıyor ve şirketin bu faaliyetlerin sürdürülebilirlik hedefleriyle ilişkisini raporlaması gerekiyor. Avrupa’nın yeşil tahvil piyasasında daha güvenilir bir ortak standart oluşturma çabası da burada önem kazanıyor. Çünkü sürdürülebilir finansmanın geleceği yalnızca “ne kadar para yeşil yatırımlara aktı?” sorusuyla ölçülmeyecek.
Asıl soru, o paranın sonunda neyi değiştirdiği olacak.






