Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi’nin pilot dönemi 2026 ve 2027 emisyonlarını kapsıyor. İlk aşamada elektrik üretimi, çimento, demir-çelik, alüminyum ve gübre sektörlerindeki belirli büyüklükteki tesisler sistemin kapsamında yer alıyor. 2026 sistem yılında işletmeler için raporlama yükümlülüğü bulunurken, fiyat mekanizmasının 2027 sistem yılı itibarıyla başlaması öngörülüyor.

Bu nedenle İstanbul’daki toplantının gündemi, karbon piyasasının teknik altyapısından çok daha geniş bir anlam taşıyor. Kapsama girecek tesislerin emisyonlarını nasıl izleyeceği, raporlayacağı ve doğrulatacağı; tahsisatların nasıl dağıtılacağı ve piyasanın nasıl işleyeceği, şirketlerin önümüzdeki dönemde karşılaşacağı yeni kurallar arasında.
Avrupa ile Ticaret de Denklemin İçinde
Türkiye’nin karbon piyasası yalnızca iç piyasadaki emisyonların fiyatlandırılmasıyla sınırlı değil. AB’nin SKDM uygulaması nedeniyle özellikle karbon yoğun sektörlerin emisyon verilerini doğru şekilde ölçmesi ve dönüşüm yatırımlarını hızlandırması ihracat açısından da önem taşıyor. Eylül ayında yapılan Türkiye Karbon Fiyatlandırma Forumu’nda da ETS, SKDM, sanayinin karbonsuzlaşması ve yeşil dönüşüm yatırımlarının finansmanı aynı başlık altında ele alınmıştı.
Karbon tarımı ve yeşil sanayinin finansmanının da gündeme alınması, karbon piyasasının yalnızca sanayi tesislerinin emisyon maliyetlerini belirleyen bir mekanizma olarak görülmediğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde asıl mesele, karbonun fiyatını belirlemek kadar bu fiyatın şirketleri gerçekten daha düşük emisyonlu üretime yöneltip yöneltmeyeceği olacak.






