İklim krizinde asıl tehlike artık yalnızca sıcaklık rekorları değil; gezegenin yaşamı ayakta tutan sistemlerinin dayanma sınırlarına yaklaşması. Potsdam İklim Etkileri Araştırma Enstitüsü Direktörü Johan Rockström’e göre küresel ısınma hızlanıyor. Mevcut gidişat, dünya yüzeyindeki ortalama sıcaklığın önümüzdeki birkaç yıl içinde sanayi öncesi dönemin 1,5 derece üzerine çıkabileceğine işaret ediyor. Bu eşiğin aşılması, aşırı hava olaylarının daha sık ve şiddetli yaşanması riskini artırıyor.

Amazon ve Mercan Resifleri Risk Altında
Rockström’ün uyarısı, iklim değişikliğinin tek tek doğal alanlarda yarattığı hasardan daha geniş bir tabloya işaret ediyor. Mercan resifleri ve Amazon yağmur ormanları, geri döndürülmesi son derece güç değişimlerin eşiğine yaklaşan sistemler arasında. Atlantik Okyanusu’ndaki büyük ölçekli dolaşım sisteminin bazı bölümleri için de çöküş riski gündemde. Bu sistemlerde yaşanacak köklü değişimler, yalnızca bulundukları bölgeleri değil, küresel iklim düzenini de etkileyebilir.
Şirketler İklimle Doğayı Birlikte Ele Almalı
Rockström’e göre şirketlerin iklim ve doğa krizlerini birbirinden bağımsız gündemler olarak değerlendirmesi artık yeterli değil. Karbon emisyonlarını azaltmak kadar biyolojik çeşitliliği ve tatlı su kaynaklarını korumak da iş stratejilerinin parçası olmalı. Çünkü enerji dönüşümü, doğanın korunmasından ayrı düşünüldüğünde krizin yalnızca bir bölümüne müdahale ediyor.
Fosil Yakıt Politikaları Dönüşümü Yavaşlatıyor
Bilim insanının eleştirilerinden biri de fosil yakıtlardan çıkışı geciktiren siyasi ve ekonomik tercihlere yöneliyor. İçten yanmalı motorların aşamalı olarak devreden çıkarılmasına yönelik kuralları zayıflatma girişimleri ve benzin ile dizele sağlanan teşvikler, elektrikli araçlara geçişi sekteye uğratabiliyor. İklim hedefleri açıklamakla bu hedefleri destekleyen politikalar üretmek arasındaki mesafe, dönüşümün hızını belirleyen temel sorunlardan biri olmaya devam ediyor.
Kaynak: Reuters






