Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’nın (TSKB) ana yatırımcısı olduğu Türkiye Yeşil Fonu, üçüncü yatırımını Disera Tıbbi Malzeme Lojistik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye gerçekleştirdi. T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı garantörlüğünde Dünya Bankası kaynağıyla kurulan fonun Disera yatırımı, aynı zamanda sağlık sektöründeki ilk yatırım olma özelliğini taşıyor.

Yatırımın tamamı sermaye artırımı yoluyla yapıldı. Kaynağın, Disera’nın büyümesinin yanı sıra karbon ayak izinin azaltılması ve üretim süreçlerinin daha verimli hale getirilmesi için kullanılması planlanıyor.
Para Nereye Gidecek?
Disera’nın yatırım kapsamında yenilenebilir enerji kullanımını artırması, üretim verimliliğini geliştirmesi, su ve atık yönetimini güçlendirmesi hedefleniyor. Şirketin sürdürülebilirlik planları yalnızca enerji tüketimiyle sınırlı değil; üretimde kullanılan kaynakların daha verimli yönetilmesi de yatırımın odağında.
İzmir merkezli Disera, 1996’dan bu yana tıbbi malzeme alanında faaliyet gösteriyor ve kan alma sistemleri, laboratuvar sarf malzemeleri, idrar toplama sistemleri ve PRP ürünleri üretiyor. Şirket bugün 80’den fazla ülkeye ürün ve hizmet sunuyor.
Disera’nın daha önce de üretim tarafında yenilenebilir enerji yatırımları yaptığı görülüyor. Şirketin kendi verilerine göre 2023’te devreye aldığı 3 MW’lık güneş enerjisi sahası üretimde kullanılmaya başlandı; aynı yıl Türkiye’nin ilk 10 MeV E-Beam sterilizasyon tesislerinden birini de devreye aldı.
Yeşil Dönüşümün Yeni Adresi: Sermaye
Türkiye Yeşil Fonu’nun temel amacı, yeşil dönüşüm sürecindeki şirketlere orta ve uzun vadeli sermaye sağlayarak emisyon azaltımını ve özel sektörün dönüşümünü desteklemek. Fonun yatırım stratejisinde yalnızca çevresel performans değil, şirketlerin yeşil teknolojilere ve karbonsuzlaşma yatırımlarına erişimini artırmak da önemli bir yer tutuyor.
Disera yatırımı bu açıdan önemli bir örnek. Çünkü yeşil dönüşüm artık yalnızca enerji şirketlerinin ya da ağır sanayinin gündemi değil. Tıbbi malzeme gibi üretim süreçleri yoğun sektörlerde de enerji, su, atık ve kaynak verimliliği yatırımları giderek finansman kararlarının bir parçası haline geliyor.
Asıl sınav ise bundan sonra başlıyor: 10 milyon doların ne kadarının gerçekten ölçülebilir çevresel kazanıma dönüşeceği. Yenilenebilir enerji kapasitesindeki artış, enerji ve su tüketimindeki düşüş, atıkların azaltılması ve karbon ayak izindeki değişim somut verilerle ortaya konduğunda yatırımın yeşil dönüşüm etkisi daha net görülebilecek.






